<?xml version="1.0" encoding="utf8"?>
         <rss version="2.0"> 
         <channel>
         <title>Sağlık Haber Ajansı</title>
         <link>https://www.saglikhaberajansi.com</link><item>
		   <title>&#39;Bitkisel&#39; tanıtıma rekor ceza!</title>
		   <description><![CDATA[Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösterenr 'Glint' marka mutfak temizleyecisinin yüzde yüz 'Bitkisel' olarak satışa sunulması ve tanıtılmasını inceleyen Reklam Kurulu, firmaya yanıltıcı tanıtım ve reklam yapmaktan 39 milyon 916 bin 524 idari para cezası verip, reklamların durdurulmasına karar verdi.]]></description>
		   <news><![CDATA[Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim yapan 'Glint' marka mutfak temizleyicisinin üzerinde yazan 'Bitkisel Temizleyici' cümlesi firmaya rekor ceza getirdi.

'Glint Bitkisel Temizleyici' olarak üretim yapan ve içerisinde kimyasal madde bulunan ürünün kullanan tüketicilerin hastanelik olması, artan şikayetler üzerine firma hakkında soruşturma başlatıldı.

 

Glint markasının bazı görsel ve yazılı basın organlarında da kimyasal ürünle ilgili 'Bitkisel' ibaresi kullanddığını tespit eden Reklam Kurulu, firmanın reklamı hakkında savunma istedi. Firmanın ürünlerinin laboratuvar incelemesi sonuçlarını delil olarak kabul eden Reklam Kurulu, 'Bitkisel' kelimesinin tüketici yanıltıcı tanıtım ve reklam olduğuna karar verdi.

 

Reklam Kurulu, 'Glint' firmasına yanıltıcı reklamdan dolayı 39 milyon 916 bin 524 TL idari para cezası kesti. Reklam kurulu, markanın tüm reklamlarının da durdurulmasına karar verdi.

 

Glint marka mutfak temizleyicisi üzerindeki şikayetler 'Bitkisel' yazdığı için tercih ettiklerini ve bu yanıltıcı kelimeden dolayı kimyasal etkiye maruz kalıp, hastanelik olduğunu iddia edenlerin sayısında artış olmasına neden olmuştu.kaynak:songelenhaber
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/06/bitkisel-tanitima-rekor-ceza.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/06/bitkisel-tanitima-rekor-ceza_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/bitkisel-tanitima-rekor-ceza/4985/</link>
		   <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:44:38 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Büyükşehir&#39;den ikinci Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi</title>
		   <description><![CDATA[Konak Center'da yer alan İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi'nde (İZSEM) açtığı Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi'nde ücretsiz ve anonim olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) test hizmeti veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı hizmeti Küçük Çiğli'de bulunan İZSEM bünyesinde de yürütecek.]]></description>
		   <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi sayısını ikiye çıkardı. İlki İZSEM Konak Center'da faaliyete geçen merkezin ikincisi İZSEM Küçük Çiğli'de çalışmalarına başladı. Merkezlerde ücretsiz ve anonim şekilde HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testleri yapılıyor. Detaylı bilgi ve randevu için 0232 294 22 47 numaralı telefon aranabiliyor.

Gizlilik esasıyla çalışılıyor

Gizlilik esasıyla çalışan merkezde, danışanların kimlik bilgileri alınmıyor ve herhangi bir sosyal güvence de aranmıyor. Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor. İlk tanı testi sonucuna göre pozitif şüphesi duyulan hasta, hastanelere yönlendiriliyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışma, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmetini de kapsıyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/06/buyuksehir-den-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/06/buyuksehir-den-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/buyuksehir-den-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi/4984/</link>
		   <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:35:22 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>El Cerrahisi Uzmanı Dr. Savran&#39;dan &apos;Acemi Kasap&#39; Uyarısı “ </title>
		   <description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, bayram döneminin el cerrahisinin en yoğun zamanlarından biri olduğunu söyledi.]]></description>
		   <news><![CDATA[Kurban kesimi sırasında yaşanan dikkatsizliklerin ciddi yaralanmalara yol açtığını belirten Savran, özellikle el ve parmak kesilerinde her yıl büyük artış yaşandığına dikkat çekti.

“Kurban Bayramı geldiğinde adeta el kesisi salgını yaşanıyor” diyen Savran, sağlık çalışanlarının bu döneme özel hazırlık yaptığını ifade etti. Savran, “Kurban Bayramı, el cerrahisinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Bu süreçte izinler iptal edilir, gerekli malzemeler ve cerrahi setler hazırlanır. Sağlığın her alanında olduğu gibi burada da koruyucu hekimlik büyük önem taşıyor” dedi.

Vatandaşların kurban kesimini mutlaka işin uzmanına bırakması gerektiğini vurgulayan Savran, profesyonel kasaplarla çalışılmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Kurban kesimi yapan kişilerin koruyucu eldiven kullanması gerektiğini belirten Savran, profesyonel kesim alanlarında tetanoz aşısının da ihmal edilmediğini kaydetti.

Olası yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Savran, kopan uzuvların doğru şekilde taşınmasının tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirtti.

Savran, “Bir yaralanma olduğunda en yakın acil servise başvurulmalıdır. Eğer parmak kopması varsa, kopan parçanın uygun koşullarda taşınması gerekir” diye konuştu.

 
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi/4983/</link>
		   <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:50:01 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Bahar Alerjisine Dikkat</title>
		   <description><![CDATA[Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, toplumda “bahar alerjisi” olarak bilinen durumun yalnızca ilkbaharla sınırlı olmadığını belirtti. Alerjiye yol açan polenlerin türüne göre ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında da yayılabildiğini belirten Dr. Paksoy, “Çayır ve çimen polenleri genellikle Nisan ile Temmuz ayları arasında yoğunlaşırken, ağaç polenleri daha çok ilkbaharda yayılıyor. ]]></description>
		   <news><![CDATA[Yabani ot polenleri ise Temmuz ile Eylül ayları arasında görülüyor” diye konuştu.

Alerjinin ortaya çıkabilmesi için genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Paksoy, alerjenlerin vücuda farklı yollarla girebildiğini belirterek şunları söyledi:  “Besinler ve ilaçlar ağız yoluyla, böcek ısırıkları ve deterjan, şampuan gibi kimyasallar cilt yoluyla; polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan epitelleri ve bazı kokular ise solunum yoluyla vücuda alınıyor. Bu durum; alerjik nezle, alerjik astım, ürtiker, alerjik konjonktivit, egzama ve bebeklerde besin alerjisi gibi farklı hastalık tablolarına yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlarda gözlerde sulanma, kızarıklık ve çapaklanma; burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve kaşıntısı; sık hapşırma, boğazda gıcıklanma ve damakta kaşıntı gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı çocuklarda bu tabloya astım da eşlik edebiliyor. Astım geliştiğinde ise öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.”

Tanı ve Tedavi Süreci

Alerjinin tanısında hasta öyküsü ve fizik muayenenin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Paksoy, tanıyı desteklemek için alerji testlerinden de yararlanıldığını söyleyerek, “Kandan yapılan spesifik IgE testlerinin yanı sıra deri testleri de uygulanıyor. Deri testinde cilt yüzeyine küçük bir delik açılarak alerjen damlatılıyor ve yaklaşık 15 dakika sonra oluşan kızarıklık ile şişlik değerlendiriliyor. Üç milimetre veya daha büyük reaksiyonlar pozitif kabul ediliyor. Testin pozitif çıkması alerjiyi büyük ölçüde doğrularken, negatif sonuç alerjiyi kesin olarak dışlamıyor. Bu nedenle en önemli gösterge çocuğun klinik belirtileri oluyor. Erken alerjik reaksiyonlar genellikle yarım saat ile bir saat içinde, geç reaksiyonlar ise 6–12 saat sonra ortaya çıkıyor” dedi.

Rüzgarlı Havada Maske Takılması Gerekiyor

Tedavide temel hedefin belirtileri kontrol altına almak olduğunu belirten Dr. Paksoy, “Alerjiyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru tanı, uygun korunma önlemleri ve düzenli tedavi ile hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Alerjik nezle ile başlayan süreç bazı çocuklarda astıma ilerleyebiliyor. Bu nedenle alerjik nezlenin erken dönemde doğru şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Tedavide genellikle ağızdan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlaları kullanılıyor. Astımın eşlik ettiği durumlarda ise solunum yoluyla uygulanan spreyler veya buhar makinesi ile verilen nebülize ilaçlardan  yararlanılıyor. Bazı hastalarda alerji aşıları uygulanıyor; ancak bu yalnızca kaçınmanın mümkün olmadığı ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda tercih ediliyor” şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklarda korunmanın da tedavinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Dr. Paksoy, “Polenlerin yoğun olduğu sabah 05.00–10.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması, illa çıkılacaksa rüzgârlı havada maske takılması gerekiyor. Evlerin sabah erken saatlerde değil öğle saatlerinde havalandırılması, rüzgârlı havalarda açık hava aktivitelerinden kaçınılması öneriliyor. Dışarıdan eve gelindiğinde yüzün yıkanması ve mümkünse duş alınması yararlı oluyor. Evde ve araçta polen filtreli klima kullanılması, çamaşırların dışarıda değil içeride kurutulması ve açık havada güneş gözlüğü ve şapka takılması polen temasını azaltmaya yardımcı oluyor” dedi.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/bahar-alerjisine-dikkat/4982/</link>
		   <pubDate>Mon, 18 May 2026 15:21:03 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>“Türkiye&#39;ye örnek olacak sağlık sistemi kuracağız&quot;</title>
		   <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin 12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında düzenlediği “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” panelinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri görmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
		   <news><![CDATA[Eşrefpaşa Hastanesi’ni Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık modeli haline getirme hedeflerini dile getiren Tugay, “Huzur ve güven içinde çalışılan, nitelikli sağlık hizmeti sunan bir sistem kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi olan Eşrefpaşa Hastanesi, 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” paneli ile kutladı. Etkinliğe eşi Öznur Tugay ile katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğine katkılarından dolayı Prof. Dr. İnci Erefe, Prof. Dr. Zeynep Conk ve Prof. Dr. Candan Öztürk’e yaşam boyu onur ödülü verdi. İnci Erefe Onur Ödülü de Eşrefpaşa Hastanesi’nde daha önceki yıllarda başhemşirelik yapmış olan Tülin Topuzoğlu’na takdim edildi.

“Ne gerekiyorsa yapacağız”

Panelin açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, Eşrefpaşa Hastanesi’nde tüm ekibin özveriyle çalıştığını belirterek, “Tabii ki daha iyisini hep birlikte sağlayacağız. Sadece İzmir için değil, Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık hizmetini, huzur ve güven içinde çalışılan bir hastane ortamını kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu bizim için çok önemli. ‘Burası belediyenin Eşrefpaşa Hastanesi, hastane böyle olur; çalışanlar böyle huzurlu olur, böyle hizmet verir’ demek istiyoruz. Bizim idealimiz budur” diye konuştu.

“Hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek”

Hekimlik yaptığı dönemde hemşirelerin zor şartlarda çalıştığını gözlemlediğini belirten Başkan Tugay, eşi Öznur Tugay’ın da hemşire olduğunu söyledi. Tugay, “Bu meslek bizi bir araya getirdi, bu nedenle hayatımızda özel bir yeri var. Öğrencilikten meslek hayatının en ileri aşamalarına kadar birlikte çalıştığımız hemşirelerin iyi yürekli insanlar olduğuna inanıyorum. Hemşirelik, hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek. Özverili çalışmalarına rağmen çoğu zaman yeterince anlaşılmıyorlar. Hastalarla kurdukları şefkat bağı ve gösterdikleri emek çok özel. Gece gündüz hastaların yanında olan, onların ağrılarına çare olmaya çalışan ve onlara sahip çıkanlar hemşirelerdir” dedi.

“Hepsinin çözümü var”

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye’de bin kişiye düşen hemşire sayısının dörtten az olduğunu, ortalamanın ise dokuzun üzerinde olduğunu kaydeden Başkan Tugay, konuşmasında sağlıkta şiddet verilerine de yer verdi. 2025 yılında yapılan araştırmaya göre sağlık çalışanlarının yüzde 72’sinin sözel, yüzde 23’ünün fiziksel olarak şiddete maruz kaldığını aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi:

“Dört sağlık çalışanından birinin şiddete maruz kaldığı bir dönem yaşıyoruz. 2025’te her 30 dakikada bir beyaz kod vakası yaşanmış. 2025’in ilk 6 ayında 8 bin 795 sağlık çalışanı şiddet nedeniyle resmi bildirimde bulunmuş. 8 bin 795 kişiyi bir araya getirelim; Beydağ ilçesi nüfusu kadar. Meslek hayatı boyunca en az bir kez şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının oranı yüzde 69. Meslek sahiplerinin ve mağduriyet yaşayanların kendi kendine başa çıkmaya, mücadele etmeye çalıştığı durumlar. Bu sorunlar çaresiz değil, hepsinin çözümü var. Hepsiyle ilgili yapılabilecek bir şeyler, hepimize düşen sorumluluklar var. Öncelikle sahip olduğumuz bu değerin farkında olmamız lazım. Hemşirelik mesleğine kattığınız her şey için yürekten teşekkür ediyorum. Güzel yarınlar kendi kendine gelmiyor. Güzel yarınlar gerçekten mücadele etmekle geliyor. Her türlü sorun; oturduğunuz, edilgen durumda kaldığınız, haksızlığı normal gördüğünüz durumlarda büyüyerek ve artarak devam ediyor. Bu ülkenin yurttaşlarının en iyi sağlık hizmeti alma hakkı onların gerçek hakkıdır ve onlar için hizmet üreten hemşirelerimizin, doktorlarımızın, diğer sağlık çalışanlarımızın insanca çalışma şartlarına sahip olmalarına ihtiyaç var.”

“Daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz”

Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Sağlık hizmetleri, zor bir dönemden geçiyor. Kalabalık hastaneler, giderek ağırlaşan çalışma koşulları, yorgunluklarımız, bazen görünmez hale gelen emeğimiz ve geleceğe dair taşıdığımız kaygılar, meslek hayatımızın ruhunu zorlayan ağır bir yük oluşturuyor. Ancak tam da böyle zamanlarda birbirimize sahip çıkmanın, aynı değerlere tutunmanın ve mesleklerimizin özündeki insan sevgisini hatırlamanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sağlık hizmeti yalnız bilgiyle, teknolojiyle ve modern binalarla değil vicdanla, merhametle ve dayanışmayla ayakta kalır. Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıllık tarihi boyunca bu topraklarda modern sağlık hizmetlerinin gelişimine tanıklık etmiştir, savaşlara şahitlik etmiş, hatta 1920 yılında Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş özel bir kurum. Bütün bunların ötesinde bütün emekleri hafızasında bulunduran bir kurum. Bugün de insan odaklı yaklaşımını ve cumhuriyetin temel değerlerini yaşatmaya devam ediyor. Bir yandan köklü tarihimizin bize bıraktığı değerlere sahip çıkarken, diğer yandan yeni hastanemizle birlikte çağdaş tıbbın gereklerini yerine getiren daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz” dedi.

“Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır”

Türk Hemşireler Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Melek Benligül, panelin açılışında yaptığı konuşmada, hemşirelerin sağlık sisteminin temel yükünü taşıdığını vurguladı. “Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır” ifadesinin bilimsel bir gerçek olduğunu belirten Benligül, hemşire başına düşen hasta sayısı azaldıkça ölüm oranlarının düştüğünü, hasta güvenliğinin arttığını ve sistemin ekonomik açıdan da rahatladığını söyledi. Hemşirelerin ağır iş yükü ve yetersiz istihdamla çalıştığına dikkat çeken Benligül, istihdamın maliyet değil, yaşama yatırım olarak görülmesi gerektiğini belirterek daha iyi çalışma koşulları talep etti.

“Mesleğin en güzel yanı umut olmak”

Eşrefpaşa Hastanesi Başhemşiresi Gülçin Akın da insanlara umut olmanın hemşirelik mesleğinin en güzel yanı olduğunu belirleterek şunları söyledi: “Bugün, hemşireliğin emeğinin, bilgisinin ödüllendirildiği gün. Birlikte olmaktan mutlu olduğumuz bir gün. Bu mutlu günü bize yaşatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’a, idarecilerimize, saygıdeğer hocalarımıza, dernek başkanımıza ve meslektaşlarımıza çok teşekkür ederiz ve gururla söylüyoruz ki; iyi ki hemşireyiz.”

Sunum, gösteri ve konser

Programda, mesleği hemşirelik olan Öznur Tugay’a da Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, çiçek takdim ederek Hemşireler Günü’nü kutladı. Panel kapsamında onur konukları Prof. Dr. İnci Erefe “Bir Meleğin Doğuşu: Hemşireliğin Tarihsel İnşası”, Prof. Dr. Zeynep Conk “Güçlenen Kimlik: Profesyonel Hemşireliğin Bugünü” ve Prof. Dr. Candan Öztürk “Geleceği Şekillendirmek: 2026 ICN Teması ve Hemşireliğin Yarını” başlıklı sunumlar yaptı. Sunumların ardından halk oyunu gösterisi sahnelendi, ardından Uzm. Dr. Güney Yılmaz “Güneyden Esintiler” adlı konser verdi.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/turkiye-ye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/turkiye-ye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/turkiye-ye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz/4981/</link>
		   <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:25:47 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Kadın sağlığı seminerleri İzmir genelinde yaygınlaşıyor</title>
		   <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kadın sağlığı seminerleriyle kadınların doğru bilgiye erişimi güçlenirken, toplumsal farkındalığın artırılması amaçlanıyor.]]></description>
		   <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen kadın sağlığı seminerleri, kent genelinde yaygınlaştırılmaya devam ediyor. İzmir Türk Kadınlar Birliği (TKB) ile gerçekleştirilen iş birliği protokolü kapsamında, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) tarafından sağlanan eğitici eğitimleri doğrultusunda uygulanan program, kadınların sağlık alanında doğru bilgiye erişimini güçlendirmeyi amaçlıyor.  Seminerler, 2025-2027 Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın sağlık alanında yer alan hedeflerini de destekliyor.

30 ilçede eğitimler sürüyor

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliği ile yürütülen eğitim programı kapsamında, 30 ilçe belediyesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait dayanışma noktalarında hem personele hem de yurttaşlara yönelik eğitimler başladı. 2026 nisan–aralık döneminde 15 ilçe belediyesinde daha gerçekleştirilmesi planlanan seminerler, kademeli olarak kent geneline yaygınlaştırılıyor.

8 başlıkta kapsamlı eğitim programı

Kadın sağlığı seminerleri, sekiz farklı eğitim modülünden oluşuyor. Program kapsamında beden sağlığından güvenli anneliğe, doğurganlığın düzenlenmesinden menopoz sürecine, çocukluk ve ergenlikte cinsel gelişimden mahremiyet ve sınırlar konusuna kadar geniş bir içerik sunuluyor. Eğitimlerde ayrıca eşitlikçi yaklaşımla toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflenirken, kadınların koruyucu sağlık davranışları geliştirmesi, sağlık hizmetlerine erişim konusunda bilinçlenmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması amaçlanıyor.

Mayıs ayında 210 kadına ulaşıldı

Mayıs ayında Menderes, Karşıyaka, Çeşme, Torbalı, Bergama ve Selçuk ilçelerinde Göksu, Ballıkuyu Harmandalı, Ferahlı ve Süvari Dayanışma Noktalarında gerçekleştirilen eğitimlerde toplam 210 kadınla bir araya gelindi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, eğitim programını önümüzdeki dönemde de farklı ilçelerde yaygınlaştırmayı sürdürecek.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor/4980/</link>
		   <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:12:56 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Geleceğin acil müdahale teknolojileri masaya yatırıldı</title>
		   <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) tarafından düzenlenen “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu”nda, dronlardan yapay zeka destekli triaj sistemlerine uzmanlar, afetlerde hayat kurtaracak yeni nesil teknolojileri ve kurumlar arası koordinasyonu ele aldı.]]></description>
		   <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği tarafından Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu” düzenlendi. Sempozyumda; “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durumlar ve Afetlere Yaklaşım”, “2020 İzmir Depremi ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin öğrettikleri”, Avrupa Birliği projelerinin tanıtıldığı “Yeni Nesil Teknolojiler ve Projeler” ile “Gelecekte Yaşanabilecek Acil Durum ve Afetlere Hazırlık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Alanında uzman isimlerin yer aldığı sempozyumda, insan ve doğa kaynaklı acil durumlar ile afetlere karşı nasıl hazırlık yapılması gerektiği ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteklediği sempozyuma; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, hekimler, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve paramedik öğrencileri katıldı.

“Teknoloji, afetlerde en önemli yardımcımız”

Sempozyumun açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın liderliğinde, iyilik hali çerçevesinde kentimizi nasıl daha dirençli hale getirebileceğimizi ele alıyoruz. Bu nedenle sempozyum süreci büyük önem taşıyor. Notre Dame Katedrali yangınında, yangın sonrası ilk alan değerlendirmesi bir robot tarafından yapıldı ve bu sayede süreç hızlandı. Elbette nihai kararları insanlar veriyor; ancak teknolojiyi, karar alma süreçlerini hızlandıran önemli bir destek unsuru olarak görüyoruz. Afet anında zamanla yarışıyorsunuz ve yürüttüğünüz görev hayati önem taşıyor. Bu sempozyumda ele alınan konular, daha hızlı, yenilikçi ve doğru kararlar alabilmemiz için bilgi paylaşımı sağlayacak; elde edilen birikimi uygulamaya geçireceğiz. Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen bu sempozyumun kentimizde gerçekleşmesi son derece değerli. Böyle bir derneğin varlığı ve bu alana sahip çıkması önemli bir kazanım. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz de iş birliği yaparak destek vermeyi sürdüreceğiz. Bu ekipten çok başarılı çalışmalar çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde, iklim krizi nedeniyle orman yangını riskinin artması bekleniyor. Bu sürece hazırlıklı olmalı ve birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

“Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk”

AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu ise, Turhan Sofuoğlu, yalnızca bir sempozyuma katılmak için değil, hayat kurtarma hizmetlerinin geleceğini birlikte düşünmek ve şekillendirmek için bir araya geldiklerini belirterek, “Son yıllarda yaşadığımız büyük afetler bize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk. Yapay zeka, insansız sistemler, robotik teknolojiler ve veri analizi artık acil sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çok yakın bir gelecekte, bir afet alanındaki ilk değerlendirmeyi bir dron yapabilir. Nitekim bu teknolojiler bugün zaten mevcut. Triaj süreçlerinin ise yapay zeka destekli sistemler tarafından yönetilmesi gündemde; bu alanda biz de bir proje yürüttük. Sizler de bu sistemlerin merkezinde, kritik karar vericiler olarak yer alacaksınız. Unutmamak gerekir ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan hayatına dokunan en güçlü unsur yine insandır. Bilginizin, tecrübenizin, reflekslerinizin ve vicdanınızın yerini hiçbir algoritma alamaz. Bugün burada ele alınan her konu, yarın sahada vereceğiniz kararların temelini oluşturacak. Kendinizi yalnızca bugüne değil, henüz yaşanmamış krizlere hazırlıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

İklim değişikliğine bağlı acil durum ve afetler

6’ncı kez düzenlenen sempozyumda, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu moderatörlüğünde “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durum ve Afetlere Yaklaşım” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Oturumda, “İzmir Yerel Yönetim Bakış Açısı” sunumuyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, “Acil Durum ve Afetlerde 112 Acil Çağrı Merkezlerinin Yönetimi” başlıklı sunumuyla Avrupa Acil Numarası Derneği Başkanı Demetrios Pyrros ve “Afet Yönetiminde Teknolojik Çözümler” sunumuyla NavAware Kurucusu Dr. Tolga Sönmez konuşma yaptı.

İzmir ve Kahramanmaraş depremleri konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Soner Emre ve AAHD’den Dr. Turgut Arpacı moderatörlüğünde düzenlenen “2020 İzmir ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremlerinin Öğrettikleri” başlıklı oturumda ise AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu, “Acil Çağrı Merkezleri ve Ambulanslar” başlıklı bir sunum yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Prm. Şenol Dereköy “Afette Müdahalede Medikal Kurtarma Hizmetleri”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Afetlerde Hastane Hizmetleri” başlıklı sunumlarıyla değerlendirmelerde bulundu.

Yeni nesil teknolojiler irdelendi

Dokuz Eylül Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vahap Tecim moderatörlüğünde “Yeni Nesil Teknolojiler ve İnovatif Projeler” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi. Oturumda “Afetlerde Triaj ve Lojistik Yönetimi” sunumuyla Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu, “Ekiplerde Durumsal Farkındalık ve Uzaktan Yönetim” sunumuyla Havelsan Modelleme ve Sensör Teknolojileri Ekip Lideri Çağlar Akman ve Havelsan’dan İdil Gökalp Köse konuşma yaptı. “Afetlerde Teknoloji Kullanımı” başlığında ise Futurised B.V. Robotik ve İnovasyon Lideri Robert Heinecke sunum gerçekleştirdi.

Afetlere hazırlık, masaya yatırıldı

Program, Dr. Turhan Sofuoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gelecekte Yaşanacak Afetlere Hazırlık” başlıklı oturum ile sona erdi. Oturumda,  “Küresel Zorluklar: Savaşlar ve Çatışmalar, Sağlıklı Şehirler, İklim Değişikliği ve Göç” sunumuyla Afet Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, “İklim Değişikliği ve Çoklu Afet Riskleri” sunumuyla İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurdan Erdoğan ve “Sağlıklı Kentler Perspektifinden Afetlere Hazırlık” sunumuyla Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya yer aldı.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi/4979/</link>
		   <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:22:49 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Sağlıklı bir kalp için 8 kritik önlem!</title>
		   <description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor. ]]></description>
		   <news><![CDATA[Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen ‘’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular.

 

Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda  kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler. 

 

Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”  

Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu. 

Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. 

Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”

 

Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!

Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay şöyle konuştu: “Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”

Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi. 

 

Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94  cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.    

 

xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx

Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!


	Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın. 
	Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının. 
	Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin. 
	Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.  
	İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun. 
	Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin. 
	Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun. 
	Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun. 

]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem/4978/</link>
		   <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:27:37 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Sağlık, destek ve umut merkezi</title>
		   <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka’da hayata geçirdiği merkez; diyabet farkındalığından otizm etkinliklerine, psikolojik danışmanlıktan ailelere desteğe kadar geniş bir yelpazede hizmet sunarak İzmirlilerin yaşam kalitesini artırıyor.]]></description>
		   <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı’nda, uzun süredir atıl durumdaki üç daireyi dönüştürmesiyle hayata geçen danışmanlık merkezi; Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi ile koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri sunuyor. Merkezde, diyabet hastaları ve risk grubundaki bireylerin yanı sıra tüm vatandaşlara yönelik çalışmalar yürütülürken; otizmli bireyler için uzmanlar eşliğinde eğitici ve eğlenceli etkinlikler düzenleniyor. Psikolojik Destek Birimi’nde ise çocuk, ergen ve yetişkinlere danışmanlık hizmeti veriliyor. Farklı hizmetleri tek çatı altında buluşturan merkez, yalnızca sağlık desteği sağlamakla kalmıyor; bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, ailelerin gündelik yaşamına da nefes olmayı hedefliyor.

Ölçümler yapılıyor
Diyabet Farkındalık Merkezi’nin çalışmalarını aktaran Uzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, başvuranların önce kayıt altına alındığını, ardından diyabet eğitim hemşiresine yönlendirildiğini belirtti. Danışanın öyküsünün değerlendirilerek kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yapıldığını ifade etti. İhtiyaç halinde diyetisyene yönlendirme yapıldığını aktaran Kara, “Son üç ayda yapılan tetkikleri inceliyor, vücut analizi yapıyor; bel ve kalça çevresi ölçümlerini alıyoruz. Yaşam ve beslenme alışkanlıklarını değerlendirerek kişiye özel öneriler sunuyor, düzenli kontrollerle süreci takip ediyoruz” dedi. Amaçlarının danışanların sağlıklı kiloya ulaşması ve bunu koruması olduğunu vurgulayan Kara, bu sayede kronik hastalıkların yönetimine destek olduklarını, verilen eğitimlerle de farkındalığı artırmayı hedeflediklerini söyledi.

Türkiye’de diyabet oranı yüksek
Kara, diyabetin; pankreasın yeterli insülin üretememesi ya da üretilen insülinin vücut tarafından etkin kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Tip 1, tip 2 ve gebelik diyabeti gibi türleri bulunduğunu ifade etti. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 raporuna göre Türkiye’de diyabet oranının yüzde 16,3’e yükseldiğini aktaran Kara, bu oranla Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek diyabet görülme sıklığına sahip ülke konumunda olduğunu söyledi. Tip 2 diyabetin en önemli nedenlerinden birinin obezite olduğuna dikkat çeken Kara, prediyabet ve insülin direnci bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. Kara, yaşam tarzı değişikliğinin önemine işaret ederek, Diyabet Farkındalık Merkezi’nde danışanlara bu süreçte destek verdiklerini dile getirdi.

“Artık içim rahat edecek”
Otizm Etkinlik Merkezi, aileler için önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Otizmli kızı Seray’ı merkeze getiren Sema Tokalı, kızının 4 yaşında atipik otizm tanısı aldığını belirterek merkezin açılmasından büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Tokalı, “İşlerimi hep kızıma göre ayarlıyordum. Onu güvenle bırakabileceğim bir yer olması beni rahatlattı. Uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılacak, sosyalleşecek ve gelişim gösterecek. Artık içim daha rahat, ben de işlerimi daha kolay halledebileceğim” dedi. Merkezin otizmli çocuklar ve aileleri için önemli bir destek olduğunu vurgulayan Tokalı, hizmetten dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

Böyle bir merkeze çok ihtiyacımız vardı”
“Otizmli oğlu Toprak’ı merkeze getiren Aysun Ediz Aslan, hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aslan, çocuğunu 2 yaşından bu yana özel eğitimlere götürdüğünü belirterek merkezin önemli bir ihtiyaca yanıt verdiğini söyledi. “Çocuklarımızı güvenle bırakabileceğimiz bir yer yoktu. Bu merkez hayatımızı kolaylaştırdı” diyen Aslan, burada çocuklara birebir ilgi gösterildiğini ve hizmetin hem çocuklar hem de aileler için büyük katkı sağladığını ifade etti. Aslan, merkezin açılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/saglik-destek-ve-umut-merkezi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/saglik-destek-ve-umut-merkezi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglik-destek-ve-umut-merkezi/4977/</link>
		   <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:33:28 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Konak&#39;tan Dünya Sağlık Haftası&#39;na özel yürüyüş</title>
		   <description><![CDATA[Konak Belediyesi’nin Dünya Sağlık Haftası kapsamında düzenlediği “Nefes Al, Mutlu Kal Doğa Yürüyüşü” hem fark hem de farkındalık yarattı. 3000 metrelik parkuru tamamlayan katılımcılar, yürüyüşü açık havada spor ve aerodans ile taçlandırdı.

 ]]></description>
		   <news><![CDATA[Konak Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü, Dünya Sağlık Haftası kapsamında Konaklıları “Nefes Al, Mutlu Kal Doğa Yürüyüşü”nde buluşturdu. İnciraltı Kent Ormanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte 150 Konaklı 3000 metrelik parkuru birlikte yürüyerek, Dünya Sağlık Haftası’na dikkat çekti. Kentin dört bir yanından gelen Konaklılar, keyifli yürüyüşün ardından Konak Belediyesi’nin deneyimli spor eğitmenleri eşliğinde açık havada spor ve aerodans etkinliğine katılarak eğlenceli bir gün geçirdi.

 

“Hem sporumuzu yaptık hem yürüyüşümüzü yaptık, temiz hava aldık”

Konak Belediyesi’nin spor kurslarından yararlanan yürüyüş katılımcısı Münevver Tülek, etkinlikten çok memnun kaldığını dile getirerek şunları söyledi: “Konak Belediyesi'ne her şeyden önce çok teşekkür ediyoruz. 5 yıldır Konak Belediyesi’nin spor salonunda pilatese devam ediyorum. Ara ara bu güzel etkinliklerde bir araya geliyoruz. Nilüfer Hanım'a sevgiler, saygılar. İnanılmaz eğlenceli bir gün geçiriyoruz bugün. Hem sporumuzu yaptık hem yürüyüşümüzü yaptık, temiz hava aldık. Şehrimizin en güzel ormanındayız. Daha ne olsun?”

 

“Böyle organizasyonların devamını diliyoruz”

Emine Yağan da bu tür organizasyonların devamını istediklerini ifade ederek, “Konak Belediyesi’nin spor okulu öğrencisiyim. Senelerdir çok mutlu bir şekilde devam ediyoruz. Böyle organizasyonların devamını diliyoruz. Gerçekten çok eğlenceli. Teşekkürler” dedi.

 

“Çok eğlenceli, çok dinamik”

Neşe Demirkıran ise “Gerçekten harika bir ortam, harika bir organizasyon.Çok eğlenceli, çok dinamik, hocalarımız çok güzel, çok tatlı, çok eğleniyoruz. Çok teşekkür ederim” sözleriyle etkinliğin verimli geçtiğini belirtti.

 ]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/konak-tan-dunya-saglik-haftasi-na-ozel-yuruyus.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/konak-tan-dunya-saglik-haftasi-na-ozel-yuruyus_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/konak-tan-dunya-saglik-haftasi-na-ozel-yuruyus/4976/</link>
		   <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:21:17 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Kadınlar için büyük tehlike!</title>
		   <description><![CDATA[‘Bitkisel Temizleyici’ etiketiyle piyasaya sürülen Glint marka temizlik ürünlerini, ‘Bitkisel’ yazdığı için tercih eden kadınlar, ellerindeki, parmaklarındaki yanıklardan, solunum yollarındaki rahatsızlıklardan hastanelik oluyorlar.]]></description>
		   <news><![CDATA[Büyük market zincirlerinde ve internet üzerinden ‘Bitkisel Temizleyici’ etiketi taşıdığı için tercih edilen ‘Glint’ marka temizleyici ürünlerinden şikayetlerin artması, mağdur olan insan sayısının ortaya çıkması bir yana üretilen ürünün ‘Bitkisel’ olmadığı, içerisinde kimyasallar bulunduğu gerçekliğini de ortaya çıkardı.

Şikayetvar.com internet portalına ‘Glint’ marka, üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazan ürünü alıp kullandıktan sonra başlarına gelenleri şikayet olarak dile getiren tüketici kadınlar, mutfakta yaşadıkları tehlikeli anları paylaşarak, ilgililerden bu konuyla ilgilenmelerini, daha fazla kadının temizlik yaparken mağdur olmasının, hastanelik olmalarının önüne geçilmesini istediler.

Mağdur şikayetçilerden birisi durumu CİMER’e yazdığını ve sonucu beklediğini şu cümlelerle paylaştı:

“Glint markasına ait “Bitkisel Çok Amaçlı Temizleyici” ürününü yaklaşık bir hafta önce Trendyol Market üzerinden satın alarak kullandım. Ürün bitkisel ibaresi taşıdığı için güvenerek temizlik yaparken kendim de dahil ellerimde ciddi tahriş ve yanma hissi oluştu.

Asıl vahim durum ise küçük kızımın bu spreyi eline alıp göz açıp kapayıncaya kadar sıkmasıyla yaşandı. Sprey bacağına temas etti ve çocuğumun bacağında ciddi bir kimyasal yanık oluştu. Şu an hâlâ hastanede yatıyor ve tedavisi devam ediyor. Bitkisel olduğu iddia edilen bir ürünün bu kadar ağır bir kimyasal yanığa neden olması kabul edilemez.

Olay Ankara Altındağ’da gerçekleşti. Sipariş numarası şu an elimde olmasa da Trendyol Market üzerinden alınan bu ürünle ilgili acilen inceleme yapılmasını, içeriğinin detaylı ve şeffaf şekilde açıklanmasını, yapılan tetkiklere göre gerekli görülüyorsa ürünün toplatılmasını ve çocuğumun yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle tüm mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum.

Ürünün ambalajında yer alan “bitkisel” ifadesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılmasını, benzer bir durumun başka çocukların ve ailelerin başına gelmemesi için gerekli tüm önleyici adımların atılmasını istiyorum. En kısa sürede tarafıma yazılı ve açıklayıcı bir dönüş yapılmasını bekliyorum. Dönüş yapılmadığı takdirde gerekli bütün mercilere başvuru sağlayacağım!”Başka bir mağdur kadın ise şikayet paylaşımında, yaşadıkları durumu Ticaret Bakanlığına bildirdiğini, ürünle ilgili tüketiciyi yanıltıcı bilgi ve tüketicinin hayatını tehlikeye sokan ürün ürütmekten şikayetçi olduğunu belirtti.

Kaynak:songelenhaber.com.tr
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/kadinlar-icin-buyuk-tehlike.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/kadinlar-icin-buyuk-tehlike_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/kadinlar-icin-buyuk-tehlike/4975/</link>
		   <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:06:18 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Sağlıklı yaş almanın merkezi Menemen olacak</title>
		   <description><![CDATA[Her yaştan hemşehrisi için çalışmalarını en yaşanabilir kent olma hedefiyle sürdüren Menemen Belediyesi, ilçenin çınarları için yeni bir adım daha attı. Huzur Eli Projesi (HEP Yanında) ile birlikte kurulacak yaşlı destek hizmetleri birimi, 65 yaş üstü vatandaşlar için görev yapacak. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Büyüklerimiz bu toprakların hafızasıdır ve bizim de başımızın tacıdır." dedi.]]></description>
		   <news><![CDATA[
Menemen Belediyesi, Aile ve Sosyal hizmetler Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen HEP Yanında - Huzur Eli Projesi için tanıtım töreni gerçekleştirdi. 65 yaş üzeri vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla oluşturulan projenin tanıtım töreni, Menemen Belediyesi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. YADES programı kapsamındaki proje için düzenlenen tanıtım toplantısına Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İzmir İl Müdür Yardımcısı Nadir Maşalacı, Menemen İlçe Sağlık Müdürü Burak Çetin, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, ilçe protokolü, gaziler, yaş almışlar ve vatandaşlar katıldı.

65 yaş üstü için uzman bir birim kurulacak

Salonda bulunan konuklara proje hakkında detaylı bilgilendirmeyi proje koordinatörü Mehmet Baytar yaptı.Menemen Belediyesi bünyesinde alanında uzman isimlerle yaşlı destek hizmetleri birimi kurulmasını da içeren proje kapsamında proje ekibi dijital bir izleme ve takip sistemi oluşturarak ihtiyaçları kategorize edecek. Yaşlıların kişisel bakımı, sağlık desteği, beslenme ve çeşitli ihtiyaçları, kurulacak birimin çalışma alanı olacak. Moral etkinlikleri, psikolojik destek ve farkındalık çalışmaları yapılacak. Eğitim, isteyenler için istihdam ve ailelere bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Menemen Belediyesi'nin yürütücülüğündeki projenin ortağı İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı olurken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da YADES Programı kapsamında fonlayıcı olarak yer alacak.

"Hep yanınızdayız"

Projenin tanıtım toplantısında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Kıymetli büyüklerimiz; sizler bu şehrin hafızasısınız, bu toprakların duasısınız, bizim baş tacımızsınız. Menemen'de hiçbir büyüğümüz yalnız değildir. Hiçbir ailemiz çaresiz değildir. Çünkü hep yanınızdayız." dedi.

Menemen'de yaşlılara yönelik hizmetlere değinen Başkan Pehlivan, "Evde bakım hizmetlerinden sağlık desteklerine, ambulans hizmetlerinden sosyal yardımlara kadar, Menemen’de hangi büyüğümüz ne zaman bir ihtiyaçla karşılaşsa; o ihtiyaca ortak olmak ve çözüm üretmek için var gücümüzle çalıştık, hamdolsun çalışmaya da devam ediyoruz. Lezzeti ve hijyeni uygun fiyatla sunduğumuz Aynısefa Sosyal Tesislerimizden, tamamen ücretsiz spor ve kültür kurslarımıza kadar birçok hizmetimizde büyüklerimizin mutluluğunu öncelik bildik. Bugün ise bu anlayışımızı; daha güçlü bir yapıya kavuşturmanın ve tek çatı altında toplamanın haklı gururunu yaşıyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın destekleriyle, Türkiye’deki en kapsamlı YADES birimlerinden birini Menemen’imizde hayata geçiriyoruz. İlçemizde yaşayan 65 yaş üstü büyüklerimiz; kendi evlerinden kopmadan, sağlık takibinden kişisel bakıma, ev temizliğinden sıcak yemeğe, psikososyal destekten sosyal ve kültürel etkinliklere kadar hayatlarını kolaylaştıran bütüncül hizmetlere artık daha kapsamlı, daha düzenli ve daha sürdürülebilir şekilde ulaşabilecek. Sadece büyüklerimizin değil… Onlara emek veren, onların yükünü omuzlayan kıymetli yakınlarının da yanında olacağız." dedi.

"Belediyemizin hizmetlerinden çok memnunuz"

Tanıtım toplantısında, Menemen Belediyesi'nin yaşlılara yönelik hizmetlerinden faydalanan çınarlara da söz verildi. İşte o isimlerin yorumları:

Abdülkadir Elçi:Bütün dertlerimizi belediyemize anlatıyoruz. İsteklerimizi yazılı ve sözlü olarak ilettiğimizde yerine getirildiğini görüyoruz. Bu nedenle hizmetleri ve bizlere gösterdikleri ilgiden dolayı belediyemizden çok memnunuz.

Hacer Esenli: Yaklaşık 4 yıldır Menemen Belediyesi'nden destek almaktayım. İlk günden bugüne çok güzel bir ekiple bana çok destek verdiler. Eve gelen temizliğe yardımcı olan şahane bir ekip var. Ben bunun için öncelikle temizlik ekibine, Başkan Aydın Pehlivan'a ve ekibine teşekkür ediyorum. Kanser hastasıyım ve onun mücadelesi için belediyeye gelip başvurmuştum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.
 ]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/04/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglikli-yas-almanin-merkezi-menemen-olacak/4974/</link>
		   <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:26:31 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Bitkisel temizleyici mağdurları!</title>
		   <description><![CDATA[Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan, Türkiye’ye internet üzerinden ve büyük market zincirleri üzerinden satış yapan Glint marka mutfak temizleyicisi mağdurları şikayet patlamasına neden oldu.]]></description>
		   <news><![CDATA[Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve üretim yapan, marka ismi davalık olan Glint Çok Amaçlı Bitkisel Temizleyici, kullanıcıları tarafından şikayet edilen ürün sıralamasında rekor kırmaya başladı. Büyük market zincirleri üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için tercih ettiğini belirten tüketici ev kadınları, kullandıktan sonra yaşadıkları sağlık sorunlarını fotoğraflı ve videolu olarak paylaşıp mağduriyetlerini anlattılar.

Mağdurlardan A.K, ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için, tercih ettiğini ancak kullandıktan sonra ellerinde yanmalar, el derisinde yaralanmalar başladığını doktora gittiğinde egzama olduğunu öğrendiğini ve tedavi görmek zorunda kaldığını söyledi.

Bir başka mağdur kadın ise yine mutfağında ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için tercih ettiğini ancak kullanırken solunum yollarında yanmalar olduğunu ve hastaneye kaldırıldığını doktorların ‘KOAH’ başlangıcı teşhisi koyduklarını, tedaviye başladığını belirtti.Mağduriyetlerini anlatan fotoğrafları ve videoları da şikayetlerinde paylaşan mağdurlar, durumu CİMER’a kadar yazdıklarını, Sağlık Bakanlığını, Ticaret Bakanlığı’nın konuya el atmasını, kendileri gibi başka kadınlarında üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazan ve insanları aldatan bu üründen dolayı mağduriyetler yaşamaması istediklerini belirttiler.Kaynak:songelenhaber.com
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bitkisel-temizleyici-magdurlari.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bitkisel-temizleyici-magdurlari_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/bitkisel-temizleyici-magdurlari/4973/</link>
		   <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:49:52 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Görme sağlığının geleceği İzmir&#39;de konuşuldu</title>
		   <description><![CDATA[İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi.]]></description>
		   <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir - 3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü. 
Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı.

“İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor”
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, “Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz” dedi. 
İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, “Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe  ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık” diye konuştu.

Erken teşhisin önemi anlatıldı
Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, “Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, “Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor” diye konuştu.
Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, “İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur” sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti.

Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor
Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.

“2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor”
“Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler” konulu oturumda konuşan Johnson & Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, “Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor” dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, “Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor” ifadelerini kullandı.
Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/gorme-sagliginin-gelecegi-izmir-de-konusuldu.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/gorme-sagliginin-gelecegi-izmir-de-konusuldu_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/gorme-sagliginin-gelecegi-izmir-de-konusuldu/4972/</link>
		   <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:57:24 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Başkan Tugay&#39;dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</title>
		   <description><![CDATA[Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. ]]></description>
		   <news><![CDATA[
İzmir’in sağlık turizminde küresel bir cazibe merkezi olabilmesi için güven, kalite ve koordinasyonun şart olduğunu vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kentimizi dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak hale getirmek için tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeliyiz Görev sürem boyunca İzmir’in tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” dedi.
 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ile İzmir Ticaret Odası iş birliğinde düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Ticaret Odası’nda sağlık sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir’in sağlık alanındaki mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de hem genel turizmin hem de sağlık turizminin gelişimi açısından güvenlik ve denetimin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu alandaki çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Tugay, özellikle yaşlı nüfusa yönelik üçüncü yaş turizmi açısından İzmir ve Ege Bölgesi’nin önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti. Tugay, İzmir’in dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçileri ağırlayacak şekilde hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bu hedef doğrultusunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.
 
“Sektör kan kaybediyor”
30 yıl hekimlik yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevini üstlendiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, 2000’li yılların başından itibaren sağlık turizminin gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin hekim kalitesinin yüksek olduğunu ancak bu niteliğin giderek zayıfladığını vurgulayan Tugay, tıp fakültelerindeki eğitim kalitesinin düşmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin güvenli bir ülke olarak algılanmamasının turizmi olumsuz etkilediğini belirten Başkan Tugay, 2025’te sağlık turizmindeki düşüşün genel turizmle paralel ilerlediğini kaydetti. Tugay, artan maliyetler nedeniyle Türkiye’nin rekabette pahalı bir ülke konumuna geldiğini ve sektörün kan kaybettiğini ifade etti.
 
“Güveni sağlamak zorundayız”
Turizm tesisleri ve yatırımcılarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerçekten güvenli miyiz sorusunu kendimize objektif biçimde sormamız gerekiyor. Açıkça ifade etmek gerekirse, olması gerektiği kadar güvenli bir ülke değiliz. Artan şiddet olayları, mafyalaşma ve başta yeme-içme sektörü olmak üzere hizmet alanlarında denetimlerin yetersizliği, Türkiye’nin güven algısını zedeliyor. Yaşanan olumsuzluklar da yurt dışında abartılarak aktarılıyor. Sağlık turizminden söz ediyorsak, merdiven altı faaliyetlere kesinlikle izin vermemeliyiz. Özellikle kozmetik işlemler ve cerrahi alanında şarlatanlığa izin vermemek ve güveni sağlamak zorundayız. İnsanların en çok önemsediği unsur güvenlik. Güven duymadıkları yerlere gitmiyorlar. Rekabet ortamında makul fiyatların sunulması, denetimlerin sağlanması ve doğru teşviklerin verilmesi gerekiyor. Ayrıca İzmir’in tanıtımı konusunda önemli eksiklerimiz var. Bu nedenle herkesin kentin tanıtımına daha fazla özen göstermesi gerekiyor.”
 
3. yaş turizmi vurgusu
İzmir’de uzun yıllar sağlık turizminin termal turizmle öne çıktığını, sonraki süreçte ise estetik ve kozmetik işlemlerin ağırlık kazandığını belirten Başkan Tugay, Türkiye’nin bu alanda bir dönem güçlü bir konumda olduğunu ifade etti. Sağlık turizminin bugün büyük ölçüde termal ve kozmetik işlemlerle sınırlı algılandığını söyleyen Tugay, asıl önemli potansiyelin üçüncü yaş turizminde olduğunu vurguladı. Avrupa’daki yaşlı nüfusun doğru tesisler ve iyi planlanmış hizmet modelleriyle ağırlanması halinde büyük bir fırsat doğacağını belirten Tugay, Türkiye’nin iklimi, doğası ve kültürel zenginliğiyle bu alanda avantajlı olduğunu dile getirdi. Ancak güven eksikliği ve yeterli altyapının bulunmaması nedeniyle bu potansiyelin değerlendirilemediğini ifade eden Tugay, özellikle İzmir ve Ege Bölgesi için üçüncü yaş turizminin büyük bir fırsat sunduğunu, bu alanda tesis yatırımları ve güçlü bir organizasyon modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.
 
“Mutlaka ortaklaşarak çalışmalıyız”
Brezilya ile 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmine dikkat çeken Başkan Cemil Tugay, “Biz onlara 1 milyarlık dolarlık ürün ve hizmet satarken, onlardan 4,5 milyar dolar ürün ve hizmet alıyoruz. Güney Amerika için önemli bir inanç merkezi olan Meryem Ana’yı tanıtamıyoruz. Kentin tanıtımı için kolektif bir çaba gerekiyor. İzmir’in dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak biçimde hazırlanmamız gerekiyor. Tüm paydaşların bir arada olduğu ortak çalışma ortamlarına ihtiyaç  var. Görev sürem boyunca kentin tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” ifadelerini kullandı.
 
“Önemli bir fırsat penceresi”
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacının, hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendirdiğini belirterek “Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını artırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz; medikal turizm, termal turizm, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizmi” dedi.

“Bütüncül bir değer zinciri olarak ele almalıyız”
İzmir’in yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomiyi bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Mahmut Özgener, sağlık turizminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Ulaşım altyapısından konaklamaya, dijital tanıtımdan insan kaynağına kadar uzanan çok boyutlu bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu ifade eden Özgener, İzmir’in güçlü kurumları ve iş birliği kültürüyle bu potansiyele sahip olduğunu söyledi.
“İnciraltı sağlık turizminin lokomotifi olabilir”
İnciraltı’nın stratejik bir dönüşümle sağlık turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğini belirten Özgener, bu alanda bir “Sağlık Turizmi Vadisi” kurulabileceğini ifade etti. Doğru planlama ile bölgenin uluslararası hastaların ağırlandığı, Ar-Ge’nin geliştirildiği ve yaşam kalitesi yüksek bir destinasyona dönüşebileceğini vurgulayan Özgener, İnciraltı’nın İzmir’i sağlık turizminde üst lige taşıyacak önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özgener, “Bugün burada hep birlikte atacağımız adımlar, İzmir’in bu alanda geleceğin öncü şehirlerinden biri olma hedefinin önünü açacaktır” dedi.
 
Sağlık turizminde İzmir farkı
TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, amaçlarının sektör paydaşlarıyla buluşarak bölgelerin ihtiyaçlarını belirlemek ve kamuyla iş birliği içinde çözümler üretmek olduğunu söyledi. Sağlık turizminin küresel bir sektör haline geldiğini ve kalite odaklı yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan Öztan, İzmir’in bu alanda payını yüzde 1’den yüzde 5’e çıkararak dikkat çekici bir büyüme yakaladığını ifade etti. Türkiye genelinde düşüş yaşanmasına rağmen İzmir’in yükselişini sürdürdüğünü belirten Öztan, kentin sağlık hizmetleri ile yaşam deneyimini bir arada sunan önemli bir destinasyon olduğunu dile getirdi. İzmir’in güçlü sağlık altyapısı, ileri tanı olanakları ve yüksek kapasiteli tedavi merkezleriyle öne çıktığını kaydeden Öztan, Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının yüzde 63’ünün İzmir’de bulunduğunu belirtti.
 
Oturumlar yapılacak
Toplantı, Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri ile Ege’den Dünyaya: İzmir’in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri oturumlarıyla devam edecek. Ardından çalıştay oturumları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Medikal Turizm, Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikalkampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri, İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm, Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım, Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları konuşulacak. Toplantı, çalıştay sonuçlarının değerlendirilmesi ile sona erecek.]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/baskan-tugay-dan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/baskan-tugay-dan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/baskan-tugay-dan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi/4971/</link>
		   <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:41:52 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Seferihisar&#39;da “Sağlıklı Yaşlanma&quot; Söyleşisi&#39;ne yoğun ilgi</title>
		   <description><![CDATA[Seferihisar Belediyesi Seferiçınar Yaş Alma Merkezi’nde, Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğiyle demans, Alzheimer hastalığı ve sağlıklı yaşlanma konularında önemli bir söyleşi gerçekleştirildi. ]]></description>
		   <news><![CDATA[Alanında uzman isimlerden Prof. Dr. Görsev Yener’in konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, yaş alma merkezi üyelerinin yoğun ilgi ve katılımıyla gerçekleşti.

Nöroloji ve klinik nörofizyoloji alanlarında Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından biri olan Prof. Dr. Görsev Yener, uzun yıllara dayanan klinik deneyimi ve bilimsel çalışmaları ışığında demans ve Alzheimer hastalığı hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. 

UCLA’da davranışsal nöroloji alanında uzmanlık eğitimini tamamlayan ve Türkiye’de ilk demans polikliniklerinden birini kuran Yener, aynı zamanda Alzheimer alanında yürütülen ulusal ve uluslararası çalışmalara katkılarıyla da dikkat çekiyor.

Söyleşide Alzheimer hastalığının erken belirtileri, korunma yolları ve sağlıklı yaşlanmanın önemi üzerinde duran Yener, katılımcıların sorularını da yanıtladı. Bilimsel bilgilerin sade ve anlaşılır bir dille aktarıldığı etkinlikte farkındalık oluşturmanın önemi vurgulandı.

Etkinlikte ayrıca Prof. Dr. Görsev Yener’in öğrencileri ve aynı alanda doktora çalışmaları yürüten uzmanlar da söz aldı.

Uzm. Psk. İlayda Kıyı Atilla, Psk. Hilal Kula, Uzm. Psk. Miray Peker, Psk. Rumeysa Emir ve Yaren Canpolat, sağlıklı yaşlanmanın psikolojik boyutuna dikkat çekerek zihinsel sağlığın korunması, sosyal yaşamın önemi ve erken farkındalık konularında bilgilendirmelerde bulundu.

Program kapsamında katılımcılar, Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirilen nöropsikolojik hafıza testlerine davet edildi. 

Yetkililer, bu testler sayesinde bireylerin unutkanlık düzeylerini değerlendirebileceklerini ve erken teşhis açısından önemli bilgiler edinebileceklerini belirtti.

Söyleşiye katılan yaş alma merkezi üyelerinden Emriye Gelişen ise etkinlikle ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Bu tür bilgilendirici etkinlikler bizim için çok kıymetli. Hem hastalıkları daha iyi tanıyoruz hem de kendimiz için neler yapabileceğimizi öğreniyoruz. Hafıza testine katılma fikri de beni çok heyecanlandırdı.”

Seferihisar’da düzenlenen bu anlamlı etkinlik, hem sağlıklı yaşlanma konusunda bilinç oluşturdu hem de bilimsel çalışmalara gönüllü katılımın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/seferihisar-da-saglikli-yaslanma-soylesisi-ne-yogun-ilgi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/seferihisar-da-saglikli-yaslanma-soylesisi-ne-yogun-ilgi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/seferihisar-da-saglikli-yaslanma-soylesisi-ne-yogun-ilgi/4970/</link>
		   <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Bornova&#39;da Endometriozis Farkındalığı</title>
		   <description><![CDATA[Bornova Belediyesi, 1–31 Mart Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde “Adet Sancısı Adetten Değildir!” sloganıyla “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday’ın konuşmacı olduğu söyleşide, endometriozis hastalığı hakkında bilgilendirme yapılırken, hastalığı yaşayan kadınlar da deneyimlerini paylaşarak farkındalık oluşturdu.]]></description>
		   <news><![CDATA[Etkinlikte kadın sağlığında sıklıkla göz ardı edilen ancak yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen endometriozis konusunda katılımcılar hem tıbbi bilgiler edindi hem de benzer deneyimleri paylaşan kadınlarla dayanışma ortamı buldu.
 
“Çikolata kisti kronik bir hastalıktır”
 
Söyleşide konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday, halk arasında “çikolata kisti” olarak da bilinen Endometriozisin, rahim içini döşeyen dokuya benzer hücrelerin rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.
 
Canday, hastalığın en sık 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda görüldüğünü belirterek, her kadında aynı belirtilerin ortaya çıkmadığını vurguladı. Bazı kadınların hiçbir şikâyet yaşamayabileceğini, bazı kadınların ise günlük yaşamı zorlaştıran şiddetli ağrılar yaşayabildiğini ifade etti.
 
Endometriozisin; şiddetli pelvik ağrı, ağrılı cinsel ilişki, karında gaz ve şişkinlik gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Doç. Dr. Canday, tedavi edilmediğinde gebe kalmayı zorlaştırabileceğini, ancak düzenli kontroller ve kişiye özel tedavi yöntemleriyle hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabileceğini söyledi.
 
En sık görülen belirtiler
 
Müjde Canday, endometriozisin en yaygın belirtilerini; zamanla artan adet sancısı, alt karın ve bel bölgesinde kronik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, adet döneminde bağırsak veya idrar yaparken ağrı, şişkinlik, kabızlık veya ishal ve kısırlık (infertilite) olarak sıraladı.
 
Tedaviyle belirtiler kontrol altına alınabiliyor
 
Endometriozisi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmadığını belirten Canday, ancak çeşitli yöntemlerle belirtilerin kontrol altına alınabildiğini ifade etti. Tedavi sürecinde hormonal tedaviler, ağrı kontrolüne yönelik uygulamalar, gerekli durumlarda cerrahi müdahale ve hekim önerisiyle destekleyici tedavi yöntemleri uygulanabileceğini söyleyen Müjde Canday, hastalığın yönetiminde erken tanı ve düzenli doktor kontrolünün büyük önem taşıdığını vurguladı.
 
Kadınlar söyleşinin ardından Yeşilova Höyüğü’nü gezdi
 
Söyleşinin ardından katılımcılar, rehber eşliğinde İzmir’in bilinen tarihini 8500 yıl öncesine dayandıran kazıların yapıldığı Yeşilova Höyüğü ve ziyaretçi merkezini gezdi. Program kapsamında düzenlenen çömlek yapım atölyesine de katılan kadınlar hem bilgi edindi hem de keyifli bir gün geçirdi.
 ]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bornova-da-endometriozis-farkindaligi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bornova-da-endometriozis-farkindaligi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/bornova-da-endometriozis-farkindaligi/4969/</link>
		   <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 10:25:51 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Doğdukları hastanede şifa dağıtıyorlar</title>
		   <description><![CDATA[118 yıldır hizmet veren İzmir’in sağlık çınarı İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi bu güne kadar binlerce bebeğin ilk nefesine tanıklık etti. Üç farklı kuşaktan Ural Hamurcu, Yasemin Şen, Ekin Başak Bozdağlı ve İrem Ayçetin’in yolları, doğdukları hastane ile yıllar sonra yeniden kesişti. ]]></description>
		   <news><![CDATA[Eşrefpaşa Hastanesinde doktor, diş hekimi, hemşire ve eczacı olarak görev alan dört ismin ortak noktası ise sadece aynı hastanede doğup aynı çatı altında görev yapmak değil, mesleklerine duydukları sevgi ve insanları iyileştirmenin yaşattığı gurur oldu.
 
Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıldır İzmir’e şifa dağıtıyor. Yüz binlerce bebeğin dünyaya geldiği hastane, kalpleri ısıtan anlamlı tesadüflere de sahne oluyor. Yıllar önce Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan Ural Hamurcu, Yasemin Şen, Ekin Başak Bozdağlı ve İrem Ayçetin, doğdukları hastanede birer sağlık emekçisi olarak canla başla çalışıyor. Köklü bir hastanede doğmanın ve yıllar sonra aynı hastanede görev almanın gurur verici olduğunu belirten sağlık emekçileri, İzmirlilere şifa dağıtmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. 
 
“Hastanede doğan üç farklı jenerasyondan sağlıkçıyla birlikte çalışıyoruz”
8 Nisan 1972’de Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan üroloji uzmanı Dr. Ural Hamurcu, “Şu an yoğun bakım servisi olarak kullanılan alan, ben doğduğum zaman kadın doğum bölümüymüş. 2004 yılından beri doğduğum hastanede üroloji uzmanı olarak görev alıyorum. Eşrefpaşa Hastanesi çocukluğumda muayene olduğum bir hastaneydi. Burada çalışmaya başladığım dönemlerde beni çocukken muayene eden hekimlerle kısa bir süre birlikte hekimlik yapma fırsatını da buldum. Ben doğduğumda bile burası İzmir’in en eski hastanesiydi. Şu anda bu hastanede doğan üç farklı jenerasyondan sağlıkçıyla birlikte çalışıyoruz. Keyifli bir çalışma ortamımız var” diyerek tüm hekim ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.
 
“Doğduktan 21 yıl sonra aynı hastanede göreve başladım”
30 Haziran 1985’te Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan ameliyathane hemşiresi Yasemin Şen ise “Doğduktan 21 yıl sonra aynı hastanede ameliyathane hemşiresi olarak göreve başladım. Eşrefpaşa Hastanesi çok aşina olduğum bir hastaneydi ve burada çalıştığım için çok mutluyum” diye konuştu. Şen, sağlıkta şiddetin son bulduğu bir Tıp Bayramı dileyerek tıp camiasının bayramını kutladı.
 
“Doğumuma şahit olan insanlarla çalışmak çok güzel”
Diş hekimi Ekin Başak Bozdağlı ise 12 Eylül 1996 tarihinde Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğdu. 2023 yılından beri hastanede görev alan Bozdağlı, “Mesleğimden çok memnunum. Doğumumda yer alan doktor ve hemşirelerle birlikte görev yapmak gerçekten gurur verici. Bu işimi daha çok sevmemi sağlıyor ve işe severek geliyorum. Ben küçüklüğümde de hasta olduğumda hep Eşrefpaşa Hastanesi’ne geliyordum. Hem doğumuma şahit olan hem de küçüklüğümü bilen insanlarla çalışmak çok güzel” dedi. 
 
“Çok ilginç ve gurur verici”
Eşrefpaşa Hastanesi’nde eczacı olarak görev alan İrem Ayçetin ise “14 Mayıs 1997 tarihinde Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğdum. Doğduğum hastanede eczacı olarak görev almak ve bir zamanlar doğumuma şahitlik etmiş insanlarla aynı ortamda çalışmak çok ilginç ve gurur verici. Bana, ‘senin doğumuna şahit olduk, o ameliyathanede çalışıyorduk’ diyorlar. Sağlık alanında hizmet edebilmek çok güzel. Tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum” ifadelerini kullandı.]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/dogduklari-hastanede-sifa-dagitiyorlar.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/dogduklari-hastanede-sifa-dagitiyorlar_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/dogduklari-hastanede-sifa-dagitiyorlar/4968/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:54:16 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Buca&#39;da sağlık seferberliği</title>
		   <description><![CDATA[​Buca Belediyesi, koruyucu sağlık hizmetlerini mahallelere taşıyor. “Köşe Bucak Sağlık” projesiyle her hafta farklı bir noktada ücretsiz tarama başlatan belediye ekiplerinin ilk durağı Göksu Mahallesi oldu.Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, “Tüm Bucalıları ücretsiz hizmetimizden yararlanmaya davet ediyorum&quot; diye konuştu.]]></description>
		   <news><![CDATA[Buca Belediyesi, ilçedeki yaşam kalitesini artırmak ve hastalıkların erken teşhisini sağlamak amacıyla “Köşe Bucak Sağlık” projesini hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan bu önemli adım kapsamında, profesyonel sağlık ekipleri her hafta farklı bir mahalleye giderek vatandaşlara ücretsiz tarama hizmeti sunuyor.

Projenin ilk ayağı, geçtiğimiz pazartesi günü Göksu Mahallesi Muhtarlığı’nda verilen startla başladı. 9–13 Mart tarihleri arasında, hafta içi her gün 09.30–12.30 ve 13.30–16.30 saatlerinde devam edecek çalışma muhtarlık binasında gerçekleşiyor. Uygulama kapsamında vatandaşlara diyabet riskine karşı ücretsiz şeker ölçümü ve hipertansiyon kontrolü için tansiyon ölçümü yapılırken, ölçüm sonuçlarına göre bilgilendirme de sağlanıyor. Belediye yetkilileri, hizmetin gelecek hafta Yeşilbağlar Mahallesi’nde sürdürüleceğini açıkladı.

BAŞKAN DUMAN’DAN “SAĞLIKLI BUCA” MESAJI

Koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çeken Buca Belediye Başkanı Görkem Duman,
“Vatandaşlarımızın sağlığı bizim için her şeyden önce geliyor. ‘Köşe Bucak Sağlık’ projemizle, hastaneye gitme imkânı bulamayan ya da sağlık durumunu ihmal eden hemşehrilerimizin ayağına gidiyoruz. Amacımız sadece tedavi etmek değil, hastalıkları henüz başlamadan önleyebilmektir. Göksu Mahallemiz ile başlattığımız bu seferberlik, her hafta başka bir mahallemizde devam edecek. Tüm Bucalıları bu ücretsiz hizmetimizden yararlanmaya davet ediyorum” dedi.
]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/buca-da-saglik-seferberligi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/buca-da-saglik-seferberligi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/buca-da-saglik-seferberligi/4967/</link>
		   <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:29:55 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Bornova&#39;da miniklere büyük sağlık hamlesi</title>
		   <description><![CDATA[Bornova Belediyesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik sağlıklı beslenme, hijyen, ağız ve diş sağlığı ile temel ilk yardım konularında eğitim programı başlattı. Uzman isimler tarafından gerçekleştirilen eğitimlerin, her ay iki farklı okulda yapılması planlanıyor. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, sağlıklı nesiller için bilinçlendirme çalışmalarına okullardan başladıklarını vurguladı.]]></description>
		   <news><![CDATA[Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, Bornova’daki ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik sağlık eğitimi düzenlemeye başladı. Öğrencilerin sağlıklı yaşam bilinci kazanmaları ve temel sağlık konularında farkındalıklarının artırılması amacıyla hayata geçirilen program, her okulda iki gün boyunca 10.00 – 12.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Eğitimlerin her ay iki farklı okulda yapılması planlanıyor.
 
Alanında uzman isimlerden uygulamalı eğitim
 
Eğitim programı kapsamında; Diyetisyen Elif Boztaş “Sağlıklı Beslenme”,
Hekim Serpil Küçüker “Hijyen”, Diş Hekimi Esra Özatay “Ağız ve Diş Sağlığı”, Fizyoterapist Burçin Çam, Duruş Bozuklukları, Hemşireler Cemile Akdaş ve Enurye Mutlu ise “Temel İlk Yardım” başlıklarında sunumlar gerçekleştirdi.
 
Uzmanlar, sunumların ardından öğrencilerin sorularını yanıtlayarak interaktif bir eğitim ortamı oluşturdu.
 
Başkan Eşki: “Sağlıklı nesiller için okullardan başlıyoruz”
 
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, çocukların erken yaşta doğru sağlık alışkanlıkları kazanmasının önemine dikkat çekerek, “Sağlıklı beslenme, hijyen ve temel ilk yardım bilgisi küçük yaşta öğrenildiğinde yaşam boyu kalıcı hale gelir. Biz de Bornova’da sağlıklı ve bilinçli nesiller yetişmesi için okullarımızdan başlayarak güçlü bir eğitim seferberliği başlattık. Çocuklarımızın her alanda olduğu gibi sağlık konusunda da donanımlı bireyler olmalarını istiyoruz” dedi.
 ]]></news>
		   <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bornova-da-miniklere-buyuk-saglik-hamlesi.jpg</image>
		   <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/03/bornova-da-miniklere-buyuk-saglik-hamlesi_t.jpg</thumb>
		   <link>https://www.saglikhaberajansi.com/bornova-da-miniklere-buyuk-saglik-hamlesi/4966/</link>
		   <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 10:41:22 +0300</pubDate>
		   </item></channel>
</rss>