<?xml version="1.0"?>
         <rss version="2.0"> 
         <channel>
         <title>Dünya</title>
         <link>https://www.saglikhaberajansi.com/dunya/</link>
         <description></description><item>
			<title>World Medicine, CPHI Frankfurt 2022 Fuarı&#39;na katıldı</title>
			<description><![CDATA[İlaç sektörünün merkezi haline gelen Almanya’nın Frankfurt kentinde her yıl düzenlenen Dünya İlaç Kongre ve Fuarı (CPHI) 1-3 Kasım tarihleri arasında gerçekleşti. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Türkiye’de 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren World Medicine, 124 m2 alanlık stantta ziyaretçilerini ağırladı. İlaç üreticileri ve distribütörlerinin buluştuğu Uluslararası İlaç Fuarı'nda yerlerini aldıklarını beliren World Medicine Yönetim Kurulu Başkanı Raushan Tahiyeu, “Türkiye’de ürettiğimiz ilacı dünyaya ihraç etmek için çok çalışıyor, yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. En büyük hedefimiz Türkiye’nin en çok ilaç ihraç eden şirketi olmak. Bu hedefimiz doğrultusunda bu önemli organizasyonda her yıl olduğu gibi yerimizi aldık” açıklamasında bulundu. 

170 ülkeden 2 bin 500 uluslararası ilaç, makina ve hammadde üreticisi katıldığı CPHI Frankfurt 2022 Fuarı’na Türkiye'den 34 ilaç firması katıldı. Fuar 3 Kasım’da sona erdi.

Türkiye pazarına sunduğu ürünlerin yanı sıra ihracat yaptığı ülke sayısını arttırmak için girişimlerini her geçen gün hızlandırdıklarının altını çizen World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Raushan Tahiyeu, “Faaliyet gösterdiğimiz tüm ülke ve alanlarda güvenilir bir iş ortağı ve lider şirket olmak bizim için çok kıymetli. Daha fazla ilaç ihracatı için alt yapımızı sağlamlaştırıyor, son teknolojiye sahip üretim tesislerimizle ilaç üretim kapasitemizi arttırmak ve Türkiye’de ürettiğimiz ilacı dünyaya ihraç etmek için çok çalışıyoruz. Bu doğrultuda her yıl katıldığımız CPHI Frankfurt’ta yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Yaptığımız yatırımların ve çalışmalarımızın karşılığını bulduğunu görmek bizi çok gururlandırıyor” diye konuştu.

Yatırımlarımızla büyüyoruz

Yatırımlarımızı her yıl üstüne koyarak büyütüyoruz diyen Tahiyeu; “İhracat yaptığımız ülkelerin sayısını arttırmak için alt yapımızı sağlamlaştırıyoruz. İlaç üretim tesisi yatırımlarımızın amiral gemisi Tekirdağ Çerkezköy fabrikamız ile; Likit Steril Formlar, Liyofilize Steril Formlar, katı formlar, yarı katı formlar, Non-steril Likit Formların üretimini gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte fabrikalarımıza yatırım yapmaya ve büyütmeye devam ediyoruz. ‘Sefalosporin (SEF) Üretim Tesisi kurulum ve devreye alma çalışmalarımızı başlattık. Son olarak; geçtiğimiz günlerde yaklaşık 700 milyon TL yatırımla temelini attığımız ek üretim tesisimize de başladık. Tesisimiz bittiğinde toplamda 23 bin 300 metrekarelik kapalı alana sahip olacağız” dedi.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/world-medicine-cphi-frankfurt-2022-fuari-na-katildi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/world-medicine-cphi-frankfurt-2022-fuari-na-katildi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/world-medicine-cphi-frankfurt-2022-fuari-na-katildi/4542/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Nov 2022 12:12:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Polifarma, Frankfurt&#39;ta inovatif ürünlerini tanıttı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de 36 yıldır toplum sağlığına ve sağlık sektörüne katkı sağlayan, yüzde 100 yerli sermayeli Polifarma, 1-3 Kasım günleri arasında düzenlenen CPHI Frankfurt Fuarı’nda portföyündeki güçlü ürünleri sektör profesyonellerine tanıttı. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Hastane ürünleri lideri Polifarma İlaç, bu yıl 1-3 Kasım tarihleri arasında Frankfurt’ta düzenlenen ve dünyanın en büyük ilaç sektörü buluşması olan CPHI Frankfurt’ta sektör profesyonelleriyle buluştu. EU-GMP sertifikalı üretim tesislerinde ürettiği ve geliştirdiği 600 ruhsatlı ürününü 70’den fazla ülkeye ihraç eden Polifarma İlaç’ın standı katılımcıların yoğun ilgisini gördü. Polifarma yetkilileri, ilaç sektörü profesyonellerinin yanı sıra Frankfurt başkonsolosu ve ticari ataşenin de ziyaret ettiği stantta ürün ve projeler hakkında bilgi aktardı. 

Polifarma’nın hayat kurtarma ve sürdürmeye adanmış kültürüyle sadece Türkiye’de değil dünyanın dört bir yanında hayatlara dokunduğunu söyleyen Polifarma İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Vildan Kumrulu, “CPHI Frankfurt Fuarı, ülkemizin ilaç sektöründeki kabiliyetini ve gücünü dünyaya tanıtmamızda önemli bir rol oynuyor. Fuarda yakın zamanda duyurusunu yapacağımız yeni atılımımız olan projemizin müjdesini verirken, anestezi başta olmak üzere yoğun bakım, enfeksiyon, onkoloji, radyoloji, diyaliz ve kardiyoloji gibi birçok terapötik alana yönelik ilaçlar ve kritik öneme sahip serum ve reçeteli pazara sunduğumuz nefroloji ve alerji alanındaki ürünlerimizi de tanıttık ve yeni anlaşmalara imza attık. Polifarma olarak proje ve yatırımlarımızı ilaçta dışa bağımlılığı azaltacak, erişimin zor olduğu ilaçları artık ithal değil ihraç eden konumuna geçirecek şekilde yapıyoruz. Farklı formalarda ilaç üretimleri ve Ar-Ge çalışmalarımız da devam ediyor. Hedefimiz Türkiye’nin adını dünya ilaç pazarına altın harflerle yazdırmak” dedi.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/polifarma-frankfurt-ta-inovatif-urunleri-dunyaya-sundu.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/polifarma-frankfurt-ta-inovatif-urunleri-dunyaya-sundu_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/polifarma-frankfurt-ta-inovatif-urunlerini-tanitti/4539/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Nov 2022 00:28:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>NPİSTANBUL Beyin Hastanesi&#39;ne 4. kez altın madalya</title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, dünyanın en büyük ve en prestijli sağlık akreditörü olan JCI (Joint Commission International) tarafından dördüncü kez denetlendi. 2021 yılında yeni standartlarla denetlenen ilk hastane olan NPİSTANBUL, hasta odaklı kaliteli sağlık hizmeti sunumunda iddiasını devam ettiriyor.  

]]></description>
		    <news><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi uygulama ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, dünyanın en büyük ve en prestijli sağlık akreditörü olan JCI (Joint Commission International) tarafından Mart ayında denetime girdi. JCI standartlarının son versiyonundan denetime giren Türkiye’de ilk hastane oldu.
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, ilk olarak 20 Ocak 2012 tarihinde JCI akreditasyonu almıştı. 2015 yılındaki başarısı ile “Türkiye’nin ilk akredite olan nöropsikiyatri hastanesi” olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, 2018’de gerçekleşen akreditasyon başarısıyla “Dünyanın ilk Akredite Beyin Hastanesi” unvanını almıştı.
 
JCI denetim ekibinden lider denetçi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nin başarılı bir denetim süreci geçirdiğini belirterek “Çalışanlarınızın kuruma bağlılığı, kalite ekibinizin çalışkanlığı ve bilgi birikimi, kurumunuzun temizliği, teknolojiyi bu kadar etkin kullanmanız ve en önemlisi bunların hayata geçmesi için gereken yönetim desteği NP denildiğinde hafızamda kalacak kavramlar olacak” dedi.
“Kaliteye olan adanmışlığınız çalışanlarınızın tavrına yansımaktadır”
JCI Ekip Lideri, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi yönetimine teşekkür ederek “Bu denetim için gösterdikleri çaba ve destek için yönetim kurulu başkanı ve üyelere, hastanenin tüm üst düzey yöneticilerine teşekkürler. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nin misyonunun ne olduğunu içten hissedebildik. Psikiyatri hastaları özel ilgi gerektiren hasta grubudur. Bu hasta grubu için siz, bir umut ışığısınız. Kaliteye olan adanmışlığınız; çalışanlarınızın tavrına, onların da tutkuyla işlerine yansımaktadır” dedi.
 “Bu yolculukta yanınızda yer almak ayrıcalıktı”
Dört gün süren denetimlerde hastane ekibi ve çalışanların gösterdiği profesyonelliğin en üst düzeyde olduğunu vurgulayan ekip lideri şunları söyledi:
“Kurumunuzu en iyi şekilde temsil ettiniz. Bu sürede ülkenizi de çok iyi şekilde temsil etmiş oldunuz. NPİSTANBUL’un bu yolculuğunda yanınızda yer almak bizim için ayrıcalıktı. Geçtiğimiz dört günde kurumunuzun farklı yönlerini gözlemledik. Yaptığımız incelemeyi JCI (Joint Commission International) standartları ışığında gerçekleştirdik. Sizlerden de pek çok güzel şey öğrenme fırsatını bulduk. Burada bulunma amacımızı sizleri JCI standartlarına uyma konusunda denetime tabi tutmaktı” dedi.
 “Ailemi gönül rahatlığıyla hastanenize yatırırım”
Hastaneye güvenin önemli olduğunu vurgulayan ekip lideri “Her seferinde şu soruyu soruyorum: Eğer kendim için ailem için kendi çocuklarım ya da anne babam için böyle bir ihtiyaç doğsaydı acaba bu hastaneye gönül rahatlığıyla onları yatırabilir miydim? Evet. Akreditasyonların en güçlüsü de işte bu.  Sizin vizyon ve misyonunuzda yer alan hasta odaklılık bir organizasyon için itici güç olmaktadır. Bu itici gücü sizlerde hissedebiliyoruz. Bu uzun bir yolculuk ve siz uzun bir mesafe kat ettiniz. Bu yolculukta daha çok uzun mesafeler kat edeceğinize inancımız tam” diye konuştu.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bu denetimlerden çok şey öğrendik”
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan da hastanenin dördüncü JCI denetlemesi olduğunu belirterek JCI ekip liderine, güzel sözlerinin kendilerini motive ettiğini söyleyerek teşekkür etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bizim için de dört harika gün oldu. Çok şey öğrendik. Gelecekle ilgili de çok güzel notlar aldık.  Üç yılda yapılan bu denetimler bize çok şey katıyor. Bu denetimde de bunu gördük. Biz kendimize şu soruları soruyoruz.  Bu soruları sorarken bağımsız bir denetçiye ihtiyacımız var: “Acaba kararları verilere bağlı olarak mı veriyoruz? Performans yönetimini yeterli mi yapıyoruz? Ölçülebilir hedefleri belirleyebiliyor muyuz?” Bütün bunların birinin bizi gözlemleyip bildirmesini bekliyoruz. Bu konulardaki geri bildirimlerimiz bize kendimizi geliştirmemiz için bu kalite yolculuğunda, hasta güvenliği yolculuğunda bize çok katkı sağlayacak. Bunun için tekrar teşekkür ederiz. Açık, dürüst ve hesap verebilir olmayı çok önemsiyoruz. Bunu özellikle ekibimize yansıtabilmiş olmayı sizden duymak, benim için çok sevindirici oldu.” diye konuştu.
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/npistanbul-beyin-hastanesi-ne-4-kez-altin-madalya.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/npistanbul-beyin-hastanesi-ne-4-kez-altin-madalya_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/npistanbul-beyin-hastanesi-ne-4-kez-altin-madalya/4076/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Apr 2021 22:15:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dünyagöz Bakü Resmi Tören ile Açıldı</title>
			<description><![CDATA[Kullandığı en son teknoloji tedavi yöntemleri ve uzman hekimleri sayesinde, kurulduğu 1996 yılından beri Türkiye ve Avrupa’da yüzbinlerce hastanın göz sağlığına kavuşmasını sağlayan Dünyagöz Hastaneler Grubu, gerçekleştirilen resmî tören ile en yeni merkezi olan Dünyagöz Bakü’nün açılışını gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende söz alan Dünyagöz Bakü Medikal Direktörü Prof. Dr. Kemal Tuncer, “Yeni hastanemiz ile sahip olduğumuz bilgi, tecrübe, uzmanlık ve yüksek teknolojik imkanlarımızı, kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yaşayan kardeşlerimizin hizmetine sunmanın sevincini yaşıyoruz” dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Kullandığı en son teknoloji tedavi yöntemleri ve uzman hekimleri sayesinde, kurulduğu 1996 yılından beri Türkiye ve Avrupa’da yüzbinlerce hastanın göz sağlığına kavuşmasını sağlayan Dünyagöz Hastaneler Grubu, gerçekleştirilen resmî tören ile en yeni merkezi olan Dünyagöz Bakü’nün açılışını gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende söz alan Dünyagöz Bakü Medikal Direktörü Prof. Dr. Kemal Tuncer, “Yeni hastanemiz ile sahip olduğumuz bilgi, tecrübe, uzmanlık ve yüksek teknolojik imkanlarımızı, kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yaşayan kardeşlerimizin hizmetine sunmanın sevincini yaşıyoruz” dedi.

Sağlık sistemleri büyük önem taşıyor

Açılış sırasında kısa bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, “Öncelikle kardeş ülkemiz Azerbaycan’da bulunmaktan dolayı duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Günümüzde sağlık sistemleri büyük önem taşıyor ve biz devlet olarak bu sistemleri destekliyoruz. Dünyagöz, bu sisteme destek veren önemli bir kuruluş. Kardeş ülkemize, ülkemizden böyle bir hizmet taşındığı ve bu girişimin bir parçası olarak bu açılışta bulunduğum için onur ve mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

Türki Cumhuriyetlerdeki ilk yatırımımız

Tören sırasında bir konuşma yapan Dünyagöz Bakü Medikal Direktörü Prof. Dr. Kemal Tuncer, “Almanya, Hollanda ve Gürcistan’da hayata geçirdiğimiz yatırımlarımızdan sonra şimdi de 20 milyon değerindeki, 8.500 m2’lik alana sahip tam donanımlı bu yeni hastanemiz ile sahip olduğumuz tüm; bilgi, tecrübe, uzmanlık ve yüksek teknolojik imkânlarımızı Kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de; bu güzel ülkede yaşayan Azerbaycanlı kardeşlerimizin hizmetine sunmanın sevincini yaşıyoruz. Türki Cumhuriyetlerdeki ilk yatırımımız olan Dünyagöz Bakü’de, uzman, doçent ve profesörlerden oluşan 20 kişilik Türk hekim kadromuz ile 7 gün 24 saat hizmet vereceğiz” dedi.

Gözün her branşında hizmet

Türkiye’nin sağlık konusunda adını yurtdışında duyurmasını sağlayacak Dünyagöz Bakü’nün ileri teknolojiyle donatılmış çağdaş binasında tek çatı altında; miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde kullanılan ileri lazer teknolojilerinden, ileri teknoloji ürünü akıllı göz içi merceklerinin kullanıldığı katarakt ameliyatlarına; mikro cerrahi tecrübesi gerektiren kornea hastalıklarının tedavisinden, diyabete bağlı göz hastalıklarının tedavisine; retina hastalıklarından, göz nörolojisi, göz çevresi estetiği, glokom ve üveit tedavisine kadar yetişkin ve çocuk göz sağlığına dair tüm alanlarda göz sağlığı hizmetleri sunulacak.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/11/hh.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/11/hh.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dunyagoz-baku-resmi-toren-ile-acildi/3562/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Nov 2017 09:12:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kızılay Somali, Yemen ve Sudan&#39;a yardım gönderiyor</title>
			<description><![CDATA[Kızılay’ın Ramazan ayında Somali, Yemen ve Sudan’a göndereceği yardım gemisi Mersin Taşucu Seka Limanı'nda yükleniyor. Gemide incelemelerde bulunan Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, geminin 3 milyon insanı bir ay boyunca besleyebilecek gıda barındırdığını söyledi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Kızılay’ın Ramazan ayında Somali, Yemen ve Sudan’a göndereceği yardım gemisi Mersin Taşucu Seka Limanı'nda yükleniyor. Gemide incelemelerde bulunan Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, geminin 3 milyon insanı bir ay boyunca besleyebilecek gıda barındırdığını söyledi.

Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, Mersin'in Silifke ilçesinde demirli bulunan ve Ramazan ayında un, şeker, ilaç ve çocuk malzemelerinden oluşan 15 bin tonluk yardım malzemesini Somali'ye götürecek Sebat adlı gemide incelemelerde bulundu. Dr. Kınık, burada yaptığı açıklamada, iklim felaketinden sonra Afrika'nın özellikle doğu bölgesinde ve Yemen'de çok büyük bir kuraklık başladığını, bunun son 60 yılın en ağır kuraklığı olduğunu ve büyük bir açlık krizini tetiklediğini söyledi.

15 bin tonluk gıda yardımı

Özellikle silahlı çatışmaların yaşandığı ve devlet düzeninin zayıf olduğu, Somali, Yemen ve Güney Sudan'da bu durumun tam bir felaket halini aldığını belirten Dr. Kerem Kınık, “Kızılay olarak Anadolumuzun yardımsever insanlarıyla, devletimizin AFAD, TİKA, Toprak Mahsulleri Ofisi gibi kurumlarıyla Cumhurbaşkanımızın Mart ayında başlatmış olduğu 'Umudu Ol' kampanyasıyla beraber harekete geçtik. Gemimizin kalkmasına 1-2 gün kaldı. Bu geminin içerisinde 15 bin tonluk gıda var. Un, şeker, ilaç, çocuk mamaları olacak. Somali'nin bütün bölgelerine gidecek bu yardım. 3 milyon insanı bir ay boyunca besleyebilecek gıda barındırıyor” dedi.

Dr. Kınık, Sebat gemisine benzer 2 geminin daha hazırlandığını, bundan sonraki geminin Yemen'e gideceğini ve aynı yükü taşıyacağını aktardı. Yemen'de sadece geçen yıl 65 bin çocuğun açlıktan öldüğünü bildiren Kerem Kınık, “Şu an Somali, Yemen ve Güney Sudan’da büyük bir kolera salgını var. Yemen'i takiben de inşallah Güney Sudan'a Cuba bölgesi ve kuzey bölgelerine ulaşmaya çalışacağız. İnşallah o bölgedeki açlıkla boğuşan, ölümün kıyısına gelmiş olan yaklaşık 9 milyon insana bu gemiler aracılığıyla ulaşacağız. 9 milyon insanı en azından ramazan boyunca bir ay besleyebilecek gıdaları o insanlara ulaştırmış olacağız” diye konuştu.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/05/kızılay.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/05/kızılay.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/kizilay-somali-yemen-ve-sudan-a-yardim-gonderiyor/3501/</link>
			<pubDate>Fri, 26 May 2017 01:42:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kanser Hücrelerini Yok Eden Meyve</title>
			<description><![CDATA[Berghofer Tıbbi Araştırma Merkezi’nin yaptığı bir araştırmaya kanserin kökünü kazıyan bir meyveyi ortaya çıkardı. Blushwood adlı ağacın meyvesi iddiaya göre kanser hücrelerini yok ediyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Berghofer Tıbbi Araştırma Merkezi’nin yaptığı bir araştırmaya kanserin kökünü kazıyan bir meyveyi ortaya çıkardı. Blushwood adlı ağacın meyvesi iddiaya göre kanser hücrelerini yok ediyor.

Bilim adamları bu meyveden aldıkları enzimlerin kanser tümörlerini yok etmeyi başardığını iddia etti. Bu enzimlerden elde ettikleri ve test aşamasında olan ilaca EBC-46 adını verdiler. Bu meyve hakkında araştırma yapan Dr. Glen yaptığı çalışmaların sonucunu açıkladı.   Preklinik denemelerinde, ilacı deneklerine enjekte eden bilim insanları, beş dakika içinde enjekte edilen bölgede morarma gördüler. 24 saat içinde ise tümörün yer aldığı bölgenin tamamen siyahlaştığını tespit ettiler. Birkaç gün sonra ise bölgede kabuk oluştu ve 1.5 hafta içinde kabuk kendiliğinden düştü ve tümör yok oldu.

EBC-46 farelerde, köpeklerde ve atlarda test edildi. Sadece hayvanlarda denenen laboratuvar testlerinde, deneye tabi tutulan tümörlü hayvanların %70’inde başarılı sonuçlar elde edilip tümörlerin yok edildiği belirtildi.  Ancak bu ürün henüz insanlarda denenmedi. Bu yüzden araştırmacılar konuyla alakalı kesin bir şey söyleyemiyorlar.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-93.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-93.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/kanser-hucrelerini-yok-eden-meyve/3462/</link>
			<pubDate>Wed, 19 Apr 2017 15:58:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Erkeğe doğum kontrol iğnesi</title>
			<description><![CDATA[İlacın piyasaya çıkmasıyla bir asırdan uzun bir süredir üzerinde çalışılan erkek doğum kontrol yöntemi hayata geçmiş olacak. İngiliz basınına göre, biyomedikal mühendisi Sujoy Guha'nın geliştirdiği yöntemle, testiste sperm taşıyan damarlara, erimiş çikolata yoğunluğundaki bir jel şırınga ediliyor. Pozitif yüklü bu jel, negatif yüklü sperm üzerinde tampon görevi görüyor, spermlerin baş ve kuyruklarını bozarak dölleme yeteneğini ortadan kaldırıyor. Yıllarca etkili olan bu jel istenmesi halinde testise yapılan ikinci bir iğneyle etkisizleştiriliyor ve spermler yeniden normal olarak penise ulaşıyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[İlacın piyasaya çıkmasıyla bir asırdan uzun bir süredir üzerinde çalışılan erkek doğum kontrol yöntemi hayata geçmiş olacak. İngiliz basınına göre, biyomedikal mühendisi Sujoy Guha'nın geliştirdiği yöntemle, testiste sperm taşıyan damarlara, erimiş çikolata yoğunluğundaki bir jel şırınga ediliyor. Pozitif yüklü bu jel, negatif yüklü sperm üzerinde tampon görevi görüyor, spermlerin baş ve kuyruklarını bozarak dölleme yeteneğini ortadan kaldırıyor. Yıllarca etkili olan bu jel istenmesi halinde testise yapılan ikinci bir iğneyle etkisizleştiriliyor ve spermler yeniden normal olarak penise ulaşıyor.

BBC Türkçe]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-83.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-83.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/erkege-dogum-kontrol-ignesi/3427/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Apr 2017 14:59:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>8 Aylık Bebek 17 Kilo</title>
			<description><![CDATA[Hindistan'ın Pencap eyaletinde doğan Chahat Kumar bebek görenleri şaşırtıyor. Sürekli beslenmek isteyen bebek, 8 ay içinde 17 kiloya ulaştı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Hindistan'ın Pencap eyaletinde doğan Chahat Kumar bebek görenleri şaşırtıyor. Sürekli beslenmek isteyen bebek, 8 ay içinde 17 kiloya ulaştı.
Daily Mail'de yer alan habere göre; Hindistan'ın Pencap eyaletinde doğan Chahat Kumar bebek, 8 ay içinde 17 kiloya ulaştı. Ancak bebeğin, sürekli yemek yeme arzusuna neyin sebep olduğunu bilmiyor. Chahat bebek, aşırı kilosu nedeniyle nefes almakta ve uyumakta güçlük çekiyor. Annesi Reena, Chahat'tan önce bir erkek bebeğini doğumda kaybettiğini, kızını da kaybetmek istemediğini söyledi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-77.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-77.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/8-aylik-bebek-17-kilo/3408/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Apr 2017 14:28:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>47 yaşında otizm teşhisi konuldu</title>
			<description><![CDATA[Hastaneye Ehlers-Danlos Sendromu için testler yaptırmaya giden Laure James’de otistik spektrum bozukluğu olduğu belirlendi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Hastaneye Ehlers-Danlos Sendromu için testler yaptırmaya giden Laure James’de otistik spektrum bozukluğu olduğu belirlendi.

Medimagazin’in CNN’den aktardığına göre, James, çocukluğundan beri birçok yanlış teşhisle karşı karşıya kaldığını, yeme bozukluğu, anksiyete, iletişim problemi, aşırı odaklanma gibi belirtilerin hep farklı sendromlarla açıklanmaya çalıştığını ifade etti.

“KIZLARDA YANLIŞ TEŞHİS OLDUKÇA YAYGIN”

İngiltere Ulusal Otizm Derneği yöneticisi Carol Povey, eskiden otizmin çoğunlukla erkeklerde görüldüğünün düşünüldüğünü ama otizm sahibi çoğu kızın, yanlış tanılara maruz kaldığını aktardı. Otistik kızların ve kadınların karşılaştıkları bu durumu maskeleme ve kamuflaj sözleriyle açıklayan Povey, kadınlardaki ve erkeklerdeki otizmin arasındaki bu farkın oluşmasında sosyal koşulların büyük bir faktör olduğunu ifade etti.

"SONUNDA KENDİMDEKİ FARKLILIKLARI ANLAMLANDIRABİLDİM"

Povey, otizm sahibi kızların, toplumda “tatlı, sessiz ve kibar” olarak tanımlanan diğer kızları taklit ettiklerini ve böylece otizm belirtilerini saklamakta erkeklerden daha başarılı olduklarını söyledi.

Laure James, otizm teşhisiyle birlikte hayatının değiştiğini, sonunda kendisindeki farklılıkları anlamlandırabildiğini ifade etti. Bir otistik kadın olarak tecrübelerini anlattığı kitabı “Odd Girl Out” bu ay yayımlanıyor.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-24.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/04/SAĞLIK-HABER-kopya-24.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/47-yasinda-otizm-teshisi-konuldu/3233/</link>
			<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 16:10:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Yaşlılara Saygı Haftası&#39;nda açıklanan rakamlar dikkat çekici</title>
			<description><![CDATA[Doğum oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, ortalama yaşam beklentisinin uzamasına ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının artmasına yol açarken, Interpress’in “Yaşlılara Saygı Haftası” nedeniyle Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) geçen yıla ilişkin verilerine dayanarak yaptığı incelemeye göre  Türkiye’deki 65 yaş ve üstü nüfus son beş yılda yüzde 17,1 artarak 6 milyon 651 bin 503 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 8,3'e yükseldi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Doğum oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, ortalama yaşam beklentisinin uzamasına ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının artmasına yol açarken, Interpress’in “Yaşlılara Saygı Haftası” nedeniyle Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) geçen yıla ilişkin verilerine dayanarak yaptığı incelemeye göre  Türkiye’deki 65 yaş ve üstü nüfus son beş yılda yüzde 17,1 artarak 6 milyon 651 bin 503 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 8,3'e yükseldi.

Dünyanın en yaşlı ilk üç ülkesi: Monaco, Japonya ve Almanya

Dünya nüfusunun 2016 yılında yüzde 8,7'sini yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla yüzde 31,3 ile Monaco, yüzde 27,3 ile Japonya ve yüzde 21,8 ile Almanya oldu. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı.

Yaşlı nüfusun en yoğun olduğu il: Sinop

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2016 yılında yüzde 18,1 ile Sinop oldu. Bu ili Kastamonu ve Çankırı izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,2 ile Şırnak olurken bu ili Hakkari ve Van takip etti.

Türkiye’de 100 yaşın üstünde 5 bin 232 kişi var

100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2016 yılında 5 bin 232 oldu. Türkiye'de 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla 680 kişi ile İstanbul, 237 kişi ile Şanlıurfa ve 219 kişi ile Ankara oldu

Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor

Yaşlı nüfusun yüzde 43,9'unu erkek yüzde 56,1'ini kadın nüfus oluştururken, beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78 yıl, erkekler için 75,3 yıl kadınlar için ise 80,7 yıl oldu. Buna göre kadınların erkeklerde ortalama 5,4 yıl daha uzun yaşadığı ortaya çıktı.

Yaşlılar ilgili 40 binden fazla haber yapıldı

Medya Takip Ajansı Interpress’in üç bine yakın ulusal, bölgesel ve yerel gazete ile dergiyi tarayarak yaptığı incelemeye göre 2016 yılbaşından bu yana yaşlılarla ilgili yazılı basında  42 bin 877 haber çıkarken, “Yaşlılara Saygı Haftası” hakkında da yazılı basına 618 haber yansıdığı tespit edildi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-57.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-57.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/yaslilara-saygi-haftasi-nda-aciklanan-rakamlar-dikkat-cekici/2978/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 16:46:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü</title>
			<description><![CDATA[21 Mart günü bir çok önemli şey oluyor dünyada. Bunlardan biri de 21 Mart'ın Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü olarak geçmesi. Down sendromu hakkında bilinçlenmemiz ve insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[21 Mart günü bir çok önemli şey oluyor dünyada. Bunlardan biri de 21 Mart'ın Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü olarak geçmesi. Down sendromu hakkında bilinçlenmemiz ve insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor.
Down sendromlu bireylerin eksiği değil fazlası vardır!]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-52.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-52.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/21-mart-dunya-down-sendromu-farkindalik-gunu/2963/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 11:59:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Beyin sürekli akış ve değişim içerisindedir</title>
			<description><![CDATA[Dünya Beyin Farkındalığı Haftası, başta İzmir, olmak üzere bu yıl birçok yerde, Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinirbilimleri Derneği (TÜBAS) önderliğinde ve bazı üniversiteler ve yerel yönetimlerin desteği ile halka açık etkinliklerle kutlanıyor. Beyin Farkındalığı Haftası, okul öncesi öğrenciden merak eden ve öğrenebilir en yaşlı kişiye, toplumda beyin-sinir sistemi farkındalığını, beyin-sinir sistemi sağlığını ve işlevselliğini geliştirme bilincini yaymayı amaç ediniyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Dünya Beyin Farkındalığı Haftası, başta İzmir, olmak üzere bu yıl birçok yerde, Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinirbilimleri Derneği (TÜBAS) önderliğinde ve bazı üniversiteler ve yerel yönetimlerin desteği ile halka açık etkinliklerle kutlanıyor. Beyin Farkındalığı Haftası, okul öncesi öğrenciden merak eden ve öğrenebilir en yaşlı kişiye, toplumda beyin-sinir sistemi farkındalığını, beyin-sinir sistemi sağlığını ve işlevselliğini geliştirme bilincini yaymayı amaç ediniyor.

İzmir Bornova Anadolu Lisesi öğrencileri   “Dünya Beyin Farkındalığı Haftası” etkinlikleri kapsamında    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı  Laboratuvarını ziyaret etti.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi   Prof. Dr. Gülgün Şengül tarafından  düzenlenen etkinlikte EÜ Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Lokman Öztürk öğrenciler beynin yapısı ile ilgili bilgiler verdi.

Yeni doğanların beyin ağırlıklarının 350 ile 400 gram arasında değiştiğini belirten Prof. Dr. Öztürk, bu durumun zaman geçtikçe gelişmesi gerektiğini, gelişmediği takdirde  kişinin eğitim hayatının etkileneceğini söyledi.Şekiller üzerinden öğrencilere beynin sağ ve sol bölümleri hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Öztürk,  “İnsanların bütün refleks ve içgüdüsel hareketleri beyinsapında oluşur. Erken doğum ölümlerinin nedenlerinden  biri de beyinsapının gelişmemesidir” diye konuştu.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-36.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-36.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/beyin-surekli-akis-ve-degisim-icerisindedir/2904/</link>
			<pubDate>Tue, 14 Mar 2017 13:16:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Laboratuvarda yapay embriyo üretildi</title>
			<description><![CDATA[Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, farelerden aldıkları iki farklı kök hücreyi üç boyutlu (3D) yazıcı kullanarak suni embriyoya dönüştürdü.]]></description>
		    <news><![CDATA[Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, farelerden aldıkları iki farklı kök hücreyi üç boyutlu (3D) yazıcı kullanarak suni embriyoya dönüştürdü.

Çalışmada embriyonik kök hücrelerle plasentadan alınan ekstra-embriyonik trofoblastik kök hücreleri kullanıldı.

Memelilerde döllenen yumurta, bölünerek embriyonik kök hücreler oluşturuyor. "Vücudun ana hücreleri" olarak da bilinen bu hücreler, embriyoda bir araya gelerek olgunlaşmamış embriyonik yapıyı oluşturuyor.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Magdalena Zenricka Goetz, "Farklı kök hücre türleri arasındaki etkileşimin, embriyonun gelişiminde büyük önem taşıdığını biliyoruz. Çalışmada bizi asıl şaşırtan hücrelerin bir arada çalışmasıydı. Resmen birbirlerine yol gösteriyorlardı" dedi.

SUNİ EMBRİYOLAR YASAL SÜRE BOYUNCA GELİŞMEYİ SÜRDÜRDÜ

Araştırmacılar, elde edilen suni embriyoların İngiltere'de yasal süre olan 14 gün boyunca gelişmeye devam ettiğini belirtti. İngiltere'de laboratuvar ortamında embriyo gelişimi 14 günle sınırlı.

Goetz'in ekibi, şimdide aynı tekniği suni insan embriyosu üretmek için kullanacak.

Çalışmanın, kısırlık tedavisinde önemli bir dönüm noktası oluşturması bekleniyor.

Çalışma, "Science" dergisinde yayımlandı.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-17.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2017/03/SAĞLIK-HABER-kopya-17.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/laboratuvarda-yapay-embriyo-uretildi/2841/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Mar 2017 16:21:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Gıda güvenliği rakamları korkutuyor!</title>
			<description><![CDATA[Son günlerde artış gösteren gıda zehirlenmesi vakaları, gıda güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Yayınladığı son raporunda zararlı bakteri, virüs, parazit ve kimyasal madde içeren güvenliği sağlanmamış gıdaların ishalden kansere kadar 200’den fazla hastalığa neden olduğunu açıklayan Dünya Sağlık Örgütü, gıda zehirlenmelerinin her yıl dünyada 420 bin insanın ölümünden sorumlu tutulduğunu belirtiyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Son günlerde artış gösteren gıda zehirlenmesi vakaları, gıda güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Yayınladığı son raporunda zararlı bakteri, virüs, parazit ve kimyasal madde içeren güvenliği sağlanmamış gıdaların ishalden kansere kadar 200’den fazla hastalığa neden olduğunu açıklayan Dünya Sağlık Örgütü, gıda zehirlenmelerinin her yıl dünyada 420 bin insanın ölümünden sorumlu tutulduğunu belirtiyor.

Farklı şehirlerden üst üste gelen gıda zehirlenmesi haberleri Dünya Gıda Günü’nde dikkatleri tekrar gıda güvenliğine çekiyor. Tüm dünyayı etkileyerek global bir sorun haline gelen gıda güvenliğinin gıda koruması ve beslenme ile birbirine bağlı olduğunu belirten Dünya Sağlık Örgütü, (WHO) güvensiz gıdalar ve hastalıklar arasındaki kısır döngüye de dikkat çekiyor. Örgütün açıkladığı rapora göre dünya üzerinde her 10 kişiden birini etkileyen gıda zehirlenmeleri neden olduğu sağlık sorunlarıyla da en çok bebekleri, çocukları ve yaşlıları tehdit ediyor.

“Tarladan tabağa kadar gıda güvenliği ihmal edilmemeli”

Her gün 80 ülkede yaklaşık 75 milyon insana yemek ve yaşam kalitesi hizmetleri sunan Sodexo, konuyla ilgili yaptığı açıklamada denetimin ve sürekliliğin önemini işaret etti. Gıda güvenliğinin halk sağlığını doğrudan ve derinden etkilediğini söyleyen Sodexo Entegre Hizmet yönetimi CEO’su Ahmet Zeytinoğlu, “Farklı yaş gruplarından milyonlarca insan her gün en az bir öğün yemeğini iş merkezlerinde, fabrikalarda, sağlık kuruluşlarında ya da eğitim kurumlarında yiyor. Bu mevcut potansiyeli ülke çapında değerlendirdiğimizde tarladan tabağa kadar takip ve kontrol edilmesi gereken gıda güvenliği, özellikle catering sektöründe sürekliliği bakımından hayati önem taşıyor” dedi.

Gıda güvenliğinin kişisel hijyenden üretim güvenliğine, depolama koşullarından temizlik standartlarına kadar çok yönlü kontroller gerektirdiğini söyleyen Zeytinoğlu, “Özellikle ‘Merdivenaltı’ olarak bilinen, gıda güvenliğinden emin olunamayan ve insan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit eden uygulamaların engellenmesi yönünde çok daha sıkı adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/10/gıda-g.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/10/gıda-g.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/gida-guvenligi-rakamlari-korkutuyor/2665/</link>
			<pubDate>Sat, 15 Oct 2016 16:27:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Katarakt: Dünyada görme kusuru ve körlüğün birinci nedeni</title>
			<description><![CDATA[Göz sağlığı alanında dünya lideri ve Novartis’in bir grup şirketi olan Alcon, 13 Ekim Dünya Görme Günü kapsamında İzmir’de “Sizin Gözünüzden: Katarakt” isimli bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda hastalığın belirtileri, dünyada ve Türkiye’deki durum, ameliyat ve neler yapılması gerektiği hakkında bilgi paylaşıldı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Göz sağlığı alanında dünya lideri ve Novartis’in bir grup şirketi olan Alcon, 13 Ekim Dünya Görme Günü kapsamında İzmir’de “Sizin Gözünüzden: Katarakt” isimli bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda hastalığın belirtileri, dünyada ve Türkiye’deki durum, ameliyat ve neler yapılması gerektiği hakkında bilgi paylaşıldı.

Dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alan katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşması ile oluşuyor. Halk arasında ‘göze perde inmesi’ olarak tanımlanan katarakt hakkında bilgi veren Dokuz Eylül Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmet Durak, “Basit olarak kataraktı cam ile anlatabiliriz. Cam ışığı kırar karşı tarafa gönderir ve cisimlerin net olarak görünmesini sağlar. Oysa görünmesini istemediğimiz yerlerde buzlu cam kullanırız. Buzlu camda ışık diğer tarafa geçer ancak düzgün olarak kırılmadığı ve ışık saçıldığı için net görüntü oluşmaz. Kataraktlı hastalarda görüş buzlu bir camın arkasından bakıyor hale gelir” dedi.

Katarakt dünyadaki körlüklerin yüzde 50’sinin nedeni

Her yıl 25 milyon kişide oluşan katarakt, dünyadaki körlüklerin yaklaşık yüzde 50’sinin nedeni olarak kabul ediliyor. Katarakt teşhisi konulan hastaların yüzde 40’ında astigmatizmaya rastlanıyor. Durak, “Katarakt üzerinde çok konuşulmaz ama dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alır. Birçok araştırmada ‘dünyada en çok hangi hastalık kör ediyor?’ denildiğinde, katarakt önemli bir yüzde ile birinci sırada yer alır. Ancak Türkiye’de durum dünyadaki gibi değil. Türkiye, katarakt konusunda gelişmiş ülkeler seviyesinde diyebiliriz. Çünkü, Türkiye’de doktora ve hastaneye ulaşmak daha kolay. Aynı zamanda ülkemizde çok ileri teknoloji uygulanıyor” diye konuştu.

Kimlerde görülür?

Genellikle orta yaş grubunda görülen bir göz hastalığı olan katarakt, yeni doğan bebeklerde, birçok sistemik ve genetik hastalıklarda, şeker hastalarında, uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlar ile göze fiziksel darbe gelmesi sonrasında da oluşabiliyor. Görmede çok yavaş bir azalma olduğu için özellikle yaşlı hastaların bu belirtileri anlamakta zorlanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Durak, ‘göz kamaşması’ olarak adlandırabileceğimiz ışığa hassasiyet, çift görme, okuma zorluğu, gece görüşünde bozulma, renklerde soluklaşma veya sararmanın en önemli katarakt belirtileri olduğunu vurguladı. Durak, belli bir yaştan sonra yakın gözlüğüne ihtiyaç duymamaya başlandığını, bunun da önemli katarakt belirtilerinden olduğunu vurguladı.

Tek çözüm ameliyat

İlaçla veya gözlük ile tedavi edilemeyen katarakt ilerlemesini durdurabilecek etkili bir yöntem bulunmuyor. Tek tedavi yönteminin ameliyat olduğu katarakt için günümüzde FAKO (Fakoemülsifikasyon) adı verilen rutin cerrahi teknik uygulanıyor. Bu teknikte bulanıklaşmış mercek, ultrasonik titreşimlerle küçük parçalara ayrılarak aynı anda emiliyor ve ardından merceğin çevresindeki zarın içine yapay göz içi lens yerleştiriliyor. Günümüzde hastaların ihtiyaçlarına bağlı olarak tek odaklı ve çok odaklı lens seçeneklerinin olduğunu belirten Prof. Dr. İsmet Durak, “Tek odaklı lensler ile hastanın uzak mesafeyi net görmesi sağlanabiliyor, çok odaklı lens tercih edilirse uzak ve yakın görme problemleri tek bir lens ile çözüme kavuşuyor” dedi.

Ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gerekenler

Durak, katarakt ameliyatı konusunda şu bilgileri verdi: “Ameliyat sonunda dikiş atılmasına gerek kalmadığı için iyileşme süresi kısalıyor. Ameliyat sonrasında görme genellikle 1-2 gün içinde normal seviyesine ulaşıyor. Günümüzde tedavi başarısı yüzde 98 seviyelerinde. FAKO cerrahisi ile yapılan katarakt ameliyatı ortalama 10-15 dakika sürüyor. Katarakt erken veya geç (sertleşmiş) olmasına bağlı olarak da bu süre biraz daha kısa veya uzun olabiliyor”.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/10/katara.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/10/katara.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/katarakt-dunyada-gorme-kusuru-ve-korlugun-birinci-nedeni/2659/</link>
			<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 20:07:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sağlık Turizminde 2023 hedefi 2 milyon hasta</title>
			<description><![CDATA[Türkiye, sağlık turizminde 2023’te 2 milyar dolar hedefine istikrarlı bir şekilde ilerliyor. Sağlık turizminde önemli yatırımlara imza atan, Medical Park, Liv Hospital ve VM Medical Park hastanelerini çatısı altında toplayanı MLP Care de her yıl yabancı hasta sayısını artırarak büyümesini sürdürüyor. 2015 yılında 70 bin yabancı hastayı ağırladıklarını belirten MLP Care Uluslararası Hasta Merkezi Direktörü Murat Ercan, Türkiye’de son dönemde yaşanan olumsuz olaylara rağmen yabancı hasta sayısında bir düşüş yaşamadıklarının altını çiziyor. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Türkiye, sağlık turizminde 2023’te 2 milyar dolar hedefine istikrarlı bir şekilde ilerliyor. Sağlık turizminde önemli yatırımlara imza atan, Medical Park, Liv Hospital ve VM Medical Park hastanelerini çatısı altında toplayanı MLP Care de her yıl yabancı hasta sayısını artırarak büyümesini sürdürüyor. 2015 yılında 70 bin yabancı hastayı ağırladıklarını belirten MLP Care Uluslararası Hasta Merkezi Direktörü Murat Ercan, Türkiye’de son dönemde yaşanan olumsuz olaylara rağmen yabancı hasta sayısında bir düşüş yaşamadıklarının altını çiziyor. 

Türkiye, sağlık turizmindeki iddiasını sürdürüyor. Birçok ülkeyle kıyaslandığında daha uygun fiyatlarla yapılan başarılı operasyonlar sayesinde her yıl yurtdışından gelen hasta sayısı katlanarak artıyor. Sağlık sektörünün lider kuruluşlarından MLP Care Grubu da sağlık turizminde yoluna büyüyerek devam ediyor. Uluslararası hastalarını grup bünyesinde yer alan Medical Park, Liv Hospital ve VM Medical Park’ın 17 şehirdeki 27 hastanesinde ağırlayan MLP Care, geçen yıl 70 bin hastayı tedavi etti. Ağırlıklı olarak Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Türki Cumhuriyetleri’nden gelen hastalar MLP Care’i tercih etti. Ağırladıkları hasta sayısının her yıl arttığını belirten MLP Care Uluslararası Hasta Merkezi Direktörü Murat Ercan, Türkiye’de son dönemde yaşanan olumsuz olayların hasta oranında bir düşüşe neden olmadığına dikkat çekti.

RUSYA PAZARI HAREKETLENDİ

Ercan, Rusya ile ilişkilerin normalleşme sürecine girmesiyle bu pazarda da bir hareketlenme beklediklerini söyledi. Rusya’nın Türkiye’yi uzun yıllardır deniz-güneş turizminin yanı sıra sağlık turizmi için de tercih ettiğini belirten Ercan, “Coğrafi yakınlık, uygun fiyat politikaları ve Türkiye’nin tıptaki gelişmeleri yakından takip ederek hızlıca hayata geçirmesi sağlık turizminin gelişmesinde çok etkili oldu. 2015 yılının ilk 5 ayında 30 bin yabancı hastaya hizmet verdik. Bu yıl aynı dönemde 29 bin hastayı ağırladık. Yılsonu itibariyle uluslararası hasta sayısında toplamda yüzde 5’lik bir artış bekliyoruz ve bu sayede hedefimize ulaşmış olacağız” diye konuştu.

HEDEF 2 MİLYON YABANCI HASTA

Son dönemde sağlık sektöründe yapılan yatırımların artışına da dikkat çeken MLP Care Uluslararası Hasta Merkezi Direktörü Murat Ercan, Türkiye’nin özellikle onkoloji, kalp damar cerrahisi, organ transplantasyonu ve ortopedi konularında yabancı hastalar tarafından tercih edildiğini söyledi. Ercan, bunun yanı sıra göz sağlığı ve estetik operasyonlarda da Türkiye’nin sağlık turizminde önemli yer tuttuğunu sözlerine ekledi.

Ercan, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve ABD’de çok yüksek rakamlara mal olan tedavilerin Türkiye’de daha uygun fiyatlarla yapıldığını belirterek operasyonlarda daha başarılı sonuçlar alındığının da altını çizdi. Bütün bu konular göz önüne alındığında Türkiye’nin sağlık turizminde büyüme yolunda önünde bir engel bulunmadığını ifade eden Ercan, “Türkiye’nin 2023 hedeflerinde sağlık turizminde 2 milyon uluslararası hastaya ve 2 milyar dolar gelire ulaşmak var. Bu hedeflerin yakalanacağına inancımız tam” dedi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/09/Murat-Ercan.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/09/Murat-Ercan.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglik-turizminde-2023-hedefi-2-milyon-hasta/2604/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Sep 2016 17:10:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Pankreas Kanseri Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey!</title>
			<description><![CDATA[Pankreas kanseri, “sessiz bir biçimde”, belirtiler söz konusu olmaksızın yayılan öldürücü bir hastalıktır. Semptomlar ortaya çıktığında kanser genellikle ileri safhaya ulaşmıştır. Pankreas kanseri en öldürücü dördüncü kanserdir. Riski yaşlandıkça artmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 90 seviyesinde bir kısmı 55 yaşından büyüktür. Kanserin ortalama teşhis edilme yaşı 72’dir. Sigara içenlerin pankreas kanserine yakalanma riski daha yüksektir ve her 10 pankreas kanseri vakasından neredeyse üçünün sigara kaynaklı olduğu düşünülmektedir.]]></description>
		    <news><![CDATA[Pankreas kanseri, “sessiz bir biçimde”, belirtiler söz konusu olmaksızın yayılan öldürücü bir hastalıktır. Semptomlar ortaya çıktığında kanser genellikle ileri safhaya ulaşmıştır. Pankreas kanseri en öldürücü dördüncü kanserdir. Riski yaşlandıkça artmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 90 seviyesinde bir kısmı 55 yaşından büyüktür. Kanserin ortalama teşhis edilme yaşı 72’dir. Sigara içenlerin pankreas kanserine yakalanma riski daha yüksektir ve her 10 pankreas kanseri vakasından neredeyse üçünün sigara kaynaklı olduğu düşünülmektedir.

Aşırı şişmanlık ve egzersiz yokluğu pankreas kanseri için risk faktörleridir. Pankreas kanserinin en önemli belirtileri; sarılık (cilt ve gözde sararma), karın bölgesinde ağrı, açıklanamayan kilo kaybı ve yorgunluk, ve sindirim sorunlarıdır ve fiziksel muayeneler ve sonrasında CT taraması ve MRI gibi görüntüleme testleri yoluyla tespit edilir.

Pankreas kanseri risk faktörleri

Kanser örneğinde olduğu gibi, bir hastalığa yakalanma tehlikenizi etkileyen her unsur, bir risk faktörüdür. Faklı kanserler farklı risk faktörlerine sahiptir. Sigara gibi kimi risk faktörleri değiştirilebilir. Yaş veya aile geçmişi gibi diğer bazı risk faktörleriyse değiştirilemez.

Pankreas Kanser Riskinizde Değiştirilebilen Risk Faktörlerinin başında SİGARA geliyor.

Sigara pankreas kanserinin en önemli risk faktörlerinden biridir. Sigara içen kişilerde pankreas kanserine yakalanma riski, hiç sigara içmemiş kişilerle mukayese edildiğinde neredeyse iki kat daha fazladır. Pankreas kanserlerinin %20 ila %30 seviyesindeki bir kısmına sigara içmenin yol açtığı düşünülmektedir. Püro ve pipo içmek benzer şekilde riski arttırır; aynı şekilde dumansız tütün ürünlerini tüketmek, pankreas kanserine yakalanma riskini arttırır.

Fazla kilolu olmak pankreas kanseri için bir risk faktörüdür. Aşırı fazla kilolara sahip (obez) kişilerde pankreas kanserine yakalanma riski yaklaşık %20 daha fazladır.  Bel kısmındaki fazla kilolar, normalde fazla kilolu olmayan kişilerde dahi bir risk faktörü teşkil edebilir. Ayrıca iş yerinde kimi kimyasallara maruz kalma;, kuru temizleme ve metal işleme sektörlerinde kullanılan kimi kimyasallara maruz kalınması, pankreas kanserine yakalanma riskini arttırabilir.

Değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörlerinin başlında yaş gelmektedir. Hastaların yaklaşık üçte ikisi en az 65 yaşındadır. Pankreas kanserine yakalanma riski yaşlandıkça artmaktadır. Neredeyse tüm hastalar 45 yaşından büyüktür. Ortalama teşhis yaşı 71’dir.Erkeklerin pankreas kanserine yakalanma riski, kadınlara göre, az da olsa daha yüksektir. Bu, en azından kısmen, erkeklerde tütün kullanma oranının daha fazlası olması kaynaklı olabilir; zira tütün kullanımı pankreas kanseri riskini arttırmaktadır. Kalıtsal genetik sendromlar yani gen değişiklikleri; (mutasyonlar) ebeveynden çocuğa geçebilir. Bu gen değişiklikleri pankreas kanserlerinin %10’a varan kısmına sebebiyet verebilir. Bazen bu değişiklikler, diğer kanserlere (veya diğer sağlık sorunlarına) yakalanma riskinin arttıran sendromlara yol açabilir.

Diyabet

Pankreas kanseri, diyabet hastası kişilerde daha yaygındır. Bunun sebebi halen araştırılmakta. Riskin çoğu tip 2 diyabet hastalarında bulunur. Bu diyabet tipi genellikle yetişkinken başlar ve sıklıkla fazla kilolar veya şişmanlıkla ilgilidir. Tip 1 (genç yaşta başlayan) diyabet hastalarının daha yüksek riske sahip olup olmadıkları net değildir.

Kronik pankreatit

Uzun süreli bir pankreas iltihabı niteliği taşıyan kronik pankreatit, (bilhassa sigara kullanıcılarında) artan pankreas kanseri riskiyle bağlantılı olmakla beraber, panktreatitten mustarip kişilerin çoğunda pankreas kanseri gelişmez .Kronik pankreatit kimi zaman kalıtsal bir gen değişikliği kaynaklıdır. Bu kalıtsal (ailesel) tür pankreatitten mustarip kişilerin ömürleri boyunca pankreas kanserine yakalanma riski yüksektir.

Karaciğer sirozu riski arttırıyor…

Siroz karaciğerde yara oluşması anlamına gelir. Hepatit veya yoğun alkol kullanımı sebebiyle karaciğerlerinde hasar meydana gelen kişilerde gelişir. Sirozu bulunan kişilerin pankreas kanserine yakalanma riski artar.

Mide sorunları

Mideye, ülsere yol açan bakteri olarak bilinen Helicobacter pylori (H. pylori) bakterisinin bulaşması pankreas kanserine yakalanma riskini arttırabilir. Bazı araştırmalar mide asidi fazlasının benzer biçimde riski arttırabileceği izlenimini ortaya çıkarmışlardır.

Cleveland Kliniği Genel Cerrah, Dr. R. Matthew Walsh’ın yaptığı açıklamada, pankreas kanseri teşhisinden sonra hastaları neler beklediğinin bilincinde olması çok önemlidir’ dedi ve devam etti;‘‘ Pankreatik kanseri tanımlamak için halihazırda zaten bir fiziksel muayeneden ve kan testlerinde geçmişsinizdir. Yapılacak ek testler, hastalığın ciddiyetini anlamaya yardımcı olur’’.

&nbsp;]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/06/Pankreas.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/06/Pankreas.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/pankreas-kanseri-hakkinda-bilmeniz-gereken-10-sey/2553/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Jun 2016 16:15:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ameliyat İstanbul&#39;da görüntüsü Lizbon&#39;da</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de ve dünyada ilk kez tek göbek deliğinden (laparoskopik cerrahi) ile rahim alınması operasyonunu gerçekleştiren Prof. Dr. Fatih Şendağ, aynı yöntem ile yeni bir ameliyat daha yaptı.  İstanbul’da gerçekleşen bu ameliyat, Portekiz Lizbon’da düzenlenen ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 500 jinekoloji uzmanın katıldığı endoskopi kongresine canlı olarak aktarıldı. Kongreye davet edilen tek Türk hekimi olan Profesör Şendağ, bir yandan operasyonu yaparken diğer yandan da Lizbon’daki kongreye katılan jinekologlara yöntemi anlattı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Türkiye’de ve dünyada ilk kez tek göbek deliğinden (laparoskopik cerrahi) ile rahim alınması operasyonunu gerçekleştiren Prof. Dr. Fatih Şendağ, aynı yöntem ile yeni bir ameliyat daha yaptı.  İstanbul’da gerçekleşen bu ameliyat, Portekiz Lizbon’da düzenlenen ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 500 jinekoloji uzmanın katıldığı endoskopi kongresine canlı olarak aktarıldı. Kongreye davet edilen tek Türk hekimi olan Profesör Şendağ, bir yandan operasyonu yaparken diğer yandan da Lizbon’daki kongreye katılan jinekologlara yöntemi anlattı.

&nbsp;

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nde adı açıklanmayan bir kadın hastanın rahimini laparoskopik cerrahi (göbek çukurundan izsiz kapalı ameliyat)  ile alan Prof Dr. Fatih Şendağ’ın operasyonu Lizbon’daki kongredeki meslektaşları tarafından de canlı olarak izlendi.  Şendağ’ın ameliyatı sonlandırması Portekiz’deki salonda alkış tufanına neden oldu.

Bu önemli kongreye davet edilen tek Türk jinekoloğu olduğunu belirten Prof. Dr. Fatih Şendağ “Son yıllarda laparoskopik yani kapalı ameliyat tekniklerinde önemli gelişmeler oldu. Tek delikten operasyonlar başladı. Türkiye’de ve dünyada ilk kez tek delikten robotik cerrahi ile rahim alınması operasyonunu ilk defa ben yaptım.  Lizbon’daki bu tekniğini gösterdim. Kapalı ameliyat tekniğinde ameliyat sonrası daha az ağrı, daha az enfeksiyon riski, daha kısa süre hastanede kalış, daha kozmetik ve daha erken işe dönüş söz konusudur. Dolayısıyla hastaya çok önemli avantajlar sağlamaktadır. Klasik laparoskopik operasyonda 3-4 delik söz konusu iken bu yeni teknikle sadece göbek çukurundan girilerek ameliyatlar sayesinde karında başka bir kesi olmaksızın yara izsiz ameliyat yapılıyor. Ayrıca bu ameliyatlar artık uzay teknolojisi olarak kabul edilen robotik cerrahi ile yapılmaya başlandı” dedi.

&nbsp;

PROF DR FATİH ŞENDAĞ KİMDİR?

Konusunda dünyada otorite olan kabul edilen ve pek çok uluslararası konferansa davet edilen Prof Dr. Şendağ Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı.  Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi kadın hastalıkları doğum bölümü, Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı Merkezi Başkanı. Türk Jinekolojik Endoskopi Derneği Başkanı. Türk Jinekoloji Obstetrik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi. Ortadoğu Jinekolojik Endoskopi Derneği Bilimsel Sekreteri. Avrupa Jinekolojik Endoskopi Derneği Bilimsel Kurul Üyesi.  Amerika Jinekolojik Endoskopi Derneği Danışma Kurulu Üyesi.  Türkiye’de ilk kez tek delikten laparoskopik cerrahi ile rahim alınması operasyonunu gerçekleştirdi. Türkiye’de ve dünyada ilk kez tek delikten robotik cerrahi ile rahim alınması operasyonunu gerçekleştirdi. Türkiye’de ilk defa laparoskopide sanal gerçeklik eğitimini, ilk Jinekolojik Endoskopi Eğitim Programını,  ilk kez jinekolojik Robotik Cerrahi eğitim programını başlattı.

&nbsp;

KAPALI AMELİYAT (LAPAROSKOPİ) :

Laparoskopi genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesini sağlayan bir ameliyat şekli. Laparoskopi ile karın alt bölgesinde açılan 3-5 milimetrelik deliklerden içeri sokulan aletler ile rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve cerrahi girişim yapma olanağı var. Yumurtalık kistleri, dış gebelikler, miyomlar, gebe kalınmayı artıran tüp cerrahisi ve endometrioz laparoskopik olarak kolayca tedavi edilebilmektedir.

ROBOTİK CERRAHİ NEDİR?

Son yıllarda dünyada giderek yaygınlaşan robotik cerrahi, cerraha daha ince hareketleri büyük ustalıkla yapabilme olanağı sağlıyor. Robotu kullanarak zor ameliyatlar kolaylaştırılabiliyor. Böylelikle kapalı ameliyat olamayan bir hasta açık ameliyat olması gerekirken robot yardımıyla kapalı ameliyat olabiliyor. Bu teknik, kadının hızla iyileşmesi, daha az ağrı çekmesi, kozmetik sonuçları,  işine ve evine erken dönmesi nedeniyle kadın dostu bir operasyon tekniği.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/01/Prof.Dr_.-Fatih-Şendağ.png</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2016/01/Prof.Dr_.-Fatih-Şendağ.png</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/ameliyat-istanbul-da-goruntusu-lizbon-da/2272/</link>
			<pubDate>Fri, 29 Jan 2016 10:09:52 +0200</pubDate>
			</item><item>
			<title>KÜRESEL DOKTORLAR NEPAL&#39;İN YARALARINI SARIYOR</title>
			<description><![CDATA[Nepal’de meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremden sonra zor günler yaşayan Nepal’e ilk yardım eli Küresel Doktorlar Ege Sağlık Federasyonu gönüllü Küresel Doktorlarından uzandı. Küresel Doktorlar deprem felaketi ile boğuşan Nepal'de Nepallilerin acılarını dindirmeye çalışıyor. Deprem haberini alır almaz Kimse Yok Mu Derneği ile işbirliği yaparak Nepal'e doğru yola çıkan Küresel Doktorların Nepal’den aktardığı ilk bilgiler yürekleri burktu. Ölü sayısının on bine ulaşacağının tahmin edildiğini söyleyen Op. Dr. Ali ALICI &quot;Nepal halkı çok fakir ve şimdi de depremden dolayı çok mağdurlar. Çok zor günler geçiriyor. İnsanların sağlıklarını muhafaza etmeleri neredeyse imkânsız. Salgın hastalıkların baş göstermesinden çekinilmekte. Ülkede su bile bulunamıyor. Alt yapı neredeyse tamamen kullanılmaz halde. Civarımızda sağlam bina yok. Yerleşim yerleri fevkalade dağınık, yardıma muhtaç depremzedelere ulaşmak çok zor. Gittiğimiz bazı yerleşim yerlerine ulaşabilmek için sonu derin yarlarla biten uçurum kenarlarından geçmek zorunda kaldık. Zor ve tehlikeli idi ama merkezi yerlere gelme durumu olmayan yaralılara şifa vesilesi olmak ve onların tedavilerini yapmak bu zorluğa değdi. Duyarlı herkes Nepal‘e el uzatmalı, verebileceği desteği büyük küçük demeden vermeli. Nepal yerle bir olmuş durumda. Zaman Nepallilere acil insani yardım zamanıdır. Küresel Doktorlar gönüllüsü olarak bizler ne zaman nerede bize ihtiyaç olursa gönüllü olarak tekrar gitmeye hazırız.&quot; dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Nepal’de meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremden sonra zor günler yaşayan Nepal’e ilk yardım eli Küresel Doktorlar Ege Sağlık Federasyonu gönüllü Küresel Doktorlarından uzandı. Küresel Doktorlar deprem felaketi ile boğuşan Nepal'de Nepallilerin acılarını dindirmeye çalışıyor. Deprem haberini alır almaz Kimse Yok Mu Derneği ile işbirliği yaparak Nepal'e doğru yola çıkan Küresel Doktorların Nepal’den aktardığı ilk bilgiler yürekleri burktu. Ölü sayısının on bine ulaşacağının tahmin edildiğini söyleyen Op. Dr. Ali ALICI "Nepal halkı çok fakir ve şimdi de depremden dolayı çok mağdurlar. Çok zor günler geçiriyor. İnsanların sağlıklarını muhafaza etmeleri neredeyse imkânsız. Salgın hastalıkların baş göstermesinden çekinilmekte. Ülkede su bile bulunamıyor. Alt yapı neredeyse tamamen kullanılmaz halde. Civarımızda sağlam bina yok. Yerleşim yerleri fevkalade dağınık, yardıma muhtaç depremzedelere ulaşmak çok zor. Gittiğimiz bazı yerleşim yerlerine ulaşabilmek için sonu derin yarlarla biten uçurum kenarlarından geçmek zorunda kaldık. Zor ve tehlikeli idi ama merkezi yerlere gelme durumu olmayan yaralılara şifa vesilesi olmak ve onların tedavilerini yapmak bu zorluğa değdi. Duyarlı herkes Nepal‘e el uzatmalı, verebileceği desteği büyük küçük demeden vermeli. Nepal yerle bir olmuş durumda. Zaman Nepallilere acil insani yardım zamanıdır. Küresel Doktorlar gönüllüsü olarak bizler ne zaman nerede bize ihtiyaç olursa gönüllü olarak tekrar gitmeye hazırız." dedi.

4 kişiden oluşan Küresel Doktorlar Acil Medikal Yardım Ekibi Nepal’deki sağlık hizmetleri çalışmalarını tamamlayarak geçtiğimiz gün yurda döndüler.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2015/05/7.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/uploads/2015/05/7.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/kuresel-doktorlar-nepal-in-yaralarini-sariyor/2018/</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2015 11:18:35 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>