<?xml version="1.0"?>
         <rss version="2.0"> 
         <channel>
         <title>Sağlık kurumları</title>
         <link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglik-kurumlari/</link>
         <description></description><item>
			<title>El Cerrahisi Uzmanı Dr. Savran&#39;dan &apos;Acemi Kasap&#39; Uyarısı “ </title>
			<description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, bayram döneminin el cerrahisinin en yoğun zamanlarından biri olduğunu söyledi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Kurban kesimi sırasında yaşanan dikkatsizliklerin ciddi yaralanmalara yol açtığını belirten Savran, özellikle el ve parmak kesilerinde her yıl büyük artış yaşandığına dikkat çekti.

“Kurban Bayramı geldiğinde adeta el kesisi salgını yaşanıyor” diyen Savran, sağlık çalışanlarının bu döneme özel hazırlık yaptığını ifade etti. Savran, “Kurban Bayramı, el cerrahisinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Bu süreçte izinler iptal edilir, gerekli malzemeler ve cerrahi setler hazırlanır. Sağlığın her alanında olduğu gibi burada da koruyucu hekimlik büyük önem taşıyor” dedi.

Vatandaşların kurban kesimini mutlaka işin uzmanına bırakması gerektiğini vurgulayan Savran, profesyonel kasaplarla çalışılmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Kurban kesimi yapan kişilerin koruyucu eldiven kullanması gerektiğini belirten Savran, profesyonel kesim alanlarında tetanoz aşısının da ihmal edilmediğini kaydetti.

Olası yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Savran, kopan uzuvların doğru şekilde taşınmasının tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirtti.

Savran, “Bir yaralanma olduğunda en yakın acil servise başvurulmalıdır. Eğer parmak kopması varsa, kopan parçanın uygun koşullarda taşınması gerekir” diye konuştu.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/el-cerrahisi-uzmani-dr-savran-dan-acemi-kasap-uyarisi/4983/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 09:50:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bahar Alerjisine Dikkat</title>
			<description><![CDATA[Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, toplumda “bahar alerjisi” olarak bilinen durumun yalnızca ilkbaharla sınırlı olmadığını belirtti. Alerjiye yol açan polenlerin türüne göre ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında da yayılabildiğini belirten Dr. Paksoy, “Çayır ve çimen polenleri genellikle Nisan ile Temmuz ayları arasında yoğunlaşırken, ağaç polenleri daha çok ilkbaharda yayılıyor. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Yabani ot polenleri ise Temmuz ile Eylül ayları arasında görülüyor” diye konuştu.

Alerjinin ortaya çıkabilmesi için genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Paksoy, alerjenlerin vücuda farklı yollarla girebildiğini belirterek şunları söyledi:  “Besinler ve ilaçlar ağız yoluyla, böcek ısırıkları ve deterjan, şampuan gibi kimyasallar cilt yoluyla; polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan epitelleri ve bazı kokular ise solunum yoluyla vücuda alınıyor. Bu durum; alerjik nezle, alerjik astım, ürtiker, alerjik konjonktivit, egzama ve bebeklerde besin alerjisi gibi farklı hastalık tablolarına yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlarda gözlerde sulanma, kızarıklık ve çapaklanma; burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve kaşıntısı; sık hapşırma, boğazda gıcıklanma ve damakta kaşıntı gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı çocuklarda bu tabloya astım da eşlik edebiliyor. Astım geliştiğinde ise öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.”

Tanı ve Tedavi Süreci

Alerjinin tanısında hasta öyküsü ve fizik muayenenin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Paksoy, tanıyı desteklemek için alerji testlerinden de yararlanıldığını söyleyerek, “Kandan yapılan spesifik IgE testlerinin yanı sıra deri testleri de uygulanıyor. Deri testinde cilt yüzeyine küçük bir delik açılarak alerjen damlatılıyor ve yaklaşık 15 dakika sonra oluşan kızarıklık ile şişlik değerlendiriliyor. Üç milimetre veya daha büyük reaksiyonlar pozitif kabul ediliyor. Testin pozitif çıkması alerjiyi büyük ölçüde doğrularken, negatif sonuç alerjiyi kesin olarak dışlamıyor. Bu nedenle en önemli gösterge çocuğun klinik belirtileri oluyor. Erken alerjik reaksiyonlar genellikle yarım saat ile bir saat içinde, geç reaksiyonlar ise 6–12 saat sonra ortaya çıkıyor” dedi.

Rüzgarlı Havada Maske Takılması Gerekiyor

Tedavide temel hedefin belirtileri kontrol altına almak olduğunu belirten Dr. Paksoy, “Alerjiyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru tanı, uygun korunma önlemleri ve düzenli tedavi ile hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Alerjik nezle ile başlayan süreç bazı çocuklarda astıma ilerleyebiliyor. Bu nedenle alerjik nezlenin erken dönemde doğru şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Tedavide genellikle ağızdan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlaları kullanılıyor. Astımın eşlik ettiği durumlarda ise solunum yoluyla uygulanan spreyler veya buhar makinesi ile verilen nebülize ilaçlardan  yararlanılıyor. Bazı hastalarda alerji aşıları uygulanıyor; ancak bu yalnızca kaçınmanın mümkün olmadığı ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda tercih ediliyor” şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklarda korunmanın da tedavinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Dr. Paksoy, “Polenlerin yoğun olduğu sabah 05.00–10.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması, illa çıkılacaksa rüzgârlı havada maske takılması gerekiyor. Evlerin sabah erken saatlerde değil öğle saatlerinde havalandırılması, rüzgârlı havalarda açık hava aktivitelerinden kaçınılması öneriliyor. Dışarıdan eve gelindiğinde yüzün yıkanması ve mümkünse duş alınması yararlı oluyor. Evde ve araçta polen filtreli klima kullanılması, çamaşırların dışarıda değil içeride kurutulması ve açık havada güneş gözlüğü ve şapka takılması polen temasını azaltmaya yardımcı oluyor” dedi.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/bahar-alerjisine-dikkat/4982/</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 15:21:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dr. Derya Güneş Uyardı, “Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&quot;</title>
			<description><![CDATA[Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda
başlamadığını, bu sürecin çok daha önce başladığını belirtti. Fonksiyonel tıbbın, sağlıktan
hastalığa giden yolda kök nedenleri ortaya koymayı hedef aldığını vurgulayan Güneş, insülin
direncinin birçok kronik hastalık ve kanserin temelini oluşturduğuna dikkat çekti.]]></description>
		    <news><![CDATA[Dr. Derya Güneş uyardı: Sağlıktan hastalığa giden yolun erken fark edilmesi hayat kurtarıyor

Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda başlamadığını, bu sürecin çok daha önce başladığını belirtti. Fonksiyonel tıbbın, sağlıktan hastalığa giden yolda kök nedenleri ortaya koymayı hedeflediğini vurgulayan Güneş, “Herhangi bir hastalık tanısı konmadığında sağlıklı olduğumuzu düşünmek büyük bir yanılgı” dedi.

Dr. Güneş, koruyucu hekimlik yaklaşımının önemine değinerek, doğru beslenme, stres yönetimi ve bağırsak sağlığının hayati önemde olduğunu ifade etti. “Hastalık tanısı konduğunda o dakikada hasta olmuyorsun. Bu aşamanın bir öncesi var. Sağlıktan hastalığa doğru yürüyen bu yolda geri dönüş mümkün. Fonksiyonel tıp, kronik hastalığı olan kişilerin sadece belirtilerini gidermek yerine hastalığın kök nedenlerini onarmayı hedefliyor” diye konuştu.

Kronik hastalıklarda düzenli doktor kontrolü şart

Dr. Güneş, kronik hastalığı olan kişilerin düzenli doktor kontrolünden geçmelerinin önemine dikkat çekti:
“Verilen ilaçlar vücutta karaciğer ve böbrekler aracılığıyla metabolize edilir. Sürekli kullanılan bazı ilaçlar organ fonksiyonlarını bozabilir. Fonksiyonel tıp; hipertansiyon gibi bir hastalıkta hem ilacı kullanırken, hem de hastalığın kök nedenlerini bulup onarmaya çalışır. Bu süreçte kullanılan vitamin, mineral ve gıda takviyeleri tamamen doğaldır.”

İnsülin direnci, kronik hastalıkların ve kanserin altyapısı

Besinlerin vitamin ve mineral değerlerinin azaldığına dikkat çeken Dr. Güneş, “Besinlerdeki pestisit ve herbisit gibi kimyasallar vücutta yük oluşturuyor. Bu yükün üzerine stres eklenince kortizol aksı bozuluyor ve metabolizma etkileniyor. İlk etapta insülin direnci ortaya çıkıyor. Toplumda ‘insülin direnci var ama henüz şeker hastası değilim’ gibi yanlış bir algı var. Oysa insülin direnci, birçok kronik hastalık ve kanserin altyapısını oluşturuyor. Sorun düzeltildiğinde hastalıkların önüne geçilebilir ve kullanılan bazı ilaçlar zamanla bırakılabilir” dedi.

Dikkat edilmesi gereken belirtiler

Dr. Güneş, bazı basit görünen şikayetlerin ciddi bir hastalığın habercisi olabileceğini belirtti:


	
	Yemek sonrası karın bölgesinde şişkinlik
	
	
	Düzensiz gece uykusu
	
	
	Gece sık idrara kalkma
	


“Yemek sonrası şişkinlik, bağırsak duvarında bir yangı sürecinin başladığını gösterir. Tüm kronik hastalıkların başlangıç noktası genellikle bağırsak yangısıdır. Uyku düzeni, kortizol aksı ve stres de kronik hastalıkların oluşumunda etkili olur. Kortizol yüksekse insülin de yükselir; bu da duygusal yeme davranışını tetikler” diye ekledi.

Mikrobiyota ve inflamasyonun rolü

Dr. Güneş, mikrobiyotadaki dengesizliklerin hastalıkların oluşumunda kritik rol oynadığını vurguladı:
“Bağışıklık sistemimizin yüzde 80’i kalın bağırsaktaki mikroorganizmalardan oluşuyor. Serotonin ve endorfin gibi nörotransmitterlerin yüzde 70’i mikrobiyotadan geliyor. Bu nedenle mikrobiyotadaki dengesizlik, inflamasyon ve stresle birleştiğinde hastalık riski artıyor. Ancak tüm bu süreçler doğru yöntemlerle düzeltilebilir.”
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/02/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/02/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin/4961/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 13:37:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kanseri Yendi, Umudu Yüzlere Taşıdı</title>
			<description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde hastalara moral olmak ve kansere karşı farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla “Kanserle Mücadele Duyguları Tanımakla Başlar” başlıklı etkinlik düzenledi. 2023 yılında meme kanseri teşhisi almış ve bu süreçte en büyük motivasyonu makyaj yaparak bulan makyaj sanatçısı Deniz Aksu, hem kendi yaşadıklarını anlattı hem de kansere karşı mücadele veren hastalara moral aşıladı.
]]></description>
		    <news><![CDATA[4 Şubat Dünya Kanser Günü; kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak, önlenebilir risklere dikkat çekmek ve erken tanının hayat kurtarıcı rolünü vurgulamak amacıyla her yıl tüm dünyada anılıyor. Medicana Sağlık Grubu da bu özel gün kapsamında, kanserle mücadeleye dikkat çekmek ve hastalara moral vermek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenliyor.

Bu kapsamda, hikâyesiyle kanser hastalarına güç veren ve kansere karşı mücadelesinde en büyük motivasyonu makyaj yapmakta bulan makyaj sanatçısı Deniz Aksu, Medicana International İzmir Hastanesi’nde tedavi gören onkoloji hastalarıyla bir araya geldi. “Kanserle Mücadele Duyguları Tanımakla Başlar” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, yüz taşı ve glitter uygulamaları yapıldı. Kadınlar yüzlerine ve ellerine aynı uygulamaları yaptırarak, “Kansere karşı yanınızdayız” mesajı verdi.

Etkinlik, kemoterapi süreci devam eden hastaların da katılımıyla gerçekleşirken, katılımcılardan tam not aldı. Deniz Aksu’nun kanserle mücadelesine dair hikâyesini dinleyen hastalar, bu buluşmanın kendilerine moral verdiğini ve mücadeleye dair umutlarını tazelediğini ifade etti.

“Tek göğüsle yaşamak beni çok etkiledi”

2023 yılında meme kanseri teşhisi konulan 26 yaşındaki Deniz Aksu, etkinlik öncesinde yaşadığı süreci paylaştı. Teşhisin ardından yaklaşık 5 ay kemoterapi aldığını belirten Aksu, sonrasında her iki göğsünün alınarak protez yerleştirildiğini söyledi. Tedavi sürecinde yaşadığı zorluklara değinen Aksu, şu ifadeleri kullandı:


“Aldığım tedaviler nedeniyle dikişlerim tam iyileşemedi. Radyoterapi süreci başlayınca iyileşme daha da zorlaştı ve bir ameliyat daha geçirdim. Bu süreçte bir göğsümdeki protez çıkarıldı ve uzun süre tek göğüsle yaşamak zorunda kaldım. Beni en çok etkileyen dönem buydu. Daha sonra yeniden protez takıldı. Şu anda rutin kontrollerim devam ediyor ve çok daha iyi bir süreçteyim.”


“Kendimi dinlemeyi öğrendim”

Hastalığından önce yoğun ve stresli bir çalışma temposu içinde olduğunu dile getiren Deniz Aksu, kanser sürecinin hayatına farklı bir bakış kazandırdığını belirtti. Özel bir firmada genel koordinatör olarak çalıştığını, teşhis sonrası işinden ayrılmak zorunda kaldığını anlatan Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Bu süreç bana kendimi dinlemeyi, ne istediğimi sormayı öğretti. Makyaja olan ilgim eskiden beri vardı. Sevdiğim işi yapmak istedim, bunun için eğitim aldım ve tedavilerimin ardından profesyonel olarak sektöre adım attım. Kemoterapi ve radyoterapi sürecinde makyaj yapmak motivasyonumu kaybetmememi sağladı. Bana hep moral oldu.



Bugün burada kanser hastalarıyla bir araya gelmek beni kendi mücadele günlerime götürdü. Saçlarımın ve kirpiklerimin olmadığı zamanları hatırladım. Ama o günlerde bile yaptığım iş bana umut olmuştu. Umarım bugün gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik de hastalara iyi gelir ve sürece daha pozitif bakmalarına katkı sağlar.”

]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-umudu-yuzlere-tasidi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/02/kanseri-yendi-umudu-yuzlere-tasidi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/kanseri-yendi-umudu-yuzlere-tasidi/4960/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 10:23:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmir Dijital Sağlık Akademisi başladı</title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilgiyi şehrin her köşesine ulaştırmak için "İzmir Dijital Sağlık Akademisi" projesini başlattı. Koruyucu sağlık, ruh sağlığı ve iş güvenliği gibi pek çok konuda uzmanlar tarafından hazırlanan eğitim videoları ve webinarlar, dijital platformda ücretsiz olarak sunulacak.]]></description>
		    <news><![CDATA[Sağlıklı bir kent ve bilinçli bir toplum için çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilgi ve farkındalığı artırmak için Dijital Sağlık Akademisi kurdu. 2025’te Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) unvanını alan Türkiye’deki ikinci büyükşehir belediyesi olan İzmir Büyükşehir, hem kendi yürüttüğü hizmetlerin kapsamını aktarmayı hem de koruyucu halk sağlığına yönelik bilinçlendirmeyi amaçlıyor. https://www.youtube.com/@İzBBSağlıkİşleri adresi üzerinden başlatılan çalışma kapsamında yurttaşlar, uzmanlar tarafından hazırlanan eğitim videoları ve webinarları ücretsiz olarak izleyebiliyor.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/izmir-dijital-saglik-akademisi-basladi/4956/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:27:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmirli yurttaşlar, rahim ağzı kanserine karşı bilinçleniyor</title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, 30 ilçede Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında eğitimler düzenliyor. Eğitimlere katılan yurttaşlar, erken teşhis ve düzenli tarama ile önlenebilir bir hastalık olan rahim ağzı kanserine karşı bilinçleniyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında, İzmirli yurttaşlar hastalık hakkında kapsamlı biçimde bilgilendiriliyor. Ay sonuna kadar 30 ilçede tamamlanması planlanan farkındalık eğitimlerinde; rahim ağzı kanserinin risk faktörleri, belirtileri, erken teşhis ve tarama faaliyetlerinin önemi, tedavi süreçleri ile korunma yöntemleri yurttaşlara aktarılıyor.

Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve akciğer kanserinin ardından en sık görülen dördüncü kanser türü olarak öne çıkarken, Türkiye’de ise görülme sıklığı bakımından 10. sırada yer alıyor.

Hemşire ve psikologlar eğitim veriyor

Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü'nde psikolog olarak görev yapan Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Kadın Sağlığı Eğitmeni Merve Çarkcı Kapı, “Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İzmir’in 30 ilçesinde rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık eğitimleri düzenliyoruz. Benzer bir etkinliği, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda da düzenlemiştik. Amacımız, kanser türlerine karşı farkındalık oluşturmak, erken tanının önemini hatırlatmak. Eğitimleri psikologlar ve hemşireler olarak veriyoruz. Eğitimlerimizden sonra yurttaşlar sağlık taramalarına gidiyor, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) başvuruyor. Çok güzel dönüşler alıyoruz. Eğitim verdiğimiz kişilerin arasında kanser tedavi sürecinde olan ya da kanser geçmişi olan kişiler de oluyor. Eğitimlerde onların da tecrübelerinden faydalanıyoruz” dedi.

Erken teşhis ve taramanın önemine dikkat çekiliyor

Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü’nde eğitmen hemşire olarak görev yapan Gülseren Şentürk, rahim ağzı kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Şentürk, “Rahim ağzı kanseri, erken teşhisle neredeyse yüzde 100 tedavi edilebilen ve başarı şansı çok yüksek bir kanser türü. Bu nedenle eğitimlerimizde özellikle tarama konusuna büyük önem veriyoruz. KETEM’in adını dahi duymamış birçok kişi var. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki KETEM gibi hizmetlere erişimi artırmak ve yurttaşlara yol göstermek açısından bu eğitimler son derece faydalı” dedi.

“Erken teşhis hayat kurtarır”

Eğitimlere katılan yurttaşlardan Münevver Öztürk ise “Rahim ağzı kanseri hakkında az çok bilgim olduğunu düşünüyorum ama bilgilerimi tazelemek istedim. Erken teşhisin hayat kurtardığını hepimiz zaten biliyoruz. Bütün kadın ve erkeklerin bu eğitimi mutlaka alması gerektiğine inanıyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarını takip ettiğim için bu eğitimden haberdar oldum. Bu eğitimleri çok faydalı buluyorum” ifadelerini kullandı.

Kentin dört bir yanında eğitim

5 Ocak’tan bu yana farklı ilçelerde düzenlenen eğitimler, 15 Ocak’ta Gaziemir Sarnıç Semt Evi’nde ve Narlıdere Belediyesi AKM Meclis Salonu’nda saat 14.00’te, 16 Ocak’ta Kemalpaşa Belediyesi Kültür Merkezi’nde saat 14.30’da, 19 Ocak’ta Foça Belediyesi Sosyal Tesislerinde saat 11.00’de, 20 Ocak’ta Güzelbahçe Kadın Dayanışma Merkezi’nde saat 10.00’da ve Balçova İnciraltı Engelliler Merkezi’nde saat 14.30’da, 21 Ocak’ta Karşıyaka Alaybey Mahallesi’nde saat 14.00’te ve Tire Belediyesi Sinema Salonu’nda saat 14.00’te, 22 Ocak’ta Aliağa Kültür Merkezi’nde saat 13.00’te, 23 Ocak’ta Dikili Cumhuriyet Mahallesi’nde saat 13.00’te ve Çiğli Belediyesi Flamingo Semt Merkezi’nde saat 14.00’te, 26 Ocak’ta Karaburun Halk Eğitim Merkezi’nde saat 11.00’de, Mordoğan Belediyesi Düğün Salonu’nda saat 13.30’da ve Ödemiş Belediyesi Kongre ve Düğün Salonu’nda saat 14.00’te, 27 Ocak’ta Urla Eski Tamirhane Binası’nda saat 11.00’de ve Menemen Belediyesi Seyrek Şube Müdürlüğü’nde saat 14.00’te, 28 Ocak’ta Kiraz Belediyesi Düğün Salonu’nda saat 13.00’te, 29 Ocak’ta Konak Şato’da saat 15.00’te ve 30 Ocak’ta Bergama Narlıca Cemevi’nde saat 13.00’te gerçekleştirilecek.

Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik çeşitli farkındalık çalışmaları yapıyor. Bu kapsamda 30-65 yaş arası personel rahim ağzı kanseri taramasına yönlendirilirken, 40-69 yaş arası personel için de meme kanseri taraması için mamografi randevu alınıyor ve personel KETEM’lere yönlendiriliyor.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/izmirli-yurttaslar-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilincleniyor/4953/</link>
			<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 09:48:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>3 haftayı geçen öksürük ciddiye alınmalı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de, insan sağlığı açısından hala büyük bir tehdit olarak görülen tüberküloza karşı her yıl ocak ayının ilk pazar günü ile başlayan haftada çeşitli çalışmalarla kamuoyunda farkındalık oluşturmaya çalışılıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Halk Sağlığı Doktoru Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Veremle Savaş Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada üç haftayı geçen öksürüklerin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizdi.
]]></description>
		    <news><![CDATA[“Verem Genetik Değil, Bulaşıcı Bir Hastalıktır”

Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, veremin (tüberküloz) genetik değil bulaşıcı bir hastalık olduğunu vurgulayarak, Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre hastalığın küresel ölçekte hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti. Karşı, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin aktif hastalık gelişmemiş olsa da gizli (latent) verem enfeksiyonu taşıdığına dikkat çekerek, “Bu nedenle verem hastalığını iyi tanımakta fayda var” mesajını verdi.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunu olan verem; erken tanı ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşebilen bir hastalık olmasına rağmen, geç başvuru ve yanlış bilgiler nedeniyle toplum açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Veremle Savaş Haftası kapsamında farkındalık çalışmalarının önemine değinen Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, hastalık hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı.

Solunum yoluyla bulaşıyor

Tüberkülozun, Mycobacterium tuberculosis adlı bakteri tarafından oluşturulan ve solunum yoluyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Karşı, “Bu hastalık kalıtsal değildir. Ancak tedavi edilmediğinde ciddi ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla bulaşır” dedi.

Her enfekte kişide hastalık gelişmediğini vurgulayan Karşı, basilin vücutta uzun süre uyur halde kalabileceğini ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde aktif hale geçebileceğini söyledi. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönemin, enfeksiyondan sonraki ilk iki yıl olduğunun altını çizdi.

En riskli grup: Uzun süreli temas edenler

Bulaşma açısından en riskli grubun, verem hastasıyla uzun süre aynı ortamı paylaşan kişiler olduğunu ifade eden Karşı, “Aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları başta gelir. Tüberküloz; çatal, kaşık, bardak, giysi veya çarşaf gibi eşyalarla bulaşmaz. Ancak güneş görmeyen, havalandırması yetersiz ve kalabalık ortamlarda mikrop havada uzun süre canlı kalabilir” diye konuştu.

Tüberkülozun en sık toplumun en üretken yaş grubundaki yetişkinleri etkilediğini belirten Karşı, tüm yaş gruplarının risk altında olduğunu söyledi. DSÖ’nün 2024 verilerine göre yeni verem vakalarının büyük bölümünün Güneydoğu Asya, Batı Pasifik ve Afrika bölgelerinde görüldüğünü, vakaların yüzde 87’sinin ise hastalık yükünün yüksek olduğu 30 ülkede toplandığını aktardı.

Sadece sağlık değil, ekonomik bir sorun

Tüberkülozun yalnızca bir halk sağlığı sorunu olmadığını, aynı zamanda ciddi bir sosyal ve ekonomik yük oluşturduğunu dile getiren Karşı, “Küresel ölçekte tüberküloz tedavisi gören kişilerin ve ailelerinin yaklaşık yarısı, hane gelirinin yüzde 20’sini aşan maliyetlerle karşı karşıya kalıyor” dedi.

Bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde hastalık riskinin daha yüksek olduğunu belirten Karşı, yeni vakaların önemli bir bölümünün yetersiz beslenme, diyabet, alkol ve sigara kullanımı ile HIV enfeksiyonu gibi faktörlerle ilişkili olduğunu kaydetti.

Belirtiler hafif başlayabilir

Hastalığın en sık akciğerleri tuttuğunu belirten Karşı, belirtiler arasında;
2–3 haftadan uzun süren öksürük, balgam ve balgamda kan, ateş, gece terlemesi, halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, nefes darlığı ile göğüs ve sırt ağrısının yer aldığını söyledi. Belirtilerin genellikle yavaş ilerlediğini ve bu nedenle hastaların geç başvurduğunu ifade ederek, uzun süren öksürükte mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

Tanı ve tedavi

Tüberküloz tanısının balgamda verem mikrobunun gösterilmesiyle konulduğunu belirten Karşı, kesin tanı için mikrobiyolojik incelemenin şart olduğunu söyledi.

Tedavide en etkili yöntemin doğrudan gözetimli tedavi olduğuna dikkat çeken Karşı, ilaçların düzensiz kullanılmasının direnç gelişimine ve tedavi süresinin uzamasına neden olduğunu belirtti. Türkiye’de tüberküloz ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz sağlandığını ve Verem Savaşı Dispanserleri aracılığıyla takip edildiğini hatırlattı.

Korunmada erken tanı hayati

Tüberkülozdan korunmanın en etkili yolunun, bulaştırıcı hastaların erken tanı alıp hızla tedaviye başlaması olduğunu belirten Karşı, uygun tedaviyle 2–3 hafta içinde bulaştırıcılığın büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi. BCG aşısının özellikle çocuklarda ağır ve ölümcül formlara karşı koruyucu olduğunu ifade etti.

Son olarak, verem hastasıyla temaslı kişilerin mutlaka muayene edilmesi gerektiğini belirten Karşı, koruyucu tedavinin düzenli kullanıldığında hastalık gelişme riskini yüzde 90’a kadar azalttığını vurguladı.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/3-haftayi-gecen-oksuruk-ciddiye-alinmali.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2026/01/3-haftayi-gecen-oksuruk-ciddiye-alinmali_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/3-haftayi-gecen-oksuruk-ciddiye-alinmali/4951/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 16:08:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>"Tedavi sürecine güven duyuyorlar "</title>
			<description><![CDATA[Victoria Polat, yabancı bir kadın girişimci olarak Türkiye’de “Sağlık Turizmi” alanında gerçekleştirdiği ilham verici projelerle dikkat çekiyor.  Gerçekleştirdiği projeler ile Türkiye’nin 2025 yılında sağlık turizminde dünya liderleri arasında yer almasında pay sahibi olan Polat, kurduğu sistemin yurt dışından gelen hastaların kendi dillerinde destek almasını, kültürel anlayışla karşılanmasını ve tedavi sürecinde güven duymasını esas aldığını dile getirdi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Başka bir ülkede sıfırdan iş kurmak kolay değil. Hele ki bu kişi bir kadın girişimciyse… Ancak Victoria Polat, Türkiye’de sağlık turizmi alanında kurduğu iş ile bu ezberleri bozuyor. Kendi ülkesinden ayrılarak Türkiye’ye yerleşen Polat, burada yalnızca gelişmiş bir sağlık sistemiyle değil, aynı zamanda uluslararası iş birliğine açık bir ekosistemle karşılaştığını belirtiyor.

Türkiye’nin kendisi için sadece iş yaptığı bir ülke değil, aynı zamanda kişisel ve profesyonel gelişim alanı olduğunu da vurgulayan Polat, yabancı hastalarla çalışırken, modern sağlık hizmetlerinin yalnızca ileri teknolojiyle değil, aynı zamanda güven, şeffaflık ve insani yaklaşımla anlam kazandığının altını çizdi.

Türkiye’de kariyerini ve itibarını adım adım inşa etmek zorunda kaldığını da dile getiren Polat, “Empati, sorumluluk bilinci ve detaylara verdiğim önem sayesinde hem Türk sağlık kuruluşlarıyla hem de uluslararası hastalarla güçlü bağlar kurabildim. Başarımın arkasında da bu temel değerlere verdiğim önem yer almaktadır.” dedi.

Polat’ın Türkiye’de kurduğu iş modelinin özünde, yurt dışından gelen hastaların kendi dillerinde destek alması, kültürel anlayışla karşılanması ve tedavi sürecinde güven duyması esası yer alırken, bu yaklaşımın, kısa sürede hem yerli hem de yabancı hastalar tarafından takdir topladığı belirtiliyor.

Girişimciliğin sadece ekonomik bir faaliyet olmadığının altını çizen Polat, “Girişimcilik güven, iş birliği ve karşılıklı saygı üzerine kurulu bir değer yaratma sürecidir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Sağlık Turizminde Zirvede: 2025 Verileri
2025 yılı itibarıyla Türkiye, sağlık turizmi alanında küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaştı. Özellikle estetik cerrahi, diş tedavileri, göz sağlığı ve organ nakli gibi alanlarda artan talep, ülkeye gelen yabancı hasta sayısında ciddi bir artış sağladı.
* 2025’in ilk yarısında, Türkiye’ye gelen uluslararası hasta sayısı, bir önceki yıla göre önemli ölçüde arttı.

* Türkiye, fiyat avantajı, yüksek kaliteli sağlık hizmetleri ve kısa bekleme süreleri ile öne çıkıyor.

* Sağlık turizmi, 2025 yılında Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağladı.

Bu başarıda, Victoria Polat gibi girişimcilerin geliştirdiği hasta odaklı, kültürel hassasiyet içeren iş modelleri büyük rol oynuyor. Türkiye’nin farklı kültürleri bir araya getiren girişimcilik ortamı, hem bireysel hem de toplumsal gelişim açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/12/tedavi-surecine-guven-duyuyorlar.png</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/12/tedavi-surecine-guven-duyuyorlar_t.png</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/tedavi-surecine-guven-duyuyorlar/4948/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 17:16:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Büyükşehir&#39;den "Nefesini Koru" semineri</title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türk Akciğer Kanseri Derneği iş birliğinde 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında seminer düzenledi. Mustafa Necati Kültür Merkezi’ndeki seminere katılan Doç. Dr. Fatma Sert, “Nefesini Koru: Akciğer Kanserinde Erken Tanı ve Tedavi Mümkün mü?” başlığı altında önemli bilgiler verdi.

]]></description>
		    <news><![CDATA[1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Türk Akciğer Kanseri Derneği iş birliğinde Yeşilyurt Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde Doç. Dr. Fatma Sert tarafından “Nefesini Koru: Akciğer Kanserinde Erken Tanı ve Tedavi Mümkün mü?” başlıklı seminer verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi 3. Yaş Üniversitesi öğrencileri, Sağlık Eğitimleri Şube Müdürlüğü eğitmenleri ve yurttaşların katılımıyla yapılan seminerde; akciğer kanseri belirtileri, risk faktörleri, erken tanı ve tedavi yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi verildi. Soru-cevaplardan oluşan son bölümde de katılımcıların akciğer kanseriyle ilgili merak ettikleri sorulara Doç. Dr. Fatma Sert tarafından ayrıntılı yanıtlar verildi. Bu bölümde katılımcılar, özellikle sigara bırakma yöntemleri, tarama testleri ve genetik faktörlerin rolü gibi konularda bilgi aldı. Seminer, akciğer kanserine karşı düzenli kontrollerin önemini vurgulayan “Erken tanı, doğru tedavi ve farkındalık ile her yıl binlerce hayat kurtulabilir” çağrısıyla sona erdi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/11/buyuksehir-den-nefesini-koru-semineri.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/11/buyuksehir-den-nefesini-koru-semineri_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/buyuksehir-den-nefesini-koru-semineri/4944/</link>
			<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 11:34:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sağlıklı Kentlerin Kalbi İzmir&#39;de Atacak</title>
			<description><![CDATA[İzmir 10-11 Ekim tarihlerinde Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı’na ve 15. Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması Ödül Töreni’ne ev sahipliği yapacak.]]></description>
		    <news><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın açılış konuşmasını yapacağı buluşma kapsamında Su Yönetimi ve Kuraklıkla Mücadele Stratejileri başlıklı bir de panel düzenlenecek.

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı 10 Ekim ve 11 Ekim tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Swiss Otel İzmir’de yapılacak. Birliğe üye kentlerin başkan ve temsilcilerinin katılacağı buluşma 10 Ekim Cuma saat 16.00’da İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın açılış konuşmasıyla başlayacak. “Su Yönetimi ve Kuraklıkla Mücadele Stratejileri” başlıklı panelde ise Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Prof. Dr. Alper Baba ve Doç. Dr. Ufuk Özkan konuşmacı olarak yer alacak. Panelin moderatörlüğünü Doç. Dr. Semahat Özdemir yapacak.

Sağlıklı şehirler ödüllendirilecek

Sağlıklı Kentler Birliği buluşmasının ikinci günü ise saat 10.30’da birliğin 44. Olağan Meclis toplantısı ile başlayacak. Toplantının ardından Eskişehir Teknik Üniversitesi Ekoloji ABD Başkanı, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cengiz Türe “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı”, SKB Akademi Eğitim Koordinatörü Gökçe Ayman ise “Yerel Yönetimler İçin Kapasite Geliştirme Programları” başlıklı birer sunum yapacak. Program 15. Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması Ödül Töreni ile son bulacak.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/saglikli-kentlerin-kalbi-izmir-de-atacak.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/saglikli-kentlerin-kalbi-izmir-de-atacak_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglikli-kentlerin-kalbi-izmir-de-atacak/4936/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 11:42:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Başkan Lal Denizli, Medicana Sohbetleri&#39;nde Çeşme&#39;yi Anlattı</title>
			<description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen, moderatörlüğünü Gazeteci Banu Şen’in yaptığı Medicana Sohbetleri, bu kez İzmir’in en gözde turistik ilçesi Çeşme’de gerçekleşti.]]></description>
		    <news><![CDATA[Arkas Sanat  Alaçatı ev sahipliğinde gerçekleşen söyleşinin konuğu ise Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli oldu. Söyleşide Başkan Lal Denizli, hem yaz sezonunu hem de ilçenin geleceğini değerlendirerek, “Arkas Sanat’a ev sahipliği, Medicana’ya destekleri için teşekkür ediyorum. Tüm kurumlarla ortak akılla hareket ederek kentimizin mirasını koruyan, ekonomisini güçlendiren ve yaşam kalitesini artıran projeleri kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen Medicana Sohbetleri bu kez kentin en
gözde turizm noktası Çeşme’de gerçekleşti. Arkas Sanat Alaçatı ev sahipliğinde gerçekleşen “Sezonun
Hikayesi: Çeşme’de Yaz” başlıklı söyleşinin konuğu ise Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli oldu. Moderatörlüğünü Gazeteci Banu Şen’in üstlendiği söyleşinin açılış konuşmalarını Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı ve Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas yaptı. Söyleşi sonunda katılımcılar, Çeşme’nin kültür-sanat vizyonu ve yaklaşan projeler hakkında Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’ye sorular yöneltti. Çeşme’nin İzmir için ne kadar değerli bir ilçe olduğuna dikkat çekerek sözlerine başlayan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, geçtiğimiz sezon meydana gelen orman yangınını hatırlatarak, “Bu güzel ilçenin kültürü, turizmi ve tarihi kadar doğası da çok kıymetli. Bunu korumaya özel göstermeliyiz” mesajını verdi. Çeşme’nin sadece İzmir için değil, Türkiye için de çok özellikli bir yer olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, “Burada olmaktan, sevgili başkanı dinleyecek olmaktan mutluyum. Siz bildiğiniz Çeşme’yi dinleyeceksiniz ama ben burada Sayın Başkan’dan Çeşme’yi öğreneceğim. Oyüzden bu etkinliği çok kıymetli buluyoruz. Arkas’a çok teşekkür ediyoruz. Birlikte daha çok kıymetlietkinlikler yapabileceğimize inanıyoruz” dedi.
Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas ise Arkas Sanat Alaçatı’nın ilçede sergileri ve atölyeleriyle yılın 12 ayı faaliyette olduğunu belirterek, “Bu söyleşiye ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Sayın Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’den Çeşme’yi dinlemek için heyecanlıyız” sözlerini kaydetti. Çeşme’nin yeni yol haritası: kültür, altyapı, yeşil dönüşüm Söyleşide, Gazeteci Banu Şen’in sorularını yanıtlayan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, ilçenin son yıllardaki dönüşümünü ve yeni dönem öncelikleri hakkında bilgi verdi. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “12 Ay Turizm ve Kültür Altyapısı: “Turizmi 12 aya yaymanın anahtarı kültürdür. Salon Alaçatı tiyatro projesi, sezon dışı festivaller ve kent içindeki kültürel rotalarla kalıcı çekim noktaları oluşturuyoruz. Bağlararası Arkeolojik Kazı Alanı’nın ziyarete açılması için tahsis sürecinin tamamlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.Ayrıca Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Uygun maliyetli, nitelikli eğitim anlayışıyla yeni kreş modelimizi hayata geçirdik. Çeşme Kent Enstitüsü ile 23 branşta 1.200’ü aşkın yurttaşa ücretsiz eğitim veriyor; okuma-yazma kurslarımızla kadınların eğitim erişimini güçlendiriyoruz.
Reisdere Afet Koordinasyon Merkezimiz yüzde 85 seviyesinde tamamlandı; Kasım ayında açarak 72 saat kesintisiz iletişim kapasitesini devreye alacağız. Doğalgaz yatırımlarını hızlandırdık; yalnızca bir mahallede üstyapı onarımları için 85 milyon TL kaynak ayırdık. Sakız Ağacım Çeşme projesiyle 31 Mart 2024’ten bu yana 9.500 sakız fidanını toprakla buluşturduk. Bölgenin ekolojisine uygun, suya dayanıklı türlerle nefes alanları oluşturuyoruz. Yaş alan yurttaşlarımız için tasarlanan Yaş Alma Merkezi projesini yatırım programımıza alıyoruz; kuşaklar arası paylaşımı güçlendireceği.Turizmin 12 aya yayılması için personel kenti modelini bakanlıkla paylaşarak barınma sorununa kalıcı çözüm hedefliyoruz” sözlerini kaydetti.
Söyleşinin sonunda  Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Çeşme’yi; kültürüyle, doğasıyla ve sosyal
adaleti önceleyen hizmetleriyle12 ay yaşayan bir kente dönüştürmek için çalışıyoruz. Arkas Sanat’a
ev sahipliği, Medicana’ya destekleri için teşekkür ediyorum.Tüm kurumlarla ortak akılla hareket ederek kentimizin mirasını koruyan, ekonomisini güçlendiren ve yaşam kalitesini artıran projeleri kararlılıkla sürdüreceğiz” mesajını verdi. ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/baskan-lal-denizli-medicana-sohbetleri-nde-cesme-yi-anlatti.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/baskan-lal-denizli-medicana-sohbetleri-nde-cesme-yi-anlatti_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/baskan-lal-denizli-medicana-sohbetleri-nde-cesme-yi-anlatti/4934/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 09:52:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>&#39;Mutlu Çocuklar&#39;ın Anneleri Seminere Katıldı</title>
			<description><![CDATA[Konak Belediyesi’nin sosyal belediyeciliği üst seviyeye taşıyan Mutlu Çocuklar Oyun Evleri’ne devam eden 3-5 yaş grubu çocukların anneleri, ‘Yaygın Çocuk Hastalıkları’ seminerinde uzman hekim eşliğinde eğitim aldı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Konak Belediyesi Mutlu Çocuklar Oyun Evleri’nde, çocukların gelişimiyle birlikte annelerin bilinçlenmesini sağlayan etkinliklere bir yenisi daha eklendi. Beştepeler ve Toros Sosyal Tesisleri içinde yer alan oyun evlerine kayıtlı çocukların anneleri, “Yaygın Çocuk Hastalıkları” seminerine katıldı. Medicana International İzmir Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elçin Keser’in sunumuyla gerçekleştirilen seminerlerde anneler, merak ettikleri soruları doğrudan uzmanına sorma fırsatı buldu. Çocuklarda sık görülen enfeksiyonlar, üst solunum yolları enfeksiyonları, ateş yükselmesi, antibiyotik kullanımı, cilt döküntüleri, bulantı ve kusma gibi geniş bir yelpazede annelere bilgi veren Uzm. Dr. Elçin Keser, bu seminerlerin bilinç oluşturmadaki önemini vurguladı. Keser, “Özellikle hastaneye ulaşımda zorluk yaşanan bölgelerde annelerin ve ailelerin bilinçli olması; ailenin doktora gideceği zamanı ayırt edebilmesi çok önemli. Annelerimizle kreş dönemindeki çocuklarda yaygın görülen hastalıkları, her çocuğun özel olduğunu ve çocuğa göre müdahale gerektiğini konuştuk. Enfeksiyonlara karşı önlem almak için, çocuklarını kreşe gönderirken nelere dikkat etmeleri gerektiği ve özellikle de el yıkamanın önemi üzerinde durduk. Çok faydalı seminerler oldu. Bu konuda hassasiyet gösteren ve seminerlerde bizi annelerle buluşturan Konak Belediye Başkanımız Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya teşekkür ediyorum” diye konuştu.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/mutlu-cocuklar-in-anneleri-seminere-katildi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/mutlu-cocuklar-in-anneleri-seminere-katildi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/mutlu-cocuklar-in-anneleri-seminere-katildi/4933/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 11:23:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dokuz  Eylül  Üniversitesi  , "Bilim  Kafe Sohbetleri"nin  2&#39;nicisinde Çocuk Sağlığına Odaklandı </title>
			<description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), toplumla bilimi buluşturan “Bilim Kafe Sohbetleri”nin ikinci buluşmasında çocuk sağlığına odaklanarak önemli bir farkındalık alanı açtı. DEÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Ulusoy’un “Okul Çağı Çocuklarında Sık Görülen Enfeksiyonlar” başlıklı sunumu yoğun ilgi gördü ve etkinlik verimli tartışmalarla tamamlandı.]]></description>
		    <news><![CDATA[BİLİM KAFE ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ VE YÖK’ÜN VİZYONU
 30 Eylül 2025 tarihinde Eylül Bilim Kafe’de gerçekleştirilen etkinlik, öğrencilerden velilere kadar geniş bir kesimin ilgisini çekerek akademisyenlerle doğrudan etkileşim imkânı sundu ve bilimin toplumla buluşmasına somut bir örnek oluşturdu. Bu yaklaşım, Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun, 2025 yılının başında kurduğu Bilim İletişimi Ofisi projesinin bir parçası. Türkiye genelinde bilim iletişimini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürüten Ofis, üniversiteleri toplumsal projelere yönlendiriyor. 27-28 Haziran’da 81 ilde 150’den fazla üniversitenin katılımıyla hayata geçirilen “Bilim Kafe” buluşmaları da bilimin görünürlüğünü artırmada önemli bir adım olarak öne çıktı.
 ÇOCUK SAĞLIĞI ÜZERİNE BİLİMSEL VURGULAR
 Etkinliğin konuğu olan Doç. Dr. Emel Ulusoy, çocuklarda sık rastlanan solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sisteminin korunması ve pratik tedbirleri sade bir dille aktardı. Sunum, dinleyicilerden yoğun soru ve yorum aldı.  Ulusoy, bilimsel çalışmalarında da alt solunum yolu enfeksiyonlarının çocuklarda en yaygın sağlık sorunları arasında bulunduğunu; bu tür hastalıkların tanı ve takibinde biyobelirteçlerin ve klinik bulguların dikkatle değerlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
 CANLI SOHBET, DERİN TARTIŞMA
 Sunum sonrası düzenlenen soru-cevap bölümünde, izleyiciler hem kendi gözlemlerini paylaştı hem de uzman görüşü alma fırsatı buldu. Etkinlik boyunca bilimin sadeleştirilerek aktarılması, interaktif ve canlı bir atmosfer oluşturdu.
 BİLİM KAFE İLE BİLİM YOLCULUĞU SÜRÜYOR
 DEÜ yetkilileri ve organizasyon ekibi, bu etkinliğin YÖK’ün bilim iletişimi vizyonuyla paralel bir katkı olduğuna dikkat çekti. Önümüzdeki dönemlerde farklı temalar ve konuklarla Bilim Kafe sohbetlerinin devam edeceği bildirildi.
 Etkinliği değerlendiren DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, YÖK’ün bilim iletişimi vizyonu doğrultusunda Dokuz Eylül Üniversitesinin toplumla bilgi paylaşımına verdiği önemi vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bilim Kafe Sohbetleri, bilimin yalnızca laboratuvarlarda değil, hayatın tam merkezinde yer aldığını göstermesi açısından değerli bir girişimdir. Üniversitemiz, bilgi ve deneyimini toplumla paylaşmayı kararlılıkla sürdürecektir.”
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/dokuz-eylul-universite-bilim-kafe-sohbetleri-nin-2-nicisinde-cocuk-sagligina-odaklandi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/dokuz-eylul-universite-bilim-kafe-sohbetleri-nin-2-nicisinde-cocuk-sagligina-odaklandi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dokuz-eylul-universitesi-bilim-kafe-sohbetleri-nin-2-nicisinde-cocuk-sagligina-odaklandi/4932/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 15:30:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İzmir&#39;de O Hastane 77 Yıldır Tüm Türkiye&#39;ye Şifa Dağıtıyor</title>
			<description><![CDATA[İzmir’de 1947 yılında hizmete açılan ve 77 yıldan beri başta İzmir ve Ege Bölgesi olmak üzere
Türkiye’de milyonlarca çocuğa şifa dağıtan İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bugün de Türkiye’nin en köklü ve en donanımlı çocuk sağlığı merkezlerinden biri olarak hizmet vermeye devam ediyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Özellikle Ege Bölgesi ve İzmir olmak üzere ülkenin pek çok yerinden günlük ortalama 2 bin 500 bebek
ve çocuğa poliklinik hizmeti veren hastane, 320 yatak kapasitesi ile yataklı tedavi olanağı da sağlıyor.
Ayrıca İzmir’in Karabağlar ilçesinde bulunan semt polikliniği ile de İzmir’in farklı köşelerine hizmet
ulaştırılıyor.
Hastane ve Hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Başhekim Doç. Dr. Dilek Orbatu, hastanenin
misyonunu şu sözlerle özetledi:
“Hastanemiz, yalnızca İzmir’in değil Türkiye’nin çocuk sağlığında öncü kurumlarından biridir.
Çocuklarımız bizim geleceğimizdir, her biri bizim için bir emanet. Bu anlayışla hizmet veriyor, tıbbın ve
bilimin en güncel imkânlarını çocuklarımız için seferber ediyoruz.”

YENİLENEN SERVİSLER VE AÇILAN YENİ KLİNİKLER

Son bir yılda hastanenin pek çok kliniği yenilenirken, yeni servislerin de çocukların hizmetine açıldığını
ifade eden Başhekim Orbatu, “Bunlardan en dikkat çekeni ise Adölesan Kliniği oldu. Özellikle 10–18
yaş aralığındaki ergen çocukların sağlık ihtiyaçlarına göre yapılandırılan bu klinik; büyüme-gelişme,
beslenme sorunları, yeme bozuklukları, madde bağımlılığı riski, psikososyal uyum ve kronik hastalık
yönetimi gibi konularda multidisipliner bir yaklaşımla hizmet veriyoruz. Adölesan Kliniğimiz, ergen
sağlığına özel yaklaşım sunan sayılı merkezlerden biri olma yolunda. Ergenlik, yalnızca biyolojik değil,
aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir geçiş dönemidir. Burada çocuklarımızın hem fiziksel hem ruhsal
sağlığını takip ediyor, bireyselleştirilmiş tedavi ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz” dedi.
Orbatu, bunun yanı sıra süt oyun çocuğu 2 servisinin faaliyete başladığını ve çocuk yoğun bakım,
palyatif bakım, kardiyoloji, gastroenteroloji, büyük çocuk ve genel pediatri 1 servisinin modern
altyapısıyla yenilendiğini vurguladı.

Başhekim Orbatu, hastanenin aynı zamanda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, çocuk cerrahisi
uzmanı ve pek çok çocuk yan dalda uzmanlık eğitimi de verdiğini dile getirdi.
Başhekim bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Hastanemiz, sadece bugünün çocuklarına sağlık hizmeti sunmakla kalmıyor; aynı zamanda geleceğin
hekimlerini yetiştirerek ülkemizin çocuk sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor. Bugüne kadar yüzlerce
doktor bu hastanede yetişerek hem ülkemizin dört bir yanında hem de uluslararası düzeyde çocuk
sağlığına hizmet etmeye başladı.”

190 HEMŞİREYE SERTİFİKALI EĞİTİM

Çocuk Yoğun Bakım, Yenidoğan Yoğun Bakım ve Çocuk Acil Hemşireliği alanlarında düzenlenen Sağlık
Bakanlığı onaylı sertifikalı eğitim programlarıyla, bugüne kadar 190 hemşire meslek hayatına nitelikli
bilgiyle kazandırıldı.

FARKINDALIK ETKİNLİKLERİYLE ÇOCUKLARIN YANINDA

Hastane, yalnızca sağlık hizmeti sunmakla kalmıyor; yıl boyunca özel günlerde çocuklara ve ailelere
yönelik farkındalık etkinlikleriyle de toplum sağlığına katkı sağlıyor.
Başhekim Orbatu, sözlerini şu cümlelerle noktaladı:
“77 yıllık köklü geçmişimizden aldığımız güçle, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bizim için her çocuk,
ülkemizin en değerli hazinesi. Çocuklarımız için en iyisini yapmaya devam edeceğiz.”

GÜÇLÜ KLİNİK ALTYAPISI VE ÖZELLİKLİ MERKEZLER

Hastane, çocuk hastalıkları ve cerrahisinin tüm ana ve yan dallarında hizmet veren birimleriyle
kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Bunun yanında, Türkiye’de sayılı merkezlerden biri olmasını sağlayan
çok özel birimlere de ev sahipliği yapıyor. Çocuk Kalp Damar Cerrahisi’nden Prematüre Retinopatisi
(ROP) Tanı ve Tedavi Merkezine, Pediatrik Diyabet ve Obezite Merkezi’nden Pediatrik Palyatif Bakım
Merkezine, Genetik Hastalıklar Tanı Merkezinden Pediatrik Anjiyografiye kadar uzanan geniş bir
yelpazede özellikli sağlık hizmeti sunan hastane ayrıca ülkemizin ilk ve tek Uzaktan Aşı Danışmanlığı
Polikliniği ile çocukların yaşam kalitesini artırmaya yönelik en güncel ve donanımlı yaklaşımları
sunuyor.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/izmir-de-o-hastane-77-yildir-tum-turkiye-ye-sifa-dagitiyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/10/izmir-de-o-hastane-77-yildir-tum-turkiye-ye-sifa-dagitiyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/izmir-de-o-hastane-77-yildir-tum-turkiye-ye-sifa-dagitiyor/4931/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:43:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Geçmeyen  Öksürüğe Dikkat! Reflü Belirtisi Olabilir</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de reflü ve mide fıtığı vakalarının görülme sıklığı son yıllarda dikkat çekici biçimde artıyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, bu hastalıkların
yalnızca mide yanmasıyla sınırlı olmadığını, kronik öksürük ve ses kısıklığı gibi atipik belirtilerle de ortaya çıkabileceğini açıkladı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Mide fıtığı (hiatal herni) ve gastroözofageal reflü (GERD), yaşam kalitesini en çok etkileyen sindirim sistemi hastalıkları arasında yer alıyor. Görülme sıklığındaki artış, bu hastalıkları toplum sağlığı açısından daha görünür hale getiriyor. Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, reflünün özellikle Batı toplumlarında her 5 kişiden birinde görüldüğünü hatırlatarak, “Türkiye’de erişkinlerde reflü hastalığının prevalansı yüzde 15–20 seviyelerine ulaşıyor. Son 20 yılda obezite ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu oran 2–3 kat artmış durumda. Mide fıtığının ise toplumun yüzde 10–20’sinde saptanmakla birlikte 60 yaşın üzerindeki bireylerde bu oran, yüzde 50’ye kadar yükselebilmektedir” dedi.
En çok gözden kaçan belirtiler Hastalığın tipik şikâyetlerinin göğüs kemiği arkasında yanma, ağza acı-ekşi su gelmesi ve yutma güçlüğü olduğunu aktaran Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, “Kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi veya diş çürükleri de reflünün işareti olabilir. Bu atipik belirtiler gözden kaçtığında tanı
gecikebilir” uyarısında bulundu. Yaşın ilerlemesi, obezite, sigara ve alkol kullanımının en önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, gebelik, ağır kaldırma ve kronik öksürüğün de mide fıtığı ve reflüyü tetikleyebileceğini ifade etti. Vakit kaybetmeden endoskopi yapılmalı Hastaların öyküsünün tanıda çoğu zaman yol gösterici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, endoskopi ve pH ölçümleri gibi ileri testlerin ise gerekli durumlarda devreye girdiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, özellikle yutma güçlüğü, kilo kaybı, kanama ve kansızlık gibi “alarm semptomların” varlığında vakit kaybetmeden endoskopi yapılması gerektiğini vurgulayarak, reflü tedavisinde kullanılan proton pompa inhibitörleri (PPİ) hakkında konuşan bu ilaçların kısa süreli kullanımda güvenli olduğunu ancak uzun vadede riskler taşıdığını aktardı. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, “B12, magnezyum ve kalsiyum eksiklikleri,osteoporoz, böbrek hastalıkları ve bağırsak enfeksiyonları bu riskler arasında. Ayrıca kalp-damar ve demans ile olası ilişkiler üzerine veriler de gündeme gelmeye başladı” diye konuştu. Yeni nesil yöntemler umut verici Cerrahiye alternatif olarak geliştirilen endoskopik yöntemlerin umut verici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, transoral fundoplikasyon (TIF), Stretta ve ARMA gibi uygulamaların daha az invaziv olması ve kısa iyileşme süresiyle öne çıktığını belirtti. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, “Henüz standart tedavi olarak kabul edilmese de, endoskopik yöntemler seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar verebiliyor. İlerleyen dönemde bu yöntemlerin daha yaygın ve ulaşılabilir hale gelmesi bekleniyor” ifadelerini kullandı. Reflü gibi kronik hastalıkların yönetiminde geleceğin daha az invaziv ve ilaçsız yöntemlerde olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, “Uzun süreli ilaç kullanımının yol açabileceği riskler arttıkça, endoskopik yöntemlerin standart tedavi seçenekleri arasına girmesi ihtimali de güçleniyor” dedi.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/09/gecmeyen-oksuruge-dikkat-reflu-belirtisi-olabilir.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/09/gecmeyen-oksuruge-dikkat-reflu-belirtisi-olabilir_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-reflu-belirtisi-olabilir/4930/</link>
			<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 12:41:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Acıbadem Kent Hastanesi İzmir&#39;in Sağlığına Değer Katıyor!</title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Sağlık Grubu,  35 yıllık sağlık deneyimini İzmir’e taşıyor. 2023 yılında Acıbadem Sağlık Grubu’na katılan Kent Hastanesi’nin büyüme ve yenilenme süreci tamamlandı. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Ege bölgesinin sağlıkta referans noktası olarak konumlanan Acıbadem Kent Hastanesi, 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarılan kapalı alanı, yenilenen ileri teknolojisi, genişleyen hizmet yelpazesi ve deneyimli hekim kadrosuyla uluslararası standartlarda hizmet veriyor; İzmir ve çevresinin sağlığına değer katıyor.   

Acıbadem Sağlık Grubu, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. 5 ülkede; 29 hastane ve 14 tıp merkeziyle hizmet sunan Acıbadem, şimdi İzmir’de! 14 Şubat 2023’te bünyesine kattığı İzmir Kent Hastanesi’ni yenileyen ve büyüten Acıbadem, bölge sağlığına yeni bir soluk getirdi. Yerel değerlere önem veren Grup, “Kent” ismini kullanmaya devam ederek hastaneyi, Acıbadem Kent Hastanesi ismiyle hizmete sundu. Mimarisinden tıbbi teknolojisine kadar pek çok noktada, uluslararası standartlarda hizmet sunacak şekilde yenilenen ve büyüyen Acıbadem Kent Hastanesi, İzmir ve çevresini Acıbadem kalitesiyle tanıştırıyor. 

 

Büyüdü ve yenilendi!

Daha çok hastaya hizmet verebilecek şekilde inşa edilen poliklinik binasının eklenmesiyle hastanenin kapalı alanı 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarıldı. Bu haliyle Acıbadem Kent Hastanesi, Grubun 3. büyük hastanesi oldu. Tüm tıbbi branşlarda hizmet verecek şekilde genel amaçlı bir hastane olarak konumlanan Acıbadem Kent, 272 hasta yatağına sahip. 

 

Da Vinci’den Gamma Knife’a 3 Tesla MR’dan 3D Tomosentezli Dijital Mamografi cihazına kadar farklı tıbbi alanlarda kullanılan tanı ve tedavi cihazları yenilendi ve hekim kadrosu genişletilerek hizmet ağı güçlendirildi. Yenilenen bölümlerden biri yoğun bakım ünitesi oldu. Her biri kişiye özel, tek kişilik odalara dönüştürülen yoğun bakım ünitesi, ileri teknoloji cihazlarla donatıldı. Hem çocuk hem yetişkin hastalara hizmet verebilecek şekilde dizayn edilen Organ Nakli ve Onkoloji Merkezi, yenilikçi tanı ve tedavi olanaklarının yanı sıra deneyimli hekim kadrosuyla dikkat çekiyor. Acıbadem Kent, 24 saat hizmet veren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünün yanı sıra anne olmanın ayrıcalığını yaşatacak olanaklar da sunuyor. 

 

Modern mimarisi ile büyüyüp daha konforlu hale getirilen Acıbadem Kent Hastanesi, Acıbadem’in “Hasta güvenliği ve memnuniyeti” odaklı anlayışıyla Ege’ye sağlık alanında yeni bir değer katıyor. 

 

Organ ve doku nakilleriyle dikkat çekiyor

Çocuk ve yetişkin hastaların tanı alıp tedavi görebildiği, özellikli hizmetler sunan Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde karaciğer ve böbrek nakilleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca yetişkin kemik iliği naklinin de yapıldığı hastanede, tüm nakillere uygun fiziki alanı, uzman kadrosu ve merkez yapılanması ile multidisipliner bir anlayışla hizmet veriliyor. Merkez, bu özellikleriyle yalnızca Ege’nin değil, Türkiye’nin ve sınır ötesinin de tercihi haline gelen hastane olarak dikkat çekiyor. 

 

Onkoloji merkezinde çocuk ve yetişkin hastalara özel tanı ve tedavi

Kanser alanında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve tüm cerrahi branşların onkoloji cerrahisi hizmetlerini tek çatı altında toplayan Onkoloji Merkezi’nde hem çocuk hem de yetişkin hastalara tanı ve tedavi hizmeti sunuluyor. Tedavinin yanında süreçleri daha rahat geçirmelerini sağlamak için hastalara, diyetisyen ve psikolog desteği de veriliyor.  Multidisipliner yaklaşımla, kişiselleştirilmiş ve yenilikçi tedavi yöntemlerinin kullanıldığı merkez, hasta odaklı yaklaşım anlayışına sahip. 

 

Çocuk hastalara 24 saat hizmet!

Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimi, 24 saat hizmet verecek şekilde yapılandırıldı. Ayrıca çocuk hastalıkları üst ihtisas alanlarında nörolojiden endokrine, cerrahiden kardiyolojiye pek çok alanda hizmetler çeşitlendirildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi de bulunan hastanede, bu özel zamanlarında bebeklere gerekli tüm tıbbi imkanlar sunuluyor. 17 yatağı bulunan birimin her noktası, çocukların mutlu olacağı ve konforunun sağlanacağı şekilde dekore edildi. Hastane bahçesinde bulunan atlıkarınca ise polikliniğe gelen çocuklara bekleme sürecini keyifli hale getiriyor.

 

Annelik yolculuğunda güven ve konfor

Hastane, tüp bebek merkeziyle anne-baba olmak isteyen çiftlere umut oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde suyun gevşetici, rahatlatıcı ve dengeleyici özelliklerinden yararlanılmasıyla doğum sürecini konforlu hale getiren suda doğum ayrıcalığı sunuluyor. Ayrıca doğum katında, hızlıca doğum odasına dönüşen hasta odaları bulunuyor. Doğum sonrası bebek ve annenin bir arada bulunduğu ve ilk saatlerini birlikte geçirmenin keyfini yaşayabilecekleri ‘anne-bebek uyum’ odaları da mevcut. İleri teknolojiye sahip yeni doğan yoğun bakım bölümünün de bulunduğu Acıbadem Kent Hastanesi, bebek ve annenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet veriyor.

 

12 ameliyathanede üst düzey cerrahi yapılıyor

Bölgenin ihtiyaçları düşünülerek daha önce 7 olan ameliyathane sayısı, 12 ameliyathaneye yükseltildi ve ileri tıbbi teknolojinin kullanıldığı modern bir yapıya dönüştürüldü. Bu haliyle İzmir’in en yüksek sayıda ameliyathanesi bulunan özel hastanesi oldu. Çocuk ve yetişkin olmak üzere her yaştan hastanın cerrahisinin yapılabildiği ameliyathanelerde, aynı anda çok sayıda ameliyat gerçekleştirilebiliyor. 

 

Teknoloji parkuru yenilendi

Da Vinci Xi ile robotik cerrahide yeni nesil teknolojiyle yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi, cerrahlara daha karmaşık ameliyatlarda yüksek hassasiyet sağlayarak ameliyatların başarı oranını artırıyor. Beyin cerrahisinde ameliyat sırasında sinirleri korumak amacıyla kullanılan navigasyon teknolojisi ve ışınlarla ameliyat yapmaya imkan sağlayan Gamma Knife cihazı bulunuyor. Girişimsel radyolojiden ürolojiye farklı tıbbi alanlarda, yeni nesil tanı ve tedavi cihazları kullanılıyor. 

 

Acıbadem’in sağlık sektöründeki 35 yıllık bilgi ve birikiminin her noktada yansıdığı Acıbadem Kent Hastanesi, fiziki büyüklüğü ve getirdiği yeniliklerle İzmir için bir çekim noktası oluyor. 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/09/acibadem-kent-hastanesi-izmir-in-sagligina-deger-katiyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2025/09/acibadem-kent-hastanesi-izmir-in-sagligina-deger-katiyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/acibadem-kent-hastanesi-izmir-in-sagligina-deger-katiyor/4929/</link>
			<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 14:13:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>İshal ve kusma vakalarında neler yapılmalı?</title>
			<description><![CDATA[Hem yüksek hava sıcaklıkları hem de gerekli hijyenin sağlanamaması nedeniyle ishal ve kusma vakalarında artışlar meydana gelebiliyor. Her yaş grubunda görülebilen bu vakaların genel sebepleri arasında yenilen gıdalar veya enfeksiyon gibi sorunlar yer alıyor. Kusma ve ishal vücutta ciddi bir su kaybına neden olduğundan sıvı takviyesi bu durumlarda büyük önem taşıyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[. Bu vakaları genellikle evde tedavi etmenin mümkün olduğunun altını çizen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yurdaer ÖZMEN, “İshal ve kusma genellikle 5-8 gün sürer. Bu süreyi aşan vakalarda kesinlikle hastaneye başvurulması gerekmektedir. Su veya bolca sıvı tüketmek genellikle yeterli görülse de sıvı takviyesi tek başına hastalığın vücutta yarattığı tahribatı ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Bu gibi durumlarda elektrolit tozu da kullanılabilir.” diyor.

Hem çocuklarda ve yetişkinlerde en sık görülen bulaşıcı hastalıklar arasında ishal geliyor. Genellikle 5 günde ishal belirtileri ortadan kalkarken daha şiddetli seyreden ve iyileşme eğilimi görülmeyen vakalarda doktor kontrolü gerekiyor. Hafif ishal durumunda çeşitli gıdalarla rahatsızlık önlenebilirken uzun süreli ishal durumunda ise serum takviyesi gibi çözümler de rahatsızlığın kontrol altına alınması için gerekebiliyor. 

İshal ve kusma şikâyeti bulunanların yapmaması gerekenler

Katkı maddesi içerin meyve suyu veya gazlı içeceklerin tüketilmesinden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Dr. Mehmet Yurdaer ÖZMEN, “Özellikle 2 yaş altı çocuklarda ishal ve kusma vakaları daha yakından takip edilmeli. İshal yetişkinler ve çocuklarda genellikle 5-8 gün sürüyor. Bu süreçte lif oranı yüksek, asitli veya yağ oranı yüksek gıdaları tüketmek şikayetlerin artmasına neden olabilir.” dedi.

Hangi gıdalar ishale iyi geliyor?

Bazı gıdaların ishale iyi geldiğini söyleyen Dr. ÖZMEN, “Bu gıdalar arasında; muz, elma püresi ve pirinç en çok bilinenler arasında yer alıyor. Ayrıca, nişastalı ve düşük lifli gıdalar da bu vakalarda tüketilebilir. Yoğurt, balık ve et gibi gıdalar da ishal sürecinde özellikle tercih edilmesi gereken besinler arasında bulunuyor.” diyor.

Hastalığın bulaşmasını önlemek için ne yapmalı?

İshal ve kusmanın bulaşıcı bir hastalık olduğuna da dikkat çeken Dr. Mehmet Yurdaer ÖZMEN, “Oldukça bulaşıcı olan ishalin yayılımını engellemek için hijyene önem vermek gerekiyor. Bunun için ellerin sıkça sabunla yıkanması, giysi ve yatak örtülerinin yüksek ısıda temizlenmesi, klozet, lavabo gibi hastalığın bulaşmasının kolay olduğu yerlerin temiz tutulması ve havlu, çatal, bıçak gibi eşyaların paylaşılmaması gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

 Elektrolit tozu kullanmak faydalı olabilir

Dr. Mehmet Yurdaer ÖZMEN, “Bu vakaları kontrol altına almak için alınması gereken önlemlerin başında bol su tüketimi geliyor. Fakat, su içmek tek başına ishal ve kusmanın vücutta yarattığı tahribatı önlemek için yeterli değil. Bu gibi durumlarda elektrolit tozu kullanmak da faydalı olabilir. Hastalık neticesinde vücutta sıvı ve elektrolit eksikliği meydana geliyor. Sıvı kayıplarında sadece su ve tuz almak işe yaramayabilir. Çünkü tuz içerisinde yer alan sodyumun bağırsaklardan emilimi, diyare ve aşırı sıvı kayıplarında bozuluyor.” diyor.

Elektrolit takviyesinin önemine vurgu yapan Dr. ÖZMEN, “Elektrolit sıvısı kullanmak, vücudun su kaybının önlenmesi için ihtiyaç duyulan elektrolitlerin yerine konulmasına destek olurken, elektrolit sıvıları içeriklerindeki çinko ise bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna da katkıda bulunur. Bu sebeplerden çinko ve magnezyum ile zenginleştirilmiş elektrolit takviyesi kullanımı oldukça önemlidir.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Supplyte: Enerji içeceği değil elektrolit tozu
Çinko, magnezyum takviyeli elektrolit tozu Çinko, magnezyum takviyenın replasmanı hem de elektrolit ve ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2024/08/ishal-ve-kusma-vakalarinda-neler-yapilmali.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2024/08/ishal-ve-kusma-vakalarinda-neler-yapilmali_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/ishal-ve-kusma-vakalarinda-neler-yapilmali/4878/</link>
			<pubDate>Fri, 09 Aug 2024 13:11:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Obezite Tedavisinde Tüp Mide Ameliyatı Etkili Sonuçlar Veriyor</title>
			<description><![CDATA[Günümüz beslenme anlayışında önemli bir yer tutan işlenmiş ve paketli gıdaların obeziteye neden olduğunu belirten Gözde Kuşadası Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fikret Beyaz, obezitenin, yaşam tarzı değişimi ve tüp mide ameliyatı ile tedavi edilebildiğini söyledi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Op. Dr. Beyaz, toplumun büyük bölümünü etkileyen ve küçük yaşlardaki çocuklarda da görülebilen obezitenin günümüzde daha hareketsiz bir yaşam sürdüren insanlarda arttığını da ifade etti.

Op. Dr. Fikret Beyaz, boy ve kilo oranı gözetilerek hesaplanan vücut kitle indeksi (VKİ) 40'ın üzerinde olanların obez olarak kabul edildiği bilgisini verdi.

Vücut kitle indeksi (VKİ) ne kadar yüksek ise obeziteye bağlı ölüm riskinin de o kadar yüksek olduğunu dile getiren Op. Dr. Fikret Beyaz, “Tüp mide ameliyatı öncesinde yapılan tetkikler sonucunda ameliyat gerçekleşir. Ameliyatta midenin %75-80'lik kısımı çıkarılmaktadır. Mide- bağırsak sistemindeki doğal akış yolunda herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. İştah hissi veren ghrelin isimli hormon üretimi düşer, iştah azalır ve az miktarda gıda ile tokluk hissi yaşanır. Ameliyatın laparoskopik yapılması, daha küçük kesilerin olmasını ve yaşanabilecek komplikasyon oranın minimum düzeyde olmasını sağlar. Tüp mide ameliyatı kilo kaybını sağlamanın yanında fazla kilonun neden olduğu diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi sağlıklı problemlerinde iyileşme sağlayarak yaşam kalitesini artırmaktadır” diye konuştu.

KİLO VERME HIZI KİŞİLERE GÖRE DEĞİŞİYOR

Ameliyat sonrası hastanın birkaç gün hastanede kalması gerektiğini iade eden Op. Dr. Fikret Beyaz, şöyle devam etti: “Taburcu olurken hastaların aklında hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde, ameliyat sonrası beslenme düzeni ve bir süre kullanmaları gereken ilaçlar ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Ameliyat sonrası 1-3-6-9 ve 12. aylarda rutin kan tahlilleri ile hasta takipleri devam etmektedir. Kan tahlillerinde hastalarda herhangi bir değerde eksiklik söz konusu ise gerekli öneriler verilmektedir. Tüp mide ameliyatında kilo verme süreci kişiden kişiye değişmektedir ve her hastanın kilo verme hızı aynı değildir. Vücut ideal kiloya yaklaştıkça kilo verme hızı yavaşlamaktadır ve bu durum çok normaldir. Burada önemli olan, ideal kiloya yaklaştıkça sağlıksız beslenme düzeninine dönülmemesi ve sağlıklı yaşam tarzının devam ettirilmesidir”

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/09/obezite-tedavisinde-tup-mide-ameliyati-etkili-sonuclar-veriyor.jpeg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/09/obezite-tedavisinde-tup-mide-ameliyati-etkili-sonuclar-veriyor_t.jpeg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/obezite-tedavisinde-tup-mide-ameliyati-etkili-sonuclar-veriyor/4779/</link>
			<pubDate>Sat, 02 Sep 2023 15:34:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Kanserin tedavisinde kullanılacak yeni nesil moleküller geliştiriliyor</title>
			<description><![CDATA[EÜ Fen Fakültesi bilim ekibinden çağın hastalığının tedavisine yönelik proje]]></description>
		    <news><![CDATA[Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Alper Akkaya sorumluluğunda, Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş İzzetoğlu ve Fen Bilimler Enstitüsü Biyokimya Anabilim Dalı yüksek lisans öğrencisi bursiyer Ceyda Özen tarafından yürütülen “Laktik Asit Bakterilerinden Antimikrobiyal Peptid Üretimi ve Prostat Kanserine Karşı Antikanserojenik Etkilerinin Belirlenmesi” konulu proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklemeye hak kazandı. Bilimsel çalışmaları Fen Fakültesi Biyoteknoloji Araştırma Laboratuvarında sürdürülen proje ile kanser tedavisi için alternatif bir yaklaşım bulma ihtiyacından hareketle, tedavi gören hastaların yaşadıkları olumsuzları azaltmak ve nükseden kanser vakalarının önüne geçmek hedefleniyor.

Kanser hastalığına karşı yeni tedavi molekülleri geliştirmeye çalıştıklarını ifade eden Doç. Dr. Alper Akkaya, “Türkiye İstatistik Kurumu  verilerine göre en yüksek ölüm oranına sahip olan hastalıkların ikincisi kanserdir. Kanserin sebep olduğu ölümler yalnızca kanser sebebiyle değil, organlardaki yetmezlik ya da immün sistemin, yani bağışıklık sisteminin çökmesi sonucuyla ortaya çıkan enfeksiyon nedeniyle de gerçekleşir. Kanser konusunda birçok tedavi yöntemi mevcut. Ancak bu tedavi yöntemlerinden özellikle kemoterapide hastalar yan etkiler nedeniyle çok yıpranıyorlar. Vücut, sağlıklı hücrelerin de etkilenmesi sebebiyle kanserle savaşacak gücünü yitirmeye başlıyor. Bu noktadan sonra iyileşme grafiği düşüyor. Dolayısıyla kanser tedavisinde yeni moleküllere ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Biz, biyoteknoloji çerçevesinde yeni tedavi molekülleri geliştirmeye çalışıyoruz. Üzerinde çalıştığımız moleküllere de 'Antimikrobiyal Peptid (AMP)' adı veriliyor” diye konuştu.

“Peptidler, hücrenin içinden dışına doğru bir tünel oluşturuyorlar”

Proje ile antimikrobiyal ya da antikanser özellikli yeni peptidler ortaya çıkarmak istediklerini dile getiren Doç. Dr. Alper Akkaya, “Her canlıda bulunan peptidler, proteinlerin biraz daha küçük yapılı halleridir ve kısa zincirli olmalarına karşın vücutta pek çok görevleri bulunur. Hasta olduğumuzda bağışıklık sistemimiz, sistemin proteinleri olan 'İmmünoglobulin E' sentezleyerek vücudu korumaya çalışır. Bununla birlikte büyük oranda AMP de sentezler. Çalışmalarımızda mikroorganizmayla, özellikle bakterilerle kanser hücrelerinin bazı benzerlikleri olduğunu gördük. Bu benzerlik yoğun olarak hücre zarı üzerinde birbirleriyle eşleşiyor. Hem bakterilerin hem de kanser hücrelerinde zarın dışarıya bakan üst kısmı yüksek oranda eksi yük içeriyor. Bizim çalıştığımız AMP’lerin iki etki mekanizması var. Birincisi; AMP hücre içerisine giriyor ve hücre içerisindeki yaşamsal faaliyeti durduracak bir etkide bulunuyor. İkincisi ise; AMP, hücre zarına geliyor ve zarın kararlılığını bozuyor. Peptidler, hücrenin üzerinde dizilerek hücre zarında tüneller oluşturuyorlar. Böylece içeride hücrelerin iç dengesi bozuluyor. Çünkü hem dışardan içeriye hem de içeriden dışarıya kontrolsüz su, iyon ve küçük moleküllerin giriş-çıkışı gerçekleşiyor. Bu durumda hücre, yaşamına devam edemiyor. Biz, aradaki benzerliği fark ettiğimiz için antimikrobiyal özellik gösteren bir peptidin, antikanser özellik de gösterebileceğini düşündük. Antikanser peptidler, çok düşük konsantrasyonlarda oldukça etkili olabiliyorlar. Çalışmalarımız neticesinde yeni bir peptid ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken mikroorganizmaları belirli şartlarda büyüterek bu antimikrobiyal ya da antikanser özellikli peptidleri üretmeye çalışacağız. Elde ettiğimiz sonuçların kaç tanesinin bilinip bilinmediğini inceleyeceğiz. Ardından peptidlerden hangilerinin antikanser özelliği gösterdiği Biyoloji Bölümü Hücre Kültürü Laboratuvarında araştırılacak” dedi.

Doç. Dr. Akkaya, “TÜSEB'den destek alan bu projemiz, aslında ana projemizin bir dalıdır. Oldukça geniş bir proje olmasını sağlayan unsur, AMP’leri çeşitli koşullara göre sınıflandırabilmemizdir. Her özelliğini göz önünde bulundurarak belirlediğimiz AMP’leri çalışmamızın içine yaydık. Çalışacağımız bu grup sadece bir taneyken; büyük projede 20 tane ve üçer adet alternatifleri bulunan AMP’ler var. Elimizde 120'ye yakın AMP potansiyeli var. Bunları sadece bir kanser türüne etkisi üzerinde kullanıp bırakamayız. Ürünlerimizin hiçbirini heba etmeden, büyük projemizde TÜBİTAK ve EÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü  tarafından desteklenebilecek farklı kanser türlerine etkileri üzerine de çalışacağız. Potansiyel bir antikanser peptid grubu ortaya çıkaracağız. Ardından etki mekanizmaları belirleyerek, karakterizasyon yapacağız. Son olarak ürüne doğru ilerleyeceğiz” diye konuştu.

“Bilim insanlarından hedef molekül bulmalarını isteniyor”

Kanserin bilim dünyasında henüz bilinmeyen proteinleri kullandığını vurgulayan Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş İzzetoğlu, “Kanser, tedavisi bir türlü gerçekleştirilemeyen bir hastalık. Çünkü kanser hücresi, bizim kendi hücremiz. Biz, kendi hücremizin biyolojisini,  biyokimyasını hala bilmiyoruz. Bir hücrenin çalışması için gereken protein sayısı yaklaşık 10 milyar civarında. Bilim dünyası şu anda yaklaşık 1000-1500 proteini biliyor. Geri kalanlar ise hala bilinmiyor. Kanser de bu bilinmeyen proteinleri kullandığı için tedavisi gerçekleştirilemiyor. Tedavilerde istediğimiz sonuçları kolay elde edemiyoruz. Çünkü kanser hücreleri de boş durmuyor. Sürekli olarak tedaviye alternatif kendini kurtaracak yollara başvuruyor. Tedavinin kendisini etkilemesini engelliyor. Kanser araştırmaları yapan Dünya Kanser Enstitüsü, bilim insanlarından hedef molekül bulmalarını istiyor. Bu hedef moleküllere karşı ilaç geliştirilmesi gerektiğini söylüyor. Bir kanser hücresi çoğalmak için hücre zarındaki molekülleri kullanıyor. Bir hücre çoğalırken mutlaka sinyal alması gerekiyor. Sinyali de hücre zarı alıyor. Hücre zarı sinyal almadan içeriye mitojenik etkenleri aktaramaz.  Burada hücre zarına etki edecek moleküller, çok etkili hedefler olurlar” dedi.

“Nükseden kanser vakalarını önlemeye çalışıyoruz”

Hastalığın tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Savaş İzzetoğlu, “Bizim çalıştığımız AMP’lerde hedefleme sistemi var. Bağlandıkları kanser hücresini bir daha bırakmıyorlar. Bağışıklık sistemimiz de dışarıdan gelen her türlü molekülü ortadan kaldırmak için harekete geçiyor. Biz, AMP’leri vücuda verdiğimizde, kan hücrelerinin ve diğer hücrelerin tepkilerine de bakacağız. Antikanser peptidlerinin bir özelliği var: Kanser hücresinde oluşturdukları holler, kemoterapide kullanılan moleküllerin içeriye girmesini kolaylaştırıyor. Biz, buna sinerjik etki diyoruz. Böylece direkt kanserli hücreye giden spesifik bir mekanizma açmış oluyoruz. Bu da kemoterapik ajanların daha düşük miktarda kullanılmasını sağlıyor. Ayrıca bu sistem, radyoterapi ışınlarının da kanserli hücrelere girmelerini kolaylaştırıyor. Böylece ‘Sekonder Kanser’ dediğimiz nükseden vakaların da bir miktar önüne geçmeyi hedefliyoruz. Kanser tedavisi, çok zor olan bir tedavi. Kanserleşmeden sonra insanların aldıkları tedavi olanakları çok acılı bir süreç. Kanser hücreleri dışarıdan verilen her tedavi yöntemlerinden kaçma yolunu buluyorlar. Ayrıca radyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler, insanların sağlıklı hücrelerini de etkiliyor. Şu anda uygulanan kanser tedavilerinde en büyük sorun bu. O yüzden tedavi sürecinde nokta atışı yapılması gerekiyor. Kanser hücresi belli bir miktar çoğaldıktan sonra, sağlıklı bağışıklık sistemi hücrelerini de kendi tarafına çekmeye başlıyor. Kanserli hastalar kanserden dolayı değil, sağlıklı hücrelerin yetersizliğinden dolayı hayatlarını kaybediyorlar. O yüzden kanseri, bağışıklık hücrelerini kendi tarafında çevirmeden evvel tespit edilebilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Multidisipliner olarak çalışıyoruz”

Biyokimya Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi bursiyer Ceyda Özen ise, “Projemiz birçok bilim dalını barındırıyor. Örneğin biyoproses çalışmaları, enstrümantal analiz çalışmaları, mikrobiyolojik çalışmalar, hücre kültürü deneyleri gibi pek çok alanla birlikte multidisipliner olarak çalışıyoruz. Bu zenginlik proje ekibimize ve çalışmalarımıza büyük bir heyecan katıyor. Toplumda çoğu kişinin karşı karşıya kalarak, acı ya da kayıp yaşadığı bir hastalık için bir çözüm yolu arayışındayız. Bu çözüm yolunun bir parçası olmak ve topluma hizmet etmek bizim için çok değerli ve gurur verici” dedi.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/07/kanserin-tedavisinde-kullanilacak-yeni-nesil-molekuller-gelistiriliyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/07/kanserin-tedavisinde-kullanilacak-yeni-nesil-molekuller-gelistiriliyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/kanserin-tedavisinde-kullanilacak-yeni-nesil-molekuller-gelistiriliyor/4769/</link>
			<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 13:30:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmeli&quot;</title>
			<description><![CDATA[Afetlerde gebe ve lohusalara yönelik yürütülen çalışmalar hem annenin hem de bebeğin sağlığı için büyük önem arz ediyor. Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman Soğukpınar, afetler başta olmak üzere olağandışı durumlarda gebe ve lohusa kadınlara yönelik yapılması gereken ebelik hizmetleri hakkında bilgi verdi. ]]></description>
		    <news><![CDATA[ 

Afet dönemlerinde ebelik hizmetlerinin önemine değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Olağandışı ya da afet olarak da adlandırılan bu tür durumlarda arama kurtarma faaliyetleri hiç şüphesiz ilk yapılması gerekenlerdir. Bu sırada acil sağlık hizmetleri, afetzede bireylerin yaşama şanslarının artırılmasında ve ölümlerin önüne geçilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle literatürde, savunmasız ya da dezavantajlı grup olarak adlandırılan kadınlar ve çocuklar ise başta depremler olmak üzere doğal afetlerde en fazla etkilenen grubu oluşturuyor. Diğer yandan normal bir yaşam dönemi olan gebelik ve doğum süreçleri, yaşamın sürekli var olan biyolojik gerçekleri olup, çoğunlukla acil müdahaleyi gerektiren önemli durumlardır” dedi.

“Gebelik, takibi özenle yapılması gereken bir durumdur”

Gebeliğin özel bir durum olduğuna değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından, her gebeliğin istenilen gebelik olduğu, her doğumun güvenli gerçekleştiği bir dünyaya ulaşmak amacında programlar yürütülüyor. Gebelik dönemi,  sağlık ve hastalık çizgisinin birbirine yaklaştığı ve kadınların daha çabuk hastalandığı, sağlık takibinin yapılmasını gerektiren özel bir dönemdir. Gerek dünyada gerekse ülkemizde, anne çocuk sağlığı hizmetlerinden, daha geniş kapsamda üreme sağlığı hizmetlerinden doğrudan sorumlu olan meslek üyesi olan ebeler de kendilerine hizmet etmesi beklenen birinci öncelikli sağlık ekibi üyesidir. Ülkemizde 1996 yılından bugüne üniversite eğitimi ile Avrupa Birliği standartlarında eğitim almakta olan ve zorunlu mezuniyet koşulları bulunan ebelik mesleğinin afet durumlarında rolü çok önemlidir. Çünkü yaşama sağlıklı başlama noktasında iki cana aynı anda hizmet veren ebelik mesleğinin hizmet alanları oldukça geniştir. Bunlar; gebelik öncesi danışmanlık, gebelik izlemlerinin yapılması akla ilk gelecek olanlardır. Diğer bir hizmet alanı ise gebeliklerin takibi sırasında gelişebilecek normalden farklı durumların yani risklerin erken saptanması ve uzmana sevk edilmesidir. Normal doğumları kendi sorumluluğunda gerçekleştirme ehliyeti bulunan ebelerin, doğum sonrası döneme ilişkin lohusalık bakımı, yenidoğan muayenesi ve bakımı da bu dönemde yerine getirilmesi önemli sorumluluklarındandır” dedi.

          “Afetler düşük ve erken doğum riskini artırır”

Doğal afetler sırasındaki ebelik hizmetlerine değinen Prof. Dr. Soğukpınar, “Doğal afetler sırasında annelerin ve çocuklarının hayatını kurtarabilecek üreme sağlığı hizmetlerinin sağlanması son derece önemli olup, bu kapsamda yapılması gerekenler, afetzede gebelerin öncelikle genel sağlık durumunun stabilize edilmesi, daha sonra da ivedi olarak bebek izlemin yapılmasıdır. Düşük ve erken doğum riskinin yüksek olduğu bu süreçte, acil obstetrik bakım ilkeleri kapsamında, gebeliğin sonlanma olasılığına karşı hazırlıklı olunmalı, mutlaka acil ekipmanların tedarik edilmesi gözden kaçırılmamalıdır. Rutin klinik hizmetlerinin olanaksız olduğu afet durumlarında acil doğum eylem planı ile doğumlar gerçekleştirilmeli, doğum sonu süreçte ise kanama nedeni ile özellikle kritik olan ilk saatler sonrasında gerekli lohusa bakımı sürdürülmelidir. Yenidoğanın fizik muayenesi ile emzirmenin sürekliliği için bireysel danışmanlık da ihmal edilmemesi gerekli rutin uygulamalardır” diye konuştu.

Afetler sırasında anne ve bebek sağlığının korunmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Soğukpınar, “Doğumdan sonraki 42’nci güne kadar geçen dönem hem anne hem de yenidoğan sağlığı için oldukça kritik bir dönemdir ve bu zaman aralığındaki bakım eksikliği, hastalık ve ölüm riskini artırabilir. Yapılan çalışmalar çok ani gelişen doğal afetler sırasında gebelik döneminde anemi, bebek ölüm hızı, formül mama ile beslenen bebekler, düşük doğum ağırlıklı doğan bebeklerin yüzdelerinde artışlar olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak; afetler gibi olağandışı süreçlerde özellikle kadınlar ve çocuklar savunmasız nüfus olarak değerlendirilerek, bu gruba hizmet vermek üzere sağlık ekibi içerisinde mutlaka ebelere yer verilmelidir” diye konuştu.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglik-ekibi-icerisinde-mutlaka-ebelere-yer-verilmeli/4760/</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 17:55:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Çeşme&#39;de Sağlıklı Yaz</title>
			<description><![CDATA[Yaz mevsiminde nüfusu iki milyona ulaşan Çeşme’de, Medicana Sağlık Grubu’nun, 14’üncü sağlık kuruluşu olarak bir süre önce hizmet vermeye başlayan  Medicana Çeşme, bu yaz acil tıp uzmanları ve Çeşme’nin en kalabalık noktalarında bulundurduğu ambulansları ile acil durumlarda hayat kurtaracak.]]></description>
		    <news><![CDATA[ 

Yaz dönemimde sağlık hizmeti yetersiz kaldığı için çok sayıda kayıp yaşanan Çeşme’de acil sağlık hizmetinin hayati önemde olduğuna değinen Medicana Çeşme Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Cem Ertan “Acil servisimizde 7 gün 24 saat, mutlaka bir acil tıp uzmanı bir de pratisyen hekim bulunuyor. Yaz döneminde sık yaşanan, kalp krizi, yaralanma, boğulma, zehirlenme, sıcak çarpması başta olmak üzere tüm acil sağlık sorunlarında ilk müdahaleyi yapıyor, tedavi başlatıyor, çoğu zaman tedavinin tümünü Çeşme’de tamamlayabiliyoruz. Gerekli olması durumunda ise Medicana İzmir Hastanemiz’le birlikte hastalarımızın tüm tıbbi süreçlerini sonuna kadar güvenli, koordineli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz" dedi.
Çeşme Merkez, Ilıca, Alaçatı gibi kalabalık noktalarında ambulans ve acil sağlık ekibi bulunduran Medicana Çeşme’nin Acil Servisi, Doç. Cem Ertan, Dr. Ali Fuat Oduncu, Uz. Dr. Emre Onur Tosun, Dr. Ramazan Oğuz ve Dr. Veysel Karan Koçdemir’ den oluşan üçü acil tıp uzmanı toplam 5 hekimden oluşan güçlü bir hekim grubu ile hizmet veriyor.
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/cesme-de-saglikli-yaz.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/cesme-de-saglikli-yaz_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/cesme-de-saglikli-yaz/4754/</link>
			<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 20:37:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Diş hekimliği hizmetlerine engelsiz erişim</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi akademisyenleri tarafından yürütülen projeler, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmeye devam ediyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Alpöz’ün yürütücülüğündeki “Diş Hekimimi Duyuyorum: Sağır ve İşitme Engelli Bireylerin Diş Hekimliği Hizmetlerine Erişimini Destekleyen Mobil Uygulama” isimli proje TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje kapsamında sağır ve işitme engelli bireylerin diş hekimliği hizmetlerine engelsiz erişimini ve diş hekimi ile iletişimini kolaylaştıracak kullanıcı dostu bir mobil uygulama tasarlanacak.
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi olarak oluşturduğumuz bilimsel ekosistem neticesinde akademisyenlerimiz geliştirdikleri projelerle TÜBİTAK nezdinde destek almaya devam ediyor. Diş Hekimliği Fakültemiz öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Alpöz hocamız ve ekibi multidisipliner çalışma ile engelli bireylerin diş hekimliği hizmetlerine engelsiz erişimini sağlamak için bir mobil uygulama geliştirecek. Toplumsal fayda sağlayacak bu önemli ve anlamlı çalışmaları dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyorum” dedi.
 
“MoDeHe mobil uygulaması ücretsiz olacak”
Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Alpöz, “Mobile Dentist Hearing Application (MoDeHe) adı verilecek olan bu uygulamada işaret dili ve alt yazı destekli videolar ile hastaların hekim ile doğrudan iletişim kurabilmesini hedefliyoruz. Videolarda sağır ve işitme engelli bireylerin, ağız ve diş sağlığına yönelik bilgilendirmeler de yer alacak. MoDeHe mobil uygulaması Türkiye’deki tüm kamu ve özel diş hekimliği hizmeti veren kurumlarda, sağır ve işitme engelli bireylerin kullanımına ücretsiz olarak sunulacak. Diş hekimliği hizmetlerine özel geliştirilecek mobil uygulama, hastane gibi diğer sağlık alanlarında mobil uygulama geliştirilmesi için de öncü olacak” dedi.
Prof. Dr. Esin Alpöz’ün yürütücülüğündeki proje ekibinde; Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalından Prof. Dr. Banu Özveri Koyuncu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümünden Doç. Dr. Pelin Piştav Akmeşe, Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Emine Sezer, Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümünden Doç. Dr. Ayşen Zeynep Oral, EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı araştırma görevlileri Dt. Oğuzhan Baydar, Dt. Elif Aslan ve Dt. Ali Canberk Ulusoy ve Uzm. Dt. Nezaket Ezgi Özer yer alıyor.
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/dis-hekimligi-hizmetlerine-engelsiz-erisim.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/dis-hekimligi-hizmetlerine-engelsiz-erisim_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dis-hekimligi-hizmetlerine-engelsiz-erisim/4748/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 09:32:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Medical Point&#39;ten akşam kardiyoloji polikliniği</title>
			<description><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü, gece polikliniğini hayata geçirdi. 24 saat uzman kardiyoloğun hazır bulunduğu hastanede acil vakalara anında müdahale edilebilecek.]]></description>
		    <news><![CDATA[
Yoğun iş temposu nedeniyle mesai saatleri içinde randevu alamayan çalışanlara özel olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi yeni bir uygulama başlattı. Kardiyoloji Bölümü, hafta içi akşam saat 20.30’a kadar, cumartesi günleri ise saat 13.00 ile 17.00 arasında alanında uzman hekimlerle poliklinik hizmeti verecek. Hastanede poliklinik hizmetinin dışında acil vakalar için 24 saat boyunca bir kardiyoloji uzmanı görev yapacak. Akşam polikliniği hakkında bilgi veren Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Cihan Altın, “Günümüzde yoğun iş temposundaki birçok kişi sağlık hizmetlerine erişim konusunda sıkıntılar yaşayabiliyor. Bizler, Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü olarak bu problemi ortadan kaldırmak amacıyla yenilikçi bir adım atarak gün içerisinde zaman bulamayan hastalarımıza özel akşam kardiyoloji polikliniğini açmaya karar verdik. Tabi bunun yanında daha da önemlisi gece yarısı kalp krizi geçiren ya da kalbiyle ilgili rahatsızlık yaşayanlar için kardiyoloji doktorumuz 24 saat boyunca hastanemizde bulunacak” dedi.  

Rapor ve reçete verilebilecek
Kalp ve damar sağlığı konusunda uzmanlaşmış, deneyimli bir ekibe sahip olduklarını belirten Altın, “Sunduğumuz bu hizmet ile artık çalışan hastalarımız işlerinden sonra rahatlıkla kardiyoloji muayenesi olabilirken elektrokardiyografi, ekokardiyografi, tansiyon ve ritim holterleri, koroner BT anjiyografi (sanal anjiyo), koroner anjiyografiyi gibi hizmetlerden faydalanabilecekler. Ayrıca ilaç raporu çıkartma ve reçete yazdırma işlemleri de yapılabilecek” şeklinde konuştu.

24 saat kalp sağlığı hizmeti
Hastanede poliklinik hizmetinin dışında acil durumlar için 24 saat boyunca bir kardiyoloji uzmanının da bulunduğunu söyleyen Altın, anjiyo ve acil müdahalelerin gece gündüz fark etmeksizin yapılabildiğini söyledi. Altın “Hiç arzu etmeyiz ancak, gece yarısı kalp rahatsızlığı yaşayanlar için İzmir’de 24 saat uzman kardiyolog bulunan tek özel hastaneyiz. Hastanemiz kalp krizi veya diğer kritik kalp rahatsızlıkları belirtileri gösteren hastalar için tam donanımlı bir şekilde erişilebilir olacak. Acil kalp rahatsızlıklarında zaman faktörü hayati önem taşımaktadır. Hastanemizde 24 saat kardiyoloji hekiminin bulunması, bypass, anjiyo gibi acil tedavi seçeneklerinin de uygulanmasını sağlayacak. Kalp rahatsızlıkları ciddi birer sağlık sorunu olduğundan, hastaların sürekli gözetim altında olması önemlidir.” dedi.
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/medical-point-ten-aksam-kardiyoloji-poliklinigi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/medical-point-ten-aksam-kardiyoloji-poliklinigi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/medical-point-ten-aksam-kardiyoloji-poliklinigi/4746/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 12:24:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Akça Bebeğe Şifa Eli</title>
			<description><![CDATA[Bundan 12 gün önce Medicana International İzmir Hastanesi’nde doğan Akça Duru Bebek, onikiparmak bağırsağındaki tıkanıklık nedeniyle ameliyat olarak 12 gün sonra sağlığına kavuştu.]]></description>
		    <news><![CDATA[
İzmir’de yaşayan Öykü ve Gürkan Sayat’ın bebekleri Akça Duru, 12 gün önce 37 haftalıkken dünyaya geldi ancak doğumdan sonra sürekli kusmaya başladı. Yapılan tetkiklerde onikiparmak bağırsağında tıkanıklık saptanan bebek, Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Cerrahı Op.Dr.Nihan Ünver tarafından operasyona alındı. Ameliyatın ardından yeni doğan yoğun bakım servisinde bakılan minik bebek, doğumdan 12 gün sonra sağlıklı şekilde taburcu edildi.
10 binde bir görülüyor
On binde bir doğumda görülen ve  “duodenal atrezi” denilen onikiparmak bağırsağındaki tıkanıklığı bir buçuk saatlik bir ameliyatla açtıklarını söyleyen Dr.Ünver, şu bilgileri verdi: “Bu durumun tek tedavisi cerrahidir. Bu alanda deneyimli bir çocuk cerrahı kadar iyi bir yeni doğan yoğun bakım servisi ve iyi anestezi ekibi de gereklidir. Akça Duru Bebeğimizin ameliyatı iyi geçti, sonrasında da herhangi bir sorun yaşamadık. Şimdi de sağlıklı bir şekilde, anne-babasına teslim ediyoruz” dedi.
Akça Duru Bebeğin annesi Öykü Sayat ve Gürkan Sayat da tedavileriyle ilgilenen tüm hekimlere teşekkür ederek, “Bebeğimizi sağlıkla kucağımıza aldığımız için çok mutluyuz” dedi.
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/akca-bebege-sifa-eli.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/06/akca-bebege-sifa-eli_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/akca-bebege-sifa-eli/4743/</link>
			<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 09:14:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dokuz Eylül&#39;den Hatay&#39;da Depremzedelere Sağlık Taraması</title>
			<description><![CDATA[DEÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi uzman sağlık çalışanları Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki konteynır kentlerde sağlık taraması gerçekleştirdi. Konteynır kente fizik tedavi ünitesi kuran DEÜ ekipleri depremzedelere 7/24 hizmet verecek.]]></description>
		    <news><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından bölgedeki depremzedelere yönelik yardım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu amaçla Hatay’ın Kırıkhan ilçesine giden DEÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi hekim ve uzman sağlık ekibi bölgede bir fizik tedavi ünitesi kurdu. Konteynır kentte birebir sağlık taraması gerçekleştirilirken, depremzedelerin sağlık yönünden ihtiyaçları hakkında detaylı bir sağlık envanteri oluşturuldu.
DEÜ sağlık personellerinin vatandaşlarla görüşmeler gerçekleştirerek önemli bir bilgi havuzu oluşturduğunu ifade eden DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde bulunan konteynır kentteki tüm depremzede yurttaşlarımız sağlık ekiplerimizce bire bir ziyaret edildi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesine bağlı uzman sağlık personelimiz vatandaşlarımıza sağlık yönünden ihtiyaçlarının belirlenmesi için görüşmeler gerçekleştirdi. Bu bilgiler ışığında kentteki depremzedelerimizin sağlık problemlerine hızlı çözümler üreteceğiz” dedi. Rektör Hotar, “Hatay Kırıkhan’daki Eğitim, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitemizin depremden etkilenen vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunmak üzere hazırlıkları tamamlandı. Ünitenin hızla hazırlanmasındaki çabaları için hocalarımıza ve gönüllü ekibimize teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
 
MİLLETİMİZİN HİZMETİNDEYİZ
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Yaşadığımız büyük acıya rağmen yaralarımızı sarmak amacıyla ilk günden buyana gönüllü ve uzman ekiplerimizle birlikte depremden etkilenen bölgelerde çalışmalar yürütüyoruz. Bölgedeki depremzede vatandaşlarımızın ciddi sağlık hizmeti ihtiyacı bulunuyor. Üniversite olarak devletimizin yapmış olduğu çalışmaları destekleyen projeler hayata geçiriyoruz. Beslenme, barınma ve sağlık hizmeti gibi temel ihtiyaçları gidermeye odaklanıyoruz. Bu noktada hızlı refleks göstererek bölgedeki sorunları saptayıp çözümler üretiyoruz. Üniversite olarak tüm imkanlarımızı milletimizin hizmetine sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
 
YARDIM MALZEMESİ DAĞITILDI
DEÜ heyeti ayrıca; DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bağış yoluyla toplanan ve tasniflenen temel ihtiyaç ve sağlık malzemelerini Kırıkhan’daki konteynır kentte kalan depremzedelere dağıttı.
 
 
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/dokuz-eylul-den-hatay-da-depremzedelere-saglik-taramasi.jpeg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/dokuz-eylul-den-hatay-da-depremzedelere-saglik-taramasi_t.jpeg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dokuz-eylul-den-hatay-da-depremzedelere-saglik-taramasi/4740/</link>
			<pubDate>Mon, 22 May 2023 09:58:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Egeli Munise&#39;nin hayatı evde hemodiyaliz tedavisi ile değişti</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Munise Şendal, ileri dönem böbrek hastası olmasına rağmen, “Ev Hemodiyalizi” yöntemi ile hayallerini gerçekleştirdi. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Şendal, eğitim-öğretimini aksatmadan çizimlerine hayat vermeye devam ediyor.
Organ yetersizliği ya da böbrek nakline engel durumlar nedeniyle, dünyadaki ileri dönem böbrek yetmezliği olan dört milyona yakın hastanın üçte ikisi hemodiyaliz tedavisi sayesinde hayata tutunuyor. Ülkemizde de 85 bin civarındaki hastanın, 60 binden fazlası hemodiyaliz tedavisi görüyor. Hastalara hastaneye gitmeden evlerinde diyaliz yapabilme imkânı sunan ev hemodiyalizi tedavisi, Türkiye’de ilk olarak Ege Üniversitesi’nin öncülüğünde İzmir’de hayata geçirildi. Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Munise Şendal, bu kapsamda hemodiyaliz tedavisini evinde geceleri kendisi uyguluyor. 
 
“Ege Üniversitesi hem sağlığımı hem de mesleğimi veriyor ”
Ege Üniversitesinin hayatındaki tüm engelleri kaldırdığını söyleyen Munise Şendal, “Ülkemizde ev hemodiyalizi tedavisinin ilk tohumlarının atıldığı yer olan Ege Üniversitesinde eğitimimi tamamlayıp bu tedaviye başladım. Kendi evimde, kendi yatağımda haftada 3 kez geceleri 7-8 saat hemodiyaliz oluyorum.  Bu sayede okuluma ve arkadaşlarıma kavuştum. Hayatımdaki tüm engeller kalktı. Bana bu şansı tanıyan uzman hekimlerimize çok teşekkür ediyorum. Ege Üniversitesini seviyorum; bana sağlığımı verdi şimdi de mesleğimi verecek” dedi.
Munise’nin annesi Emine Şendal ise, “Kızımın hastalığı süresince teşhis ve tedavisi için birçok yere başvurduk. Çok zorlu ve yorucu süreçler geçirdik. Sonunda Ege Üniversitesi hastanesine başvuru yaptığımızda, böbreğinden parça alınarak bu hastalık hemen teşhis edildi. Ne yazık ki geçen süre içinde hastalığın oldukça ilerlediği, böbreklerde ciddi kalıcı hasar yaptığı ortaya çıktı. Yine de birçok ilaç tedavisi yapıldı, ama sonuç vermedi. Diyaliz tedavisi gerektiği, eğer bu tedavi evde, 8 saat olarak yapılırsa sağlığının çok daha iyi olacağı söylendi. Okuluna gidebilmesine imkân da sağladığı için biz de kabul ettik.  Bu yönüyle Ege Üniversitesine çok müteşekkirim. Özellikle hastanede kaldığımız süre zarfında, bağışıklık baskılayıcı tedaviler verildiği için özel odada kaldık. Kan değerleri düşüyordu; Ege Üniversitesi sürekli bültenler ve mesajlar yayınlayarak kan ihtiyacımızı giderdi. Ege, bizim sadece üniversitemiz değil yani Munise’nin eğitim aldığı bir yer değil, Ege bizim sağlığımızı veren, bize ikinci hayat bahşeden yer oldu. Bu sebeple Ege Üniversitesinin yeri bizde çok ayrı. Ege Üniversitesi Hastanesi doktorlarına, hemşirelerine, tüm çalışanlarına çok teşekkür ediyorum” dedi. 
 
   “Türkiye’de bin 400 hasta evde hemodiyaliz hizmetinden faydalanıyor”
EÜ Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok, “Dünyada, 60 yıldır, özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan ev hemodiyalizi ülkemizde ilk olarak Ege Üniversitesi öncülüğünde başlatıldı. Verdiğimiz tedavi hizmeti başarılı bir şekilde devam ediyor. Bu tedavi hizmeti 2010 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ortak çabalarıyla, son yıllarda ülkemizde de giderek artan bir şekilde hastalarımıza sunuluyor. Türkiye’deki ilk dört ev hemodiyalizi hastası 18 yıldır diyaliz tedavilerini İzmir’de evlerinde sürdürüyor. Şu anda Türkiye’de bin 400’e yakın hasta evde hemodiyaliz hizmetinden faydalanıyor. Türkiye şu anda evde hemodiyaliz  tedavisi sunulan hasta sayısı açısından ABD ve İngiltere’nin ardından dünyada 3’üncü ülke durumunda” diye konuştu.
Prof. Dr. Ok, “EÜTF Hastanesi, yapılan yatırımlarla hizmet kalitesini her geçen gün daha çok artırıyor. Üniversitemizin yeni tedavi yaklaşımlarına desteği nedeniyle başta Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere hastane ve fakülte üst yönetimine teşekkür ediyoruz” dedi. 
 
         “Ev hemodiyalizi hastalarının yüzde 48’i aktif olarak çalışıyor”
Evde hemodiyaliz yapılabilmesi için hastaya veya evdeki bir hasta yakınına eğitim verilebildiği gibi, evde hemşire tarafından da uygulanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ok, “ Hastamıza tedavi için eve çıkmadan önce kullanacağı cihaz ve diyaliz işlemi ile ilgili 2-2,5 ay süreyle üniversitemiz hastanesinde ‘Ev Diyalizi Eğitimi’ odasında eğitim verildi. Eve bir diyaliz makinesi ve küçük bir su arıtma sistemi kurularak tüm güvenlik ve hijyen önlemleri alınıp,  gerekli malzemeler rutin bir şekilde hastanın evine götürülüyor” dedi.
Prof. Dr. Ok, “ Yaptığımız ayrıntılı analizlerde evde gece hemodiyalizi ile ölüm riskinde yüzde 35 azalma olduğu belirlendi. Ev hemodiyalizi uygulamasıyla hastaların hastaneye yatışlarında da yüzde 32 azalma oldu. Hastaların ilaç kullanma ihtiyaçlarında ciddi azalmalar olduğu görüldü. Bu hizmet, sigorta kurumlarına ve bu sayede de ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor.  İlaç kullanımı ve hastaneye yatışlardaki azalma nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu açısından anlamlı bir tasarruf oluşturuyor. Ayrıca, Türkiye’deki ev hemodiyalizi hastalarının yüzde 48’i aktif olarak çalışıyor, bu durum hem aileye hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor.  Hemodiyaliz tedavisinin hastalara kendi evlerinde sunulması hizmeti hastane ortamında olduğu gibi tamamen ücretsiz veriliyor. Tüm harcamalar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanıyor” dedi.
Hemodiyaliz hastalarının yüzde 90’ının haftada üç gün, bir merkeze giderek dört saat süresince diyaliz tedavisi aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Ercan Ok, “Böbreklerimizin haftada yedi gün 24 saat çalıştıklarını düşünürsek, benzer şekilde vücuttan zararlı atık maddeleri uzaklaştırma işini gerçekleştiren hemodiyaliz tedavisinin haftada sadece 12 saat olması doğal olarak bu tedavinin etkisini sınırlamaktadır. Bu nedenle yaşam süresi ve kalitesi arzu edilenden düşüktür; vücuttaki hemen bütün sistemler ve organlarda aksaklıklar söz konusudur. Zihinsel fonksiyonlardan üreme fonksiyonlarına dek hemen tüm organ ve sistemlerde sorunlar ortaya çıkıyor. Keza, haftada üç kez sürekli bir merkeze gitmek zorunda kalmak da hastaların hayat kalitesini bozmaktadır. Haftalık diyaliz süresi çok kısa olduğu için hızlı bir değişim olmakta, bu da tedavi sırasında tansiyon düşmesi ve kramplara neden olmakta, daha da önemlisi, hastalarda tedavi sonrası ortalama 6 ile 8 saat süren ciddi bir halsizlik, bitkinlik olmaktadır” dedi.
 
         “Evde hemodiyalizin sayısız faydaları bulunuyor”
Evde gece hemodiyalizinin sağladığı faydalar hakkında konuşan Prof. Dr. Ercan Ok, “Hastalar haftada üç kez diyaliz merkezine gidip gelme zorunluluğundan kurtulurlar. Diyaliz seansı sonrasında görülen halsizlik tamamen ortadan kalkar. Diyaliz seansı sırasında tansiyon düşmesi, kramp sıklığı çok azalır. Kanda üre, kreatinin, fosfor, potasyum gibi maddelerin düzeyleri normale yaklaşır. Tansiyon yüksekliği ilaca ihtiyaç kalmadan düzelir. Kanda fosfor düzeyi normale döndüğü için, fosfor düşürücü ilaç kullanımı azalır; bu azalma oranı ülkemizde yüzde 90 olarak bulunmuştur. Hastalarımızda D vitamini ihtiyacı yüzde 17 oranında, bir diğer kemik hastalığı ilacında ise yüzde 74 azalma olmuştur. Kansızlık düzelir, kan ilaçlarına ihtiyaç azalır; ülkemizde kan iğnesi kullanım ihtiyacında yüzde 34 azalma saptanmıştır. Bedensel güç artar, hareket-egzersiz kapasitesi yükselir, hastalar bedensel efor gerektiren işlerde çalışabilirler, rahatlıkla spor yapabilirler. Katı diyet kısıtlamaları azalır, diyet serbestleşir. Zihinsel fonksiyonlardan üreme fonksiyonlarına dek düzelmeler olur. Pek çok hasta ev hemodiyalizi sayesinde eğitimlerini tamamlayabilmiştir. Evde gece hemodiyalizi sayesinde ülkemizde 20’yi aşkın bayan hasta çocuk sahibi olmuşlardır. Uyku kalitesi artar, uyku bozuklukları azalır. Haftada 3 kez gece uykuda sekiz saat diyaliz olduklarında sağlık durumları iyi ve gündüzleri boş olduğu için hastalar çalışabilir ya da okula gidebilirler; ülkemizdeki ev hemodiyalizi hastalarının yarısı aktif olarak çalışmaktadır. Dünyada yapılan çalışmalar, merkezde hemodiyalize kıyasla,  evde hemodiyaliz tedavisinin ülkeye maliyetinin yüzde 42 daha az olduğunu göstermektedir” dedi.        
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/egeli-munise-nin-hayati-evde-hemodiyaliz-tedavisi-ile-degisti.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/egeli-munise-nin-hayati-evde-hemodiyaliz-tedavisi-ile-degisti_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/egeli-munise-nin-hayati-evde-hemodiyaliz-tedavisi-ile-degisti/4739/</link>
			<pubDate>Mon, 22 May 2023 09:48:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dokuz Eylül Acil Tıp&#39;ta Türkiye&#39;ye Öncü Oluyor</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de Acil Tıp Anabilim Dalı’nın kurucusu olan Dokuz Eylül Üniversitesi’nde uzmanlar sempozyumda bir araya geldi.]]></description>
		    <news><![CDATA[ 
DEÜ ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve Acil Tıp alanındaki teknolojilerin anlatıldığı sempozyuma Ege Bölgesi’nden çok sayıda uzman katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi (GETAT) Müdürü ve Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Figen Coşkun, “Üniversitemizde yetişen Acil Tıp Uzmanları, ülkemizin dört bir yanına dağılarak, gittikleri bölgelerde önemli çalışmalara imza atıyor. Sundukları sağlık hizmetiyle Üniversitemizi en iyi şekilde temsil ediyorlar” dedi. 
Türkiye’nin Acil Tıp alanında öncü üniversitesi olan Dokuz Eylül’de, “Ege Bölgesi Acil Tıp Günleri Sempozyumu” düzenlendi. İzmir başta olmak üzere, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla gibi kentlerden gelen Acil Tıp uzmanları ve çalışanları, konuşmacılar tarafından anlatılan Kalp ve Göğüs hastalıkları, Acil Tıp ile Yapay Zeka konulu oturumları ilgiyle takip etti. Sempozyumun açılışında konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi (GETAT) Müdürü ve Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Figen Coşkun, DEÜ’den yetişen Acil Tıp Uzmanlarının ülkenin dört bir yanına giderek önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi. Düzenlenen sempozyumun uzman hekimler arasındaki iletişimi de güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Figen Coşkun, “Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı kuruluş yıldönümü onuruna, Ege Bölgesi'nde çalışan Acil Tıp Uzmanlarını, Üniversitemize davet ederek bilimsel bir program düzenledik. Uzmanların birbiriyle iletişimde olmasını hem tıp alanındaki güncel verilerin paylaşılması hem de birbirleri ile iletişim halinde olmaları noktasında önemsiyoruz. Özellikle yaşadığımız deprem, yangın ve buna benzer olağanüstü durumlarda birlikte ve koordineli hareket etmenin önemini fazlasıyla gördük” dedi.

‘SAĞLIK ALANINDA ÖNCÜ’
Prof. Dr. Figen Coşkun, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın Acil Tıp hizmetlerinin gelişimi konusunda büyük destek verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Acil Tıp Anabilim Dalı, Rektör Hocamız Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın büyük destekleriyle önemli gelişmeler kaydetti. Güçlü akademik kadroları, teknolojik altyapısı ve dünyadaki gelişmelere hızla adapte olan anlayışıyla ilimize ve bölgemize büyük kazanımlar sağladı. Dokuz Eylül, geçmişte olduğu gibi günümüzde de tıp dünyasına öncülük etmektedir. Ege Bölgesi’nin güney kesimine hitap eden üçüncü basamak bir merkez konumundayız. İnme, kalp hastalıkları gibi çok önemli vakalar hastanemizde uygulanan başarılı yöntemlerle tedavi ediliyor. Rektör hocamıza verdiği destekler nedeniyle teşekkür ediyoruz.”
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/dokuz-eylul-acil-tip-ta-turkiye-ye-oncu-oluyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/dokuz-eylul-acil-tip-ta-turkiye-ye-oncu-oluyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dokuz-eylul-acil-tip-ta-turkiye-ye-oncu-oluyor/4733/</link>
			<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:18:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Ege;  gıda, biyoteknoloji, tekstil ve ilaç alanlarında zirvede yer aldı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye Patent Raporu'na göre Ege Üniversitesi; gıda ve içecek alanında birinci, biyoteknoloji alanında ikinci, tekstil ve ilaç alanında ise üçüncü sırada yer aldı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Türkiye'nin teknoloji geliştirme ve ticarileştirme yetkinliklerini analiz ederek, patent ekosisteminin gelişimini görünür kılmak amacıyla hazırlanan "Türkiye'nin Patent Raporu”nda Ege Üniversitesi yine zirvede yer aldı. Ege Üniversitesi; gıda ve içecek alanında birinci, biyoteknoloji alanında ikinci, tekstil ve ilaç alanında ise üçüncü sırada yer bularak başarısını sürdürdü. 

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ülkemizin tam akreditasyona sahip, önde gelen bir araştırma üniversitesi olarak, yenilikçi fikirlere desteğimizi sürdürüyoruz. Akademisyenlerimiz; belirlediğimiz yol haritamız, kısa ve uzun süreli hedeflerimiz, stratejik planımız doğrultusunda üretmeye devam ediyorlar. Türkiye’nin patent ekosisteminin gelişimini görünür kılmak amacıyla hazırlan raporda üniversitemiz, birçok disiplinde ilk sıralarda yer bularak bu sene de patent ve faydalı model başarısını sürdürdü. Farklı alanlarda elde ettiği başarılarına bir yenisini daha ekleyen Ege Üniversitesi, birçok disiplinde, ülkemizin Ar-Ge ve inovasyon potansiyeline ve patent performansına önemli katkı sundu. Raporda, Türkiye’nin teknoloji yetkinliğini patent verisi ile ölçümlemek ve eğilimleri görebilmek adına, 2022 yılı sonu itibariyle yayınlanmış tüm patent ve faydalı model başvuruları 20 kategori bazında analiz edildi. Gıda ve içecek kategorisinde yayınlanan patentler arasında Ege Üniversitesi birinci  sırada yer aldı. Biyoteknoloji alanında devlet üniversitelerinin bu alanda yayınlanan başvurularında Ege Üniversitesi 24 başvuru ile ikinci sırada yer alırken tekstil alanında 10 başvuru ile üçüncü oldu. Ege Üniversitesi devlet üniversitelerinin yayınlanan başvuruları arasında 36 başvurusu ile ilaç alanında yine üçüncü sırada yer buldu” diye konuştu.

“Araştırmacılarımızın her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz”

Türkiye'nin milli ve yerli teknoloji hamlesine katkı koymaya devam edeceklerini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Budak, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin geleceği için kritik önemdeki stratejik teknolojilere sahip olması ve uluslararası rekabette yer alabilmesi için nitelikli bilimsel çalışmalara öncülük etmeye, Türkiye'nin milli ve yerli teknoloji hamlesine katkı koymaya devam edeceğiz. Motivasyonumuzu ve heyecanımızı kaybetmeden üniversitemiz bünyesinde görev yapan araştırmacılarımızın proje, patent, ürün geliştirme konusunda her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Sanayi ve akademi iş birliği ile katma değerli çalışmaların  yolunu açmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/05/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi/4728/</link>
			<pubDate>Mon, 08 May 2023 11:24:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Sağlıkta alarm: İlaç, barınacak yer yok </title>
			<description><![CDATA[Kamu personelinin de hastaların da perişan olduğunu, depreme dayanıksız hasarlı binalarda sağlık hizmeti verilmeye çalışıldığını söyleyen Sağlık Hizmetleri Sendikası Genel Başkanı Özlem Akarken “İlaç eksikliği ve barınma sorunları da cabası. Nereye baksak sorun fışkırıyor. Gündem sürekli değişiyor ve çözüme dair bir adım atılmıyor’’ dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Sağlık sistemindeki krizin her geçen gün daha da derinleştiğini, hem hastaların hem de sağlık emekçilerinin büyük mağduriyetlerle boğuştuğunu belirten Sağlık Hizmetleri Sendikası Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık personelinin yok sayıldığını vurguladı.
 
Akarken, “Türkiye en ulaşılabilir sağlık hizmetlerine sahip ülke iken sistem alarm vermeye başladı. Depremzedelerin hala atamaları belli olmadı. Deprem bölgelerine sağlık personeli atama ilan metni yayınlandı ama barınma sorunu üst seviyede. MHRS randevuları düzgün değil, hekimler başta olmak üzere sağlık personeli ya emekli veya istifa ediyor. Çoğu ilaç depolarda yok, hasta ve hasta yakınları kapı kapı eczane geziyorlar. Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri dışında çalışan hekimlere iyileştirme deniliyor ama diğer sağlık personeli yok sayılıyor” diye konuştu.
 
Akarken şunları söyledi; “Kamu personeli perişan, hasta perişan depreme dayanıksız hasarlı binalarda sağlık hizmeti verilmeye çalışılıyor. Hastane binaların depreme dayanıklı olup olmadığını bile açıklamaktan kaçınan hastane idareleri ve İl Sağlık Müdürlükleri var. Birkaç hastanenin taşınması sorunu çözmüyor. Personel bedenen ve ruhen yıpranmış durumda sürekli gündem değiştiriliyor lakin hala çözüm odaklı hizmet veremiyoruz sağlıkta.”
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/04/saglikta-alarm-ilac-barinacak-yer-yok.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2023/04/saglikta-alarm-ilac-barinacak-yer-yok_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/saglikta-alarm-ilac-barinacak-yer-yok/4705/</link>
			<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 14:12:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜ&#39;den Aşı Geliştirme Merkezi&#39;ne yeni bina</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi bünyesinde Yükseköğretim Kurulu onayıyla kurulan Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezinin yeni binasının açılışı gerçekleştirildi. Açılış töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde var olan aşı çalışmaları tecrübesini daha ileriye taşımak, yenilikçi yerli ve milli aşılar geliştirebilmek, teknolojik olarak uluslararası enstitülerle rekabet edebilmek için üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz” dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi; Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Gürgün, EÜTF Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özgür Çoğulu, Merkez Müdürü Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, Merkez Müdür Yardımcıları Prof. Dr. Mert Döşkaya ile Prof.  Dr. Gülten Kantarcı ve Aşı Çalışmaları Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinin katılımıyla gerçekleşen törenle açıldı.

Dünyadaki değişim ve gelişimin toplumları etkilediğini dile getiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Endüstri toplumlarında bireyselleşme ve toplumsal farklılaşma artarken kitle tüketimi ve eğitimi benzeşmeyi de beraberinde getirmiştir. Özellikle endüstri sonrası toplumlarda mal üretiminden diğer hizmetlere doğru bir yöneliş söz konusu olmuştur. Bu hizmetler, özellikle eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve insani hizmetler ile bilimsel araştırma ve geliştirme gibi mesleki alanlarda yoğunlaşmaktadır. Bizler de göreve geldiğimiz ilk günden itibaren, bu bilinçle, etkin olan hizmet ağlarını genişletmek, güçlü bilimsel çalışmaları yürütmek ve teşvik etmek için gerekli tüm çalışmalara destek verdik.  Yönetim olarak, tüm gayretimizle yeni ve başarılı çalışmalar eklemeye hep birlikte devam ediyoruz ve edeceğiz” dedi.

“Aşı alanında ilk üç içerisindeyiz”

Covid-19 pandemisi nedeniyle olağan dışı günler yaşandığını hatırlatan Prof. Dr. Budak, “Hepimizin bildiği üzere, 2020 Mart’ından itibaren ülkemizi de etkilemeye başlayan Covid-19 pandemisi nedeniyle hepimiz olağanüstü günler yaşadık. Bu günlerde üniversite olarak, aklın ve bilimin yolundan ayrılmadan, önce hastalarımızın ve yakınlarımızın sağlığı için, en yakın sağlık danışmanı olarak kesintisiz hizmet verdik.  Özellikle, COVID-19 pandemisi sırasında TÜBİTAK tarafından oluşturulan ‘COVID-19 Türkiye Platformu’ içinde yer aldık ve ileri biyoteknolojik bir aşı yaklaşımı olan ‘DNA aşısı platformu’ geliştirdik. Merkezimizde ayrıca TÜBİTAK desteği ile grip virüsüne karşı universal bir aşı geliştirme çalışmaları da devam etmektedir.  Ege Üniversitesinde aşı çalışmaları, 2000’li yıllardan beri gerçekleştirilmektedir. Bu tür çalışmalarda son derece hassas ve duyarlı olan Üniversitemiz, TÜBİTAK tarafından oluşturulan ‘Üniversitelerin Alan Bazında Yetkinlik Analizi” raporunda ‘Aşı Teknolojileri’ konusunda ülkemizde ilk üç içerisinde yer almıştır. Bu durum, bize Ege Üniversitesinin bu konuda ne kadar yetkin olduğunu göstermektedir” dedi.

Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizde var olan aşı çalışmaları tecrübesini daha ileriye taşımak, yenilikçi yerli ve milli aşılar geliştirebilmek, teknolojik olarak uluslararası enstitülerle rekabet edebilmek için üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.  Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezimizin yeni binasının, üniversitemize hayırlı olmasını diliyor, Merkezimiz çatısı altında tüm insanlığa faydalı bilgiler üretmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Açılışın ardından merkezi gezen Rektör Prof. Dr. Budak, Merkez Müdürü Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz’den yürütülen bilimsel çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/eu-den-asi-gelistirme-merkezi-ne-yeni-bina.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/eu-den-asi-gelistirme-merkezi-ne-yeni-bina_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eu-den-asi-gelistirme-merkezi-ne-yeni-bina/4635/</link>
			<pubDate>Sun, 25 Dec 2022 15:38:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>AFAD&#39;tan Medical Point&#39;e tam not</title>
			<description><![CDATA[2022 afet tatbikat yılı programı kapsamında İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde dört gün boyunca AFAD tarafından eğitimler verildi, gerçeği aratmayan tatbikatlar düzenlendi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Koruma, kurtarma, ilk yardım, yangın ve tahliye konularında eğitim alan sağlık çalışanları öğrendiklerini teorik bilgileri tatbikatta uygulayarak AFAD’tan tam not aldı. İzmir AFAD ekibinden uzmanların deneyimlerini paylaştığı eğitimler ve tatbikat sonrasında çalışanlar, olası bir afete hazır hale getirildi.

Yüksek katılım
Eğitimler ve tatbikat hakkında bilgi veren İzmir AFAD ekibinden Ömer Selçuk Demir, “4 gün boyunca katılım sağlayan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Hastanenin özelinde verdiğimiz eğitimlerimizde; acil durumlarda uygulanması gereken davranışlar, hastalar ile olan tahliye planları ve uygulamamız gereken kurtarma operasyonları hakkında bilgilerimizi paylaştık. Sağlık çalışanlarımızla birlikte koruma, kurtarma, ilk yardım, yangın ve tahliye ekiplerinin bir arada nasıl koordineli bir şekilde çalışması gerektiğine dair bir bilgilendirme haftası geçirdik. Hastanemiz çalışanları tarafından çok güzel bir katılım oldu. Son günümüzde de çok güzel bir tatbikatla bu eğitimi taçlandırdık. İnşallah afetsiz zamanlar geçiririz ve böyle bir uygulamaya karar kılmayız ama olası bir durumda da Medical Point Hastanesi bu konuda hazır olacağını göstermiştir.” dedi.

20 yıldır AFAD ekibinde yer alan ve deneyimlerini sağlık çalışanlarıyla paylaşan Murat Gezer ise şunları söyledi: “2022 eğitim ve tatbikat yılı olarak planlandığı için tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, sivil vatandaşlara, gönüllülere eğitimler veriyoruz. Kamu kurumlarına genellikle koruma, kurtarma, yangın ve içinde ilk yardımın da bulunabileceği eğitimler verebiliyoruz. Buralarda afet öncesi, afet sırası ve afet sonrası yapılması gerekenler hakkında bilgiler paylaşıyoruz. Özellikle sıkıntı yaşadığımız afet anındaki yanlış hareketlerin düzeltilmesiyle çok-kapan-tutun uygulamasının vurgulanması şeklinde bu eğitimlerimiz devam ediyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde de bunları uyguladık. 4 gün sonrasında yaptığımız tatbikatta da uygulamaların doğru bir şekilde yapıldığını tespit ettik.”

Pratik ve bilgi önemli
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Başhekim Yrd. ve aynı zamanda olası bir afet sırasında Kurumlar Arası Koor. Sorumlusu olan Dr. Zeki Hozer ise verdikleri değerli bilgilerden dolayı AFAD çalışanlarına teşekkür etti. Hastane olarak olası bir afete karşı tüm senaryoları değerlendirdiklerini belirten Hozer, “Bu kapsamda yıl içerisinde çeşitli lokal tatbikatlar yaparak bilgilerimizi tazeliyoruz. Pratik yapmak ve konu hakkında bilgi sahibi olmak en önemli silahımız. Çalışmalarımızın AFAD tarafından da onaylanması kurumumuz adına sevindirici. AFAD gibi uzman kamu kuruluşları ile iş birliği önem verdiğimiz çalışma alanları.” dedi.
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/afad-tan-medical-point-e-tam-not.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/afad-tan-medical-point-e-tam-not_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/afad-tan-medical-point-e-tam-not/4633/</link>
			<pubDate>Fri, 16 Dec 2022 16:19:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Batıgöz Batman şubesi açılışa hazır</title>
			<description><![CDATA[Batman’ın tek tıp merkezini bölgeye kazandıran Batıgöz Sağlık Grubu, Batman şubesinin açılışı için gün sayıyor. Batıgöz Sağlık Grubu’nun hasta odaklı hizmet anlayışını yalnızca göz sağlığında değil farklı branşlarda da bölgeye taşıyacak merkezin açılışı, bölge halkı tarafından heyecanla bekleniyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[2004 yılında Op. Dr. Mehmet Söyler tarafından İzmir'de kurulan ve yurt içi ve yurtdışında 11 şubesi ile hizmet vermekte olan Batıgöz Sağlık Grubu yüksek kaliteli hizmet anlayışını Batman’a taşımak için gün sayıyor. Op. Dr. Mehmet Söyler’in vefatı öncesinde Batman’a kazandırdığı yatırımla başta Batman ili olmak üzere tüm bölge halkına kapsamlı ve kaliteli hizmet sağlamak hedefleniyor. Batman’ın tek tıp merkezi olma özelliğini taşıyan merkez, Batıgöz Sağlık Grubu’nun hasta odaklı hizmet anlayışını yalnızca göz sağlığında değil farklı branşlarda da bölgeye taşıyacak.

Farklı branşlarda da hizmet verecek
Sadece Batman’a değil tüm bölge halkına hizmet vermeye hazırlanan Batıgöz Batman şubesi yaklaşık 5.000 m2 alanda ve 6 katlı binada faaliyet gösterecek. Göz Sağlığı ve Hastalıkları branşının yanı sıra Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Dahiliye ve Acil Servis branşları ile hizmete açılacak merkez, süreç içerisinde branş sayısını artırmayı planlıyor.

Alanında uzman kadrosu ile her zaman hasta memnuniyetini esas alan Batıgöz Sağlık Grubu, açılış öncesinde tüm merkezlerinde olduğu gibi Batıgöz Batman’da da hastaların muayene oldukları ilk andan, taburcu olacakları zamana kadar en konforlu hizmeti almaları için her şeyi planlıyor. Yurt içi ve yurt dışındaki tüm merkezlerinde dünya standartlarında hizmet veren Batıgöz Sağlık Grubu merkezin açılışı ile beraber ileri teknoloji tüm tanı ve tedavi ekipmanlarını Batman halkıyla buluşturacak.
 
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/batigoz-batman-subesi-acilisa-hazir.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/batigoz-batman-subesi-acilisa-hazir_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/batigoz-batman-subesi-acilisa-hazir/4615/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Dec 2022 16:26:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tepecik Hastanesi&#39;nde 3 branştan ortak başarı</title>
			<description><![CDATA[Testis tümörü karın içi büyük atardamarını saran ve karaciğerine metastaz yapan 46 yaşındaki Hüseyin Kütahyalı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Üroloji, Kalp Damar Cerrahisi ve  Genel Cerrahi Kliniği’nden uzmanların  birlikte gerçekleştirdiği başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu.    ]]></description>
		    <news><![CDATA[İzmir’de yaşayan Hüseyin Kütahyalı’ya yaşadığı şikayetler üzerine başvurduğu SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nde sol testis tümörü teşhisi konuldu.  Kütahyalı’nın yapılan tetkiklerinde tümörün yayıldığı ve  karın içerisinde 10 cm boyutunda kitle , karaciğerinde metastaz ve ana toplardamar içerisinde tümör parçası olduğu düşünülen trombüs saptandı. Doktorları ilk etapta  hastanın kemoterapi tedavisi almasına karar verdi. Kemoterapi sonrasında,  Üroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Gökhan Koç, Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinden Doç. Dr. İbrahim Uyar ve Genel Cerrahi Kliniğinden Doç. Dr. Necdet Güler tarafından hastaya  operasyon planlandı.  Prof. Dr. Gökhan Koç tarafından ana atardamar etrafındaki kitle çıkartıldıktan sonra, karaciğer ve ana toplar damar içerisindeki lezyonlar genel cerrahi ve kalp damar cerrahisi tarafından çıkartıldı.  Ameliyat sırasında karaciğerde başka odak olup olmadığı ultrasonografi ile kontrol edildi.  Başarıyla tamamlanan ameliyatın ardından Hüseyin Kütahyalı, beşinci günde  hastaneden taburcu edildi.
 
Ciddi kan kaybı olabiliyor
Damar etrafını saran kitlelerde kemoterapi sonrası kitle boyutunun 1 cm’nin üzerinde olması halinde cerrahi  tedavi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gökhan Koç, tümörün   büyük damarların etrafını sardığı  durumlarda ameliyat sırasında damar yaralanmasına bağlı ciddi kan kayıpları olabildiğini  ifade etti.  Prof. Dr. Koç, “Hastamızın  ana toplardamarı içerisinde ve karaciğerinde de metastazları vardı.  Kemoterapi tedavisinin ardından karaciğerdeki metastazların  bir tanesi hariç diğerleri kaybolmuştu, karın içerisindeki kitlenin boyutu ise  8 cm'e gerilemişti.  Kemoterapiye yanıtı iyi olduğu için cerrahi kararı alındı.  Kalp Damar Cerrahisi ve Genel Cerrahi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ameliyatı sorunsuz bir şekilde tamamladık” dedi.
 
Zorlu bir sürecin ardından sağlığına kavuşan Hüseyin Kütahyalı ise ,  ameliyatını gerçekleştiren doktorlara ve ilgileri için  tüm sağlık çalışanlarına  teşekkür ederek mutluluğunu dile getirdi.
 
Özellikli ameliyatlarda başarılı bir hastane
Tepecik Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Emiroğlu da  köklü bir kurum olan  Tepecik Hastanesi’nde bünyesindeki deneyimli uzmanlar ile bir çok özellikli  ameliyatın başarıyla  gerçekleştirildiğini belirterek,   başta hastanın operasyonunu gerçekleştiren hekimler olmak üzere sağlığına kavuşmasında  emeği geçen  tüm ekibi tebrik etti. 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/tepecik-hastanesi-nde-3-branstan-ortak-basari.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/12/tepecik-hastanesi-nde-3-branstan-ortak-basari_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/tepecik-hastanesi-nde-3-branstan-ortak-basari/4600/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 17:04:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>DSÖ antibiyotik direnci için alarm zillerini çalıyor!</title>
			<description><![CDATA[Antibiyotiklerin tıp biliminin insanlık yararına yaptığı en büyük buluşlardan biri olduğunu hatırlatan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, antibiyotiklerin uygun kullanımı dışında gereksiz ve fazla kullanımının 21. yüzyılda en büyük sağlık tehlikesi olan antimikrobiyal direncini yarattığını ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)nün de bu konuda alarm zillerini çalmaya başladığını söyledi.  ]]></description>
		    <news><![CDATA[Global anlamda çok büyük bir sorun olan ve gelecek için de çok daha büyük riskler barındıran antimikrobiyal direnç konusuna dikkat çekmek amacıyla Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası (DAFH), kapsamında farklı platformlarda çalışmalar sürdürülüyor. Antibiyotiklerin insanlık için en büyük buluşlardan biri olmakla birlikte gelinen noktada durumun hem bugün hem de gelecek için tehlikeli boyuta ulaştığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 

DAFH'nın bu yıl ki temasının “Antimikrobiyal Direnci Birlikte Önlemek” olduğunu belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Tüm sektörleri, antimikrobiyallerin dikkatli kullanımını teşvik etmeye ve “Tek Sağlık” yaklaşımıyla iş birliği içinde çalışarak antimikrobiyal direnci önlemeye yönelik tedbirleri güçlendirmeye çağırmıştır.” diye konuştu. 

Antibiyotiklerin doğru kullanımı zorunlu hale geldi!
“Araştırmalara göre, bakteri direncinin 2019'da yaklaşık 1,27 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğu tahmin ediliyor” diyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Bu gerçeğin yanında büyük ekonomik kayıplar özellikle düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde büyük sorun haline gelmiştir. Yeni antibiyotik üretimi artık çok zor olduğu ve ufukta iyi haberler görünmediği için elimizdeki kullanılabilir antibiyotiklerin doğru yönetilmesi zorunlu olmuştur” diye konuştu. 
 
Son 10 yılda ülkemizde antibiyotik kullanım oranı yaklaşık yüzde 33 oranında arttı!
Dünya Sağlık Örgütü’nün antimikrobiyal direncin izlenmesi için (Global Antimicrobial Resistance Surveillance System (GLASS)) sürveyans sistemi ile alınacak kararların belirlenmeye başlandığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu şu bilgileri verdi:
” Öncelikle başlanan AWaRe isimli antibiyotik sınıflaması ile antibiyotik kullanımı kuralları belirlenmiş ve izlenmeye başlanmıştır. İnceleme ile alınan ilk sonuçlara göre ülkemizde antibiyotik kullanımı son 10 yılda yüzde 32.87 artmış ve ilk seçilecek antibiyotikler tüm antibiyotiklerin en az yüzde 60’ı olması gerekirken, ülkemizde bu oran yüzde 40’lardadır. Ayrıca ülkemiz antibiyotik direncinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer almaktadır.” 

Türkiye, antibiyotik kullanım oranı en yüksek ülkeler arasında!
Antibiyotik kullanımının, antimikrobiyal direncin (AMD) başlıca itici gücü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Ne yazık ki ülkemiz antibiyotik tüketiminin DSÖ Avrupa Bölgesi genelinde en yüksek oranlar arasında. Bununla birlikte çözüm için Türkiye’de antibiyotik kullanımını izlemek ve kontrol etmek için yeni bir elektronik reçete sistemi geliştirilmiştir. Sistem reçete verilerini takip ederek hekime geri bildirim veriyor.”

Antibiyotik direnci nasıl kontrol altına alınabilir? 
Türkiye’nin DSÖ Antimikrobiyal İlaç Tüketim Ağı üyesi olduğunu ve verilerin de DSÖ uluslararası standartlarına uygun olduğunu da belirten Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, antibiyotik direncinin kontrol altına alınması için yapılması gerekenler konusunda şunları anlattı:
“Öncelikle antibiyotikler sadece doktor önerdiği zaman ve doktorun belirlediği sürede kullanılmalıdır. En fazla antibiyotik yazılan hastalık olan üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğu antibiyotiklerin etkili olduğu bakterilere değil virüslere bağlı olarak gelişir ve antibiyotikler hiç etki etmez. Bununla birlikte hastaların ya da yakınlarının hekimlerine antibiyotik reçete etmesi için istekte bulunulmamalı. Evde antibiyotik bulundurulmamalı ve başkalarına antibiyotik önerilmemelidir. Antibiyotikler ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak kullanılmamalıdır. En önemli noktalardan biri de antibiyotiklerin doğru sürede kullanımı. Önerildiği süreden önce antibiyotikler kesilmemeli ancak gereğinden uzun da kullanılmamalıdır.”
 
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/dso-antibiyotik-direnci-icin-alarm-zillerini-caliyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/dso-antibiyotik-direnci-icin-alarm-zillerini-caliyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dso-antibiyotik-direnci-icin-alarm-zillerini-caliyor/4580/</link>
			<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 16:21:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜ Diş Hekimliği&#39;nde "Dijital Klinik" devri</title>
			<description><![CDATA[ Ege Üniversitesinin dijitalleşme hedefleri kapsamında ağız ve diş sağlığı konusunda önemli projeleri hayata geçiren EÜ Diş Hekimliği Fakültesi “Dijital Klinik” hizmet vermeye başladı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın destekleriyle gerçekleştirilen teknolojik altyapı yatırımları sayesinde dijital bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye’nin alanında en köklü fakültelerinden birisi olan Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hastaların tanı ve tedavi sürecini kolaylaştıran dijital uygulamalara bir yenisi eklendi.

 Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin kaliteli ve nitelikli eğitimin yanı sıra sunduğu sağlık hizmetleri ile de adından sıkça söz ettirdiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite araştırma üniversitemizin toplumla en yoğun buluştuğu akademik birimlerinden Diş Hekimliği Fakültesi, ağız ve diş sağlığında referans merkezlerinden birisi konumunda bulunuyor. Fakültemiz, gerek yetkin insan kaynağı, gerek çağın gereklerine uygun olarak yenilenen tedavi üniteleri gerekse yeniden dizayn edilen klinikleri ile dünya standartlarının üzerinde hizmet sunuyor. Sağlık Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan ‘Sağlıkta Kalite Değerlendirmesi’ sonucunda A Plus Hastane konumunu güçlendiren fakültemiz, önemli sıralama kuruluşlarının yaptığı alan sıralamalarında da dünyada ilk 150-200 bandında yer alırken, teknolojik gelişmeler ışığında cihaz altyapısını günün koşullarına uygun bir şekilde yenilemeyi sürdürüyor.  Fakültemize kazandırdığımız hem iş gücü tasarrufu hem de hasta konforu sağlayan "Dijital Klinik" hizmet vermeye başladı. Üniversitemizin hedeflerine kararlılıkla ilerlemesinde bizlere her türlü desteği veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’a, YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“Hem iş gücü tasarrufu hem de hasta konforu sağlıyor”

EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazan Ersin ise  “Diş Hekimliği Fakültesi olarak, Ege Üniversitemizin ve Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın dijitalleşme misyonu doğrultusunda, dijital teknolojilerin diş hekimliğindeki tüm ekipmanlarını bünyesinde barındıran bir dijital klinik kurduk. Bir çoğu Ege Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje fonundan temin edilen dijital alet ve ekipman içinde 2 adet dijital ağız içi tarayıcı, 1 adet CAD-CAM kazıyıcı, 1 adet dijital operasyon mikroskobu ve 1 adet sert ve yumuşak doku lazer cihazı bulunmaktadır. Yine diş hekimliği dijital uygulamaları arasında kullanım alanı her geçen gün daha fazla artan 3 Boyutlu 1 yazıcı, EÜ Bilimsel Araştırma Projesi ile dijital kliniğimize kazandırılmıştır” diye konuştu.

Diş Hekimliği Fakültesinde ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin büyük bir özveriyle sürdürüldüğünü belirten Prof. Dr. Ersin, "İş gücü tasarrufu yanında tedavi sürelerinde ciddi kısalmalar ve hasta konforunu sağlayan dijital diş hekimliği uygulamaları, tedavilerin kalitesini de büyük ölçüde artırmaktadır. Dijital teknolojiler diş hekimliğinin tüm branşlarında uygulama alanı bulduğu için, dijital kliniğimiz fakültemizdeki tüm anabilim dallarının kullanımına açık, multidisipliner bir klinik olarak hizmet verecektir. Dijital klinikte hasta tedavi hizmetlerinin yanı sıra, lisans ve lisansüstü öğrencilerin eğitimleri de gerçekleştirilecektir. Bu sayede içinde bulunduğumuz çağın koşullarına uygun, güncel teknolojileri takip eden, üniversitemizin dijitalleşme misyonuna uygun diş hekimleri yetiştirilecektir” dedi.

Dijital klinikte yer alan cihazların daha aktif kullanımı için hem öğretim üyelerine hem de öğrencilere seminer verildiğini de ifade eden Prof. Dr. Ersin, “Dijital kliniğimizde yer alan cihazlarımızın kullanımına yönelik her ay belirli aralıklarla eğitim seminerleri düzenliyoruz. Bu kapsamda uzman diş hekimi Zafer Kazak tarafından ‘Diş Hekimliğinde Etkin Lazer Kullanımı” semineri verildi. Bu eğitimleri belirli aralıkla sürdüreceğiz” dedi.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/eu-dis-hekimligi-nde-dijital-klinik-hizmet-vermeye-basladi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/11/eu-dis-hekimligi-nde-dijital-klinik-hizmet-vermeye-basladi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eu-dis-hekimligi-nde-dijital-klinik-devri/4533/</link>
			<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 10:06:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>BDS: ASM&#39;ler muhtarlıklar kadar olamadı</title>
			<description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) Genel Başkanı Can Kirişçi, Aile Sağlığı Merkezleri’nin (ASM) kira, personel ve SGK ödemeleri, elektrik, doğalgaz, su ve kullanılan tüm sarf malzemelerinin ücretlerinin hekimlerce ödendiğine dikkat çekerek, "Aile Sağlığı Merkezleri bugün var, yarın yok" dedi.]]></description>
		    <news><![CDATA[BDS Genel Başkanı Can Kirişçi kamu görevi yapan ASM'lerin elektrik, su, doğalgaz gibi faturalandırmalarda ticarethane sayılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Kirişçi, ASM'lerin ağırlaşan ekonomik sıkıntılarına dikkat çekerek bir çok Aile Hekiminin ASM'ler için 17-20 bin arasında kira ödediğini söyledi.

Bakanlığın gönderdiği ödeneğin giderlere yetmediğini söyleyen Kirişçi, “ASM'lerin elektrik, su, doğalgaz fatura giderleri, kira ücreti, personel ve SGKödemeleri orada çalışan hekimlerce yapılıyor. Kamu hizmeti veren bu kurumların giderlerinin karşılanması giderek zorlaşıyor, hekimlere buna karşılık verilen ödenekler yetersiz kalıyor. Elektrik, su gibi faturalandırmaların ‘ticarethane' üzerinden yapılması kamuya ücretsiz sağlık hizmeti veren ASM için adaletsiz, hukuksuz olduğu gibi kamu yararı ve toplum sağılığı açısından da anlaşılır ve kabul edilebilir değil.  Bu şartlar altında bu kurumların daha ne kadar dayanabilecekleri meçhuldür” şeklinde konuştu.

ASM'lerin sağlık hizmeti vermesinin tehlikeye girdiğini kaydeden Kirişçi, muhtarlık faturalarının ticarethane değil, kamu olarak ücretlendirilmesini örnek göstererek, şöyle konuştu:
“Muhtarlıklarda elektrik, su, doğalgaz faturalarının ‘ticarethane' olarak değil kamu olarak ücretlendirilmesi sağlandı, fakat topluma sağlık hizmeti sunan ASM'ler için herhangi bir çözüm düşünülmedi. Hekimler yüksek zam ve enflasyonun sonuçlarına terk edildi. Sağlık hizmetini sürdürebilmeleri tehlikeye atıldı. Siyasi Parti ödeneklerine yapılan yedi kat artış dikkate alındığında toplum sağlığının güvencesi olan ASM'lere en az bu oranda bir cari ödenek verilmemesi kabul edilemez. Enjektör, pamuk, tıbbi atık bertaraf, tuvalet ve havlu kağıdı, pil, tıbbi cihazlar da dahil bir sağlık kurumunda gerekli her türlü malzemenin de bu ödenekle temin edildiği ve faturalar ile tüm malzemelere her an zam yapıldığı dikkate alınırsa bu ödenek günbegün yetersiz ve eksik kalıyor.”

Kamu hizmeti kamu binalarında verilmeli
Birçok ASM'nin şahıslar tarafından kiralandığına dikkat çekerek, mülk sahiplerinin yüksek enflasyon nedeniyle kira artışına gittiğini söyleyen Kirişçi, “Aile Hekimlerinden rayiç bedelleri şu an 5 bin-6 bin TL olan konut vasfında 20-25 yıllık zemin daireler için 17 bin TL ile 20 bin TL arasında kira talep ediliyor. Doğal olarak bunun karşılanması mümkün görünmüyor. Orada sağlık hizmetinin devamı riske atılıyor. Bu durum kamu hizmetinin kamu binalarında verilmesi gereğini açıkça gösteriyor. Birinci basamak sağlık hizmetinin nitelikli bir şekilde devamı, kamu binalarında, kamu üzerinden faturalandırma ve giderleri için gerçek ve yeterli ödenekler ile mümkündür. Yoksa Aile Sağlığı Merkezleri bugün var, yarın yok” ifadelerini kullandı.
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/bds-asm-ler-muhtarliklar-kadar-olamadi.png</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/bds-asm-ler-muhtarliklar-kadar-olamadi_t.png</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/bds-asm-ler-muhtarliklar-kadar-olamadi/4520/</link>
			<pubDate>Mon, 24 Oct 2022 13:30:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜ Hastanesi önemli bir operasyona daha imza attı</title>
			<description><![CDATA[​​​​​​​Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, cerrahi alandaki başarılarıyla Ege Bölgesi’nin ve Türkiye’nin referans sağlık merkezi olmaya devam ediyor. ]]></description>
		    <news><![CDATA[EÜ’nün başarılı cerrahlarından Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kutsal Turhan ve ekibi, Türkiye’de ve dünyada çok nadir vakalara uygulanan bir teknikle hastayı, kaburga tutulumu olan akciğer tümöründen tamamen arındırmayı başardı. Operasyonda, 5 santimetrelik küçük bir kesiden VATS tabir edilen kapalı yöntem ameliyat tekniği uygulandı.
Prof. Dr. Turhan ve ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “A Plus statüsüne sahip Tıp Fakültesi Hastanemizde,  cerrahlarımız çok zorlu operasyonları başarıyla gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Ülkemizin tıp eğitimi ve araştırmalarındaki saygın markası Tıp Fakültesi Hastanemizde cerrahlarımız önemli bir operasyona daha imza attı. Prof. Dr. Kutsal Turhan hocamız ve ekibi, dünyada çok nadir kullanılan bir teknikle hastanın akciğer ve kaburgalarına tutulan tümörü kapalı ameliyatla temizlediler. Tüm ekibi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

“Hastamızın sağlık durumu açık ameliyata uygun değildi”
Ameliyat öncesinde hastanın sağlık durumunun açık ameliyata uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Kutsal Turhan, “67 yaşındaki erkek hastamızın sol akciğer üst lobunda, göğüs duvarında 3 kaburgaya komşu ve bu kaburgaların da içine girerek onları eritmiş 5 santimetre çaplı akciğer kanseri mevcuttu. Tümör 3 kaburgayı tuttuğu için hastanın ancak bağımlılık yapıcı narkotik ağrı kesicilerle (morfin benzeri) kısmen kontrol altına alınabilen çok şiddetli ağrısı vardı. Ayrıca hastamızın 2000 yılında koroner by-pass, 2010 yılında koroner stent operasyonu ve iki kez kalp krizi öyküsü var. Kalıcı kalp pili de mevcut olan hastamız, kalp açısından çok riskli durumdaydı. Bu özellikli hastalarda açık ameliyat sonrasında çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, eğer yapılabilirse kapalı ameliyatlar, bu tip hastalarda daha çok yarar sağlıyor” dedi.

“Ülkemizde ve dünyada çok az sayıda vakaya uygulanıyor”
Çok nadir uygulanan bir ameliyat tekniği kullanmaya karar verdiklerini söyleyen Prof. Dr. Turhan, “Açık ameliyatı kaldıramayacak durumda olan hastaya ülkemizde ve dünyada çok az sayıda vakaya uygulanmış olan sadece 5 santimetrelik bir küçük kesinden kapalı yöntemle ameliyata karar verildi. Akciğer kanserinde kapalı ameliyat artık rutin uyguladığımız bir yöntem olmakla beraber, kaburgaların da akciğerle birlikte çıkarıldığı kapalı ameliyatlar çok nadir uygulanabilmektedir. Kapalı ameliyatla hastanın kanserli akciğeri üzerindeki 3 kaburgayla birlikte geride hiç hastalıklı doku kalmayacak şekilde çıkarıldı. Hastanın ameliyat sonrası dönemi sorunsuz seyretti. Ağrıları tamamen geçti. Kapalı ameliyatla yapıldığı için iyileşme çok hızlı oldu. Hastanın ameliyat sonrasındaki dönemi çok rahat geçti ve ameliyat sonrası dördüncü gün hasta taburcu olabilecek duruma geldi. Bu ameliyat tekniğinin çok nadir uygulanıyor olması ve ameliyat sonrasında hastamızın böyle iyi olması, ekip olarak bizleri çok mutlu etmekle beraber, motivasyonumuzu da artıran bir faktör oldu” diye konuştu.

Tekrar sağlığına kavuşmaktan ötürü duyduğu memnuniyeti dile getiren 67 yaşındaki Mehmet Kayalı, “Ameliyat öncesinde çekilemeyecek kadar büyük ağrılar içindeydim. Ameliyatın ardından ağrılarımın yok olduğunu gördükten sonra yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine, Kutsal Hocama, ekibine ve emeği geçen tüm hocalarımıza beni sağlığıma tekrar kavuşturdukları için binlerce kez teşekkür ediyorum” dedi.
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-hastanesinde-onemli-bir-operasyona-daha-imza-atildi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-hastanesinde-onemli-bir-operasyona-daha-imza-atildi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eu-hastanesi-onemli-bir-operasyona-daha-imza-atti/4519/</link>
			<pubDate>Mon, 24 Oct 2022 13:19:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜTF Hastanesinde yenilenen KBB Servisi hizmete açıldı</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalının fiziki ve teknolojik altyapısı baştan sona yenilendi. Yenilenen ve modern cihazlarla donatılan servisin açılışı Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Gürgün, KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Kirazlı, bölüm akademisyenleri ve bağışçıların katılımıyla gerçekleştirildi. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Budak, “Bağışçılarımızın da desteğiyle servisimizin hem tadilatını gerçekleştirdik, hem de tadilattan önce olmayan bazı alt yapı çalışmalarını tamamladık. Servisimizin ihtiyaçlarını tamamen gidermiş olduk. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.

EÜTF Hastanesinde birçok birimi yenileyerek son teknoloji cihazlarla donattıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tüm anabilim dallarında sağlık hizmetlerini son teknolojilere göre yeniledik. Verdiğimiz sağlık hizmeti de Sağlık Bakanlığı nezdinde A Plus konumunda. Gerek pandemi sürecinde gerekse yaşadığımız üzücü depremin ardından hastanemiz adeta İzmir’in yüz akı oldu. Hastanemizin bu güzel performansını daha da artırmak istiyoruz. Araştırma üniversitesi etiketine sahip olmamız, kadro açısından Tıp Fakültemizin yararına oldu. Kalite anlamında da tam akreditasyona sahibiz. Hayata geçirdiğimiz 80’in üzerinde öğrenci odaklı uygulamayla ve somut parametrelere dayalı olarak Türkiye’de ilk defa ‘Öğrencilerin Kariyer Gelişimini En Etkin Şekilde Destekleyen Üniversite’   ödülünü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldık” dedi.

“Sağlık altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz”

KBB Yataklı Servisinin ihtiyaç duyduğu tüm yenilikleri titizlikle gerçekleştirdiklerini belirten Rektör Budak, “Bugün burada kıymetli bağışçılarımızın sağladığı destek ile birlikte Üniversitemizin sağlık alt yapısının kuvvetlendirilmesine yönelik güçlü bir adımı daha atmış bulunuyoruz. KBB servisimizin tadilatını gerçekleştirdik ve yeni cihazlarla modern bir görünüme kavuşturduk. Gerek bağışçılarımıza gerekse hastane personelimize emekleri için teşekkür ediyorum. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalar, sadece üniversitemizin eğitim-öğretim ve araştırma altyapılarına yapılmış katkılar olarak görülmemelidir. Bölge hastaneleri ve araştırma kurumları için de üniversitemizin öncü araştırma üniversitesi kimliğini de kuvvetlendirmektedir. Bu bilinçle sağlık alanına yapılan her yatırımı, bu anlamda kat edilen her mesafeyi çok kıymetli buluyoruz. Göreve geldiğimizden bu yana, bölgemizin ve ülkemizin sağlık ihtiyaçlarına karşı ürettiğimiz çözümleri genişletmek ve güçlendirmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Sağlığın paha biçilemez bir değer olduğunun bilincinde olan ve bu bilinçle hareket eden herkese kendim ve Ege Üniversitesi ailesi adına teşekkür ederim” diye konuştu.

EÜ Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Kirazlı ise, “Servisimizde gerçekleştirilen yenileme çalışmalarında bizlerden maddi manevi desteklerini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak olmak üzere üniversite üst yönetimimize ve değerli bağışçılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eutf-hastanesinde-yenilenen-kbb-servisi-hizmete-acildi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eutf-hastanesinde-yenilenen-kbb-servisi-hizmete-acildi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eutf-hastanesinde-yenilenen-kbb-servisi-hizmete-acildi/4516/</link>
			<pubDate>Thu, 20 Oct 2022 13:27:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜ&#39;de "Hayata el ver" etkinliği</title>
			<description><![CDATA[Dünya genelinde her yıl yüzbinlerce insan ani kalp durması ile karşılaşıyor. Artan sağlık sorunları nedeniyle bireylerde oluşan ani kalp durmalarına karşı ilk yardım hayati önem taşıyor. Bu sebeple Ege Üniversitesi ve Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından “Dünya Kalbi Yeniden Canlandırma Günü” kapsamında “Hayata El Ver” etkinliği gerçekleşti. ]]></description>
		    <news><![CDATA[EÜ 1 No’lu Yemekhane önünde gerçekleştirilen etkinliğe,  EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Gürgün, Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi, Resüsitasyon Derneği Temsilcisi Kubilay Demirağ ile yüksekokul akademisyenleri ve öğrenciler katıldı.

İlk yardım bilgisinin hayat kurtarıcı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cemil Gürgün, “Toplum içerisinde her an ilk yardım uygulaması yapmamız gereken bir durumla karşılaşabiliriz. Böyle durumlarda sağlık ekipleri olaya müdahale etmek üzere olay yerine gelene kadar ilk yardım bilen vatandaşların olması çok önemli. Çünkü ilk yardım, sağlık problemi yaşayan kişinin hayatta kalma şansını artırıyor. Solunum yolunu açmak ve kalp masajına hemen başlamak gibi basit olan uygulamalar önemli ölçüde hayat kurtarıcı olabilir. Bu sebeple konusunda uzman  kişiler tarafından tüm okullarda öğrencilere sertifikalı ilk yardım eğitimi verilmesini ve bunun yaygınlaşmasını istiyoruz.  Etkinliği düzenlememizin en büyük nedeni bu konuda üniversitemiz öğrencilerinin dikkatini çekmek ve bir farkındalık yaratmaktır. Bir cana bile temas edebilsek, kurtarmış olsak tüm dünyaya hayat vermiş gibi olacağız. Bu güzel etkinlikte emeği geçen tüm hocalarımıza ve öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Kalbinize iyi bakın çünkü içinde sevdikleriniz var’ diye konuştu.

“Sadece ellerinizi kullanarak kahraman olabilirsiniz”

Ani kalp durmalarının bütün dünyada önemli bir sorun olduğunu belirten Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ali Ekşi, “Ani kalp durmalarında hastanın tekrar yaşama dönebilmesi için ilkyardım aşamasında temel yaşam desteği uygulamaları denilen kalp masajı ve suni solunumdan oluşan uygulamalar hastanın tekrar yaşamda kalması için çok önemli dedi. Ama dünyada ve bizim ülkemizde de temel yaşam desteği  uygulamalarının yapılabilirlik durumu çok yeterli değil. Dolayısıyla ilkyardım aşamasında bu yapılamadığında kalbi durmuş bir hastada beş dakika sonra beyin ölümü başlıyor. Bu durumda ambulans ekibi olay yerine geldiğinde hastayı canlandırma için yapabilecekleri çok sınırlı kalıyor. Kalbi durmuş bir hastaya sadece ellerinizle kalp masajı yaparak yaşamda kalmasını sağlayabilirsiniz, yani ellerinizle hayat kurtarabilirsiniz. Sadece ellerinizi kullanarak kahraman olabilirsiniz”  dedi.

"Hayata El Ver etkinlikleri, daha fazla insanın yaşamda kalmasını hedefliyor"

Resüsitasyon Derneği Üyesi Prof. Dr. Kubilay Demirağ ise “Amacımız, ani kalp durması yaşayan insanların tekrar yaşama döndürülmesini sağlamak.  Toplumda yaşayan herkes, bu konuyla ilgili eğitim almalı” diyerek ilkyardımın önemini vurguladı. Tüm dünyada Dünya Kalbi Yeniden Canlandırma Günü bazı etkinliklerle kutlanıyor. Ani kalp durmalarında kalp masajı yapmanın önemini vurgulayan ve toplumda farkındalık oluşturmayı hedefleyen "Hayata El Ver" etkinliği, ülkemizin birçok yerinde Resüsitasyon Derneği tarafından gerçekleştirilmektedir. Etkinliklerin hedefi toplumda daha fazla insanın ani kalp durmalarında ilkyardım uygulamaları konusunda eğitim almalarını sağlamak ve daha fazla insanın yaşamda kalmasına yardımcı olmaktır.

Konuşmaların ardından paramedik öğrencileri katılımcılarla birlikte kalp masajı uygulamalarını cansız mankenler üzerinde uyguladı. Etkinliğe Ege Üniversitesi öğrenci ve çalışanları büyük ilgi gösterdi.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-de-hayata-el-ver-etkinligi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-de-hayata-el-ver-etkinligi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eu-de-hayata-el-ver-etkinligi/4513/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Oct 2022 12:17:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>EÜ Diş Hekimliği yurt dışından hasta kabul edecek</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi sağlık turizmine yönelik çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda EÜ Diş Hekimliği Fakültesi çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Fakülte, diş hastalıkları tedavisi ve diş bakımı için hasta alımına hazır hale geldi.]]></description>
		    <news><![CDATA[Ağız ve diş sağlığı konusunda, Türkiye’nin öncü akademik birimlerinden olan Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi sağlık turizmi için çalışmalarını sürdürüyor. Fakülte, çalışmalarına yurt dışından da hasta kabulünü ekledi.
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak konuyla alakalı yaptığı konuşmasında yarım asırdan fazla süredir hem eğitim hem de sağlık hizmeti sunan Diş Hekimliği Fakültesinin, gerek yetkin insan kaynağı, gerek çağın gereklerine uygun olarak yenilenen tedavi üniteleri gerekse yeniden dizayn edilen klinikleri ile dünya standartlarının üzerinde hizmet sunduğunu belirtti. Türkiye’nin alanında en köklü fakültelerinden olan Diş Hekimliği Fakültesinin, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimleri tarafından yapılan ‘Sağlıkta Kalite Değerlendirmesi’ sonucunda puanını 91.98’e yükselterek A Plus Hastane konumunu perçinlediğini dile getiren Rektör Budak, son dönemde yapılan yatırımlarla Diş Hekimliği Fakültesinin uluslararası standartların üzerinde tanı ve tedavi hizmeti sunduğunu vurguladı.

Tam akredite araştırma üniversitesi hizmet ağını ülkemiz sınırlarının ötesini taşıdığını dile getiren Rektör Budak ifadelerine şu şekilde devam etti:

“Ülkemizin ağız ve diş sağlığı konusunda öncü akademik birimlerden olan Diş Hekimliği Fakültemiz, yurt dışından hasta tedavisine başlıyor. Türkiye’nin pek çok ilinden resmi ve özel statüdeki hastaların güç olan tedavilerinin başvurulduğu bir merkez konumundayız. Mevcut yapımıza ilave olarak geçen yıl açılışını yaptığımız Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gerek öğrencilerimize sağladığı uygulamalı eğitim olanağı açısından gerekse sağlık hizmetlerinin kapasitesinin artırılması noktasında fakültemize ciddi katkılar sundu. Modern diş hekimliğinin gerektirdiği tüm klinik uygulamaları başarıyla gerçekleştiren fakültemiz, yurt dışından da hasta kabulüne başlıyor. Uluslararası standartların üzerinde tanı ve tedavi hizmeti sunuyoruz.  Amerika ve Avrupa ülkelerinde diş bakımı için yapılan harcamaların tutarı, ülkemiz şartlarının çok üzerinde seyrediyor. Bu nedenle alternatif arayışlar içine giren yabancı hastalar ülkemizi tercih ediyorlar. İleri teknoloji ekipmanlara sahip olan fakültemiz, son dönemde bölgemizden de yoğun başvuru talebi alıyor. Araştırma ve geliştirme ile klinik uygulamalarıyla da dikkat çeken fakültemiz bundan sonra yurt dışından da hasta karşılamaya hazır.”
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-dis-hekimligi-yurt-disindan-hasta-kabul-edecek.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/10/eu-dis-hekimligi-yurt-disindan-hasta-kabul-edecek_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/eu-dis-hekimligi-yurt-disindan-hasta-kabul-edecek/4511/</link>
			<pubDate>Mon, 17 Oct 2022 11:57:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Tıp Merkezi Yeni Adıyla Hizmet Verecek</title>
			<description><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları çatısı altında hizmet veren MedAmerikan Tıp Merkezi, ismini “Amerikan Tıp Merkezi” olarak yeniledi. MedAmerikan Tıp Merkezi, 25 yıllık sevgiyi, tecrübeyi, sağlıklı ve iyi yaşamı merkeze koyduğu hizmet anlayışını yeni ismi “Amerikan Tıp Merkezi” ile sürdürecek.]]></description>
		    <news><![CDATA[Toplum sağlığına katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdüren ve sağlık sektörünün en beğenilen kurumu olan Amerikan Hastanesi’nin Anadolu yakasındaki tıp merkezi, 25. yılında ismini “Amerikan Tıp Merkezi” olarak yeniledi. Amerikan Hastanesi’nin kurumsal kimliğiyle örtüşecek şekilde oluşturulan “Amerikan Tıp Merkezi” logosu, Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları çatısı altında hizmet veren Amerikan Hastanesi ve Bodrum Amerikan Hastanesi’nde olduğu gibi, aynı kurumsal renkleri ve Koç boynuzu simgesini taşıyor.

“Amerikan Tıp Merkezi”, sağlık alanındaki tüm gelişmeleri ve çalışmaları yakından takip ederek, oluşturduğu tedavi süreçlerini sağlıklı ve iyi yaşamın merkezine koyuyor. Kişiselleştirilmiş tıp ve önleyici sağlık yaklaşımları sunan “Amerikan Tıp Merkezi”, Sağlıklı ve İyi Yaşam Kliniği’nde standart muayene ve tetkikler içeren hazır check-up paketleri yerine, dünya sağlık literatürüne uygun olan ve erken tanıya yönelik tüm sağlık tarama testlerini kişiye özel olarak planlanıyor. Beslenmeden, uyku düzeni kontrolü ve egzersizlere kadar tüm süreçlerde sağlığınızı işin profesyonellerine emanet ediyor.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/03/tip-merkezi-yeni-adiyla-hizmet-verecek.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2022/03/tip-merkezi-yeni-adiyla-hizmet-verecek_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/tip-merkezi-yeni-adiyla-hizmet-verecek/4430/</link>
			<pubDate>Tue, 22 Mar 2022 17:36:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Bebeklerde Ayak Sağlığı</title>
			<description><![CDATA[“Bebeğim yürüteç kullanmalı mı? Çocuğum yürümeye başladı fakat içe basıyor gibi görünüyor, düztaban olabilir mi? Bebeğimin ilk adım ayakkabısını nasıl seçmeliyim?” Bebeğinizin sağlıklı adımlar atması için aklınızdan her gün yüzlerce soru geçiyor olabilir. Adatıp İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İ. Teoman Benli, ailelerden en sık gelen soruları sizler için cevaplandırdı.
]]></description>
		    <news><![CDATA[
	Bebeklerin ayak gelişiminin normal ilerleyip ilerlemediğini nasıl öğrenebiliriz? Gözlem yaparken nelere dikkat etmemiz gerekir?

Anneler, doğumdan hemen sonra hekimin doğum hakkındaki değerlendirmesini mutlaka öğrenmelidir. Doğumun nasıl geçtiği, kordon dolanması, çoğul gebelikler, anne suyunun az olması, yeni doğanda bir takım kas iskelet sistemi problemleri ve böbrek sağlığı doğuştan hastalıklar hakkında ipucu vermektedir. Bebeğin doğumunu takiben morarma oldu mu? Nefes aldı mı? Bu soruların cevapları da yine beyin felci gibi bir takım hastalıkların gelişmesi açısından önemlidir.
Hastaneden çıktıktan sonra anne / baba, bebeğin her altını açtığında ayaklarını görmektedir. Parmak sayısının 5’in altında veya üstünde olduğuna bakmalıdır. Bebekler doğumu takiben dizlerini bükülü ve kalçasını dışa dönük durumda tutarlar, bu en fizyolojik duruştur. Kalçayı ve dizleri düz tutan kundak bağlama, hiperlaksitesi olan çocuklarda gelişimsel kalça çıkığı ile sonuçlanabilir.
Bebeklerin ayak tabanı yağ potin dediğimiz bir tabaka ile kaplı olup, tombiktir. Bu dönemde ayaktaki arklar oluşmaz. “Benim bebeğim düztaban mı?” gibi bir endişe çoğu zaman gereksizdir.
Bebek ayaklarının içe veya dışa aşırı dönüklüğü varsa mutlaka bir ortopediste başvurulması gerekir. Yumru ayak (Pes Ekinovarus – PEV) denilen ayak deformitesi en sık görülen deformite olup, erken tedavi ile cerrahiye gerek kalmadan tamamen düzeltilebilmektedir. Yumru ayakta ayağın iç kısımında gamze vardır. Topuk ve ayak parmakları içe dönük ve ayak bileğinde aşağı doğru eğiklik vardır.

	Bebeklerin ayaklarının sağlıklı gelişimi için aileler nelere dikkat etmelidir? Bebeklerin ayak sağlığı için doğduğu andan itibaren kullanılan patiklerin seçimi nasıl olmalıdır? Her patik türü bebekler için uygun mudur?
	Aslında tamamen normal bir ayakta kullanılacak özel patikler yoktur. Bebeğin ayağını sıkmayan ve yumuşak tabanlı olan her patik olabilir. Bakım için onarıcı kremler kullanılabilir. Ayak tırnakları asla dipten kesilmemelidir.
	Çocukların büyük bir çoğunluğunda belirli bir yaşa gelene kadar içe basma görülmekte. Bu kalıcı bir hale gelebilir mi? Kalıcı olmaması için nelere dikkat edilmesi gerekir?

Genellikle kız bebekler 12-15, erkek bebekler 15-18 ay arası yürürler. Biraz önce bahsettiğim gibi ayağın iç tarafındaki iç ark ve ayak önünde yer alan enlemesine ark - ya da çukurluk diyelim – 5 yaşında oluşur. Gelişimsel esnek düztabanlık ancak 5 yaşından sonra değerlendirilebilir. Doğuştan düztabanlıklar zaten ileri derecede deformedir ve hemen ayırt edilir. Çoğu ebeveyn, anneanne ve babaannelerin zorlamasıyla doktorların kapısını aşındırır. Bu yüzden bu duruma “torununu içe basıyor zanneden babaanne hastalığı” diyoruz. Çoğu kaygılanılan durum genellikle normal gelişimin bir parçasıdır.


	Bebeklerde / çocuklarda en sık görülen ortopedik problemler nelerdir? 

Birçok ülke ve bölgeye göre en sık problemler değişmekle birlikte, ülkemizde çocuk ortopedisi derneğinin de öne koyduğu en sık görülen problemler gelişimsel kalça çıkığı, çarpık ayak ve beyin felci gibi hastalıklardır. Bu problemlerin görülme sıklığının azalmasını sağlamak için her bebeğe 1. ayda kalça ultrasonografisi çekilmekte ve kalça çıkığı erken dönemde yakalanmaya çalışılmaktadır.


	Çarpık ayak nedir? Nasıl bir tedavi yöntemi uygulanır?

Çarpık ayak veya yumru ayak doğuştan ayak iç arkının aşırı olmasıyla giden ve ayaktaki küçük kemiklerde çıkık görülen bir deformitedir. Günümüzde bu deformiteyi “Ponsetti Yöntemi” yani haftalık tekrarlayan alçılarla 3-4 ay içerinde tedavi edebilmekteyiz.


	Çocuklar kaçıncı aydan sonra yürümeye başlamazsa aileler bir uzmana danışmalıdır?

Yukarıda da değindiğim gibi 18 aya kadar yürümeyen çocuklarda doğuştan kalça çıkığından şüphe edilmeli ve bir ortopediste götürülmelidir.


	Bebeklerde yürüteç kullanımı zararlı mıdır? Bebeğin kemik gelişimi için olumsuz bir etki oluşturabilir mi? Yürüme kabiliyetini etkiler mi? 

Bu gerçekten önemli bir soru. Çocukların fizyolojik zamanlarda belirli hareketleri başarabilmesi beklenir yani asla vaktinden önce zorlanmamalıdır. Yürüteç, hoppala askısı, örümcek ve benzeri gereçler diz gelişimini bozarak Blount hastalığına ve dizlerde çarpıklığa yol açabilir. 9 aydan önce bu tür gereçler asla kullanılmamalıdır.


	İlk adımı atan bebekler için doğru ayakkabı seçimi nasıl olmalıdır? 

Yumuşak lastik altlı ve arka kısmında destek (ford) olan genellikle spor ayakkabılar tercih edilmelidir. Kösele ve kaygan tabanlı ayakkabılar kesinlikle kullanılmamalıdır.
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/11/bebeklerde-ayak-sagligi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/11/bebeklerde-ayak-sagligi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/bebeklerde-ayak-sagligi/4297/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 09:44:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title> Tepecik Hastanesi&#39;nde Çocuk Bağırsak Yetmezliği Rehabilitasyon Kliniği Açıldı</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de İnce bağırsak  naklinin yapıldığı ilk ve tek merkez olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde  Çocuk İntestinal Yetmezlik (Bağırsak Yetmezliği) ve Rehabilitasyon  Kliniği açıldı.]]></description>
		    <news><![CDATA[ 
2010 yılından bu yana  çocuk ince bağırsak nakli konusunda Türkiye’de ilk ve tek merkez olan Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne  giderek başvuru sıklığının artması ve ihtiyaçlar göz önünde tutularak Çocuk İntestinalYetmezlik ve RehabilitasyonKliniği açıldı.
Bağırsak yetmezliği  tanısı olan hastalarda  bağırsağın adaptasyonunu sağlayarak hastaların ince bağırsak nakli gerekmeden hayatlarına devam etmelerini sağlamak amacıyla açılan klinik  ile  Tepecik Hastanesi, ülkemizde çocuk ince bağırsak nakli ve çocuk intestinal rehabilitasyon tedavisinin yapıldığı tek merkez oldu.
 
 
Kısa bağırsak sendromu ve bağırsak yetmezliği ile ilgili bilgi veren Çocuk İntestinalYetmezlik Kliniği Sorumlusu aynı zamanda Çocuk Gastroenteroloji Eğitim sorumlusu ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Maşallah Baran “Kısa bağırsak sendromu,  yeterince ince bağırsağınız olmadığı için vücudunuzun  yediğiniz gıdalardan yeterli besinleri ememediği bir durumdur. İnce bağırsak, yediğiniz besinlerin çoğunun sindirim sırasında vücudunuza emildiği yerdir. İnce bağırsağın bölümlerinin cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirebilecek durumlar;Crohn hastalığı, kanser, travmatik yaralanmalar ve bağırsaklara kan sağlayan arterlerdeki kan pıhtıları  nedeniyle kısa bağırsak sendromu oluşabilmektedir” dedi.
 
Kalan Bağırsağın Adaptasyonu Sağlanıyor
Çocuklarda ise,  İnce bağırsağın bazı kısımlarının doğumda eksik veya hasarlı olduğu durumlarda,  bebeklerin kısa bir ince bağırsakla doğabildiğini  veya cerrahi olarak çıkarılması gereken hasarlı bir ince bağırsağın alınması durumunda kısa bağırsak gelişebildiğini belirten Prof. Dr. Baran“Günümüzde erken doğumların artması ve bunlara paralel olarak NEK (nekrotizanenterokolit) gibi erken bebeklikte görülen bağırsak komplikasyonlarına bağlı olarak cerrahi sonrası hasarlı bağırsağın alınması sonucu,  kısa bağırsak sendromu denilen tablo görülebilmektedir.  Günümüz dünyasında bağırsak yetmezliği tedavisinde rehabilitasyon tedavisi önemli yer tutmaktadır. Tedaviye yanıtsız hastalarda ise ince bağırsak nakli diğer bir seçenektir. İntestinal rehabilitasyondaki ana hedefimiz , kalan bağırsağın adaptasyonunu sağlayarak hastaların ince bağırsak nakli gerekmeden hayatlarına devam etmelerini sağlamaktadır” diye konuştu.
 
 
 
 
 ]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/08/tepecik-hastanesi-nde-cocuk-bagirsak-yetmezligi-rehabilitasyon-klinigi-acildi.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/08/tepecik-hastanesi-nde-cocuk-bagirsak-yetmezligi-rehabilitasyon-klinigi-acildi_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/tepecik-hastanesi-nde-cocuk-bagirsak-yetmezligi-rehabilitasyon-klinigi-acildi/4174/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Aug 2021 10:37:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title> Ankilozan Spondilit Bel Fıtığı ve Kalp Spazmı İle Karıştırılabiliyor  </title>
			<description><![CDATA[Memorial Sağlık Grubu, “Memorial Bilimsel Toplantıları” kapsamında “Ankilozan Spondilit Hastalarına Güncel Yaklaşımlar” konulu önemli bir toplantıyı daha gerçekleştirdi. Pandemi dolayısıyla online olarak gerçekleştirilen toplantı, alanında uzman isimleri buluşturdu. Toplumda sıkça bel fıtığı ve kas spazmı ile karıştırılarak tedavisi geciktirilebilen Ankilozan spondilitin erken tanı ve doğru tedavi planlaması ile kontrol altına alınabildiği vurulandı ve güncel yaklaşımlar masaya yatırıldı. ]]></description>
		    <news><![CDATA[Moderatörlüğünü Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü ile Omurga Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Emre Acaroğlu ve Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi’nden Doç. Dr. Onur Yaman’ın yaptığı toplantı 14 Temmuz tarihinde online olarak gerçekleştirildi. Ankilozan spondilitin multidisipliner olarak ele alındığı toplantıda; Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastaneleri Romatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Senem Tekeoğlu “Medikal Tedavi”, Memorial Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer, “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun Önemi”, Memorial Bahçelievler Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Kürklü “Kalça ve Diz Cerrahisi”, Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastaneleri Omurga Sağlığı Merkezi’nden Doç. Dr. Salim Şentürk “Omurga Cerrahisi” konularında önemli paylaşımlarda bulundu.

“Kalıcı sakatlıklara ve yaşam kalitesinin düşmesine neden oluyor”

Katılımın yoğun olduğu toplantı ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emre Acaroğlu, “Ankilozan spondilit çok yaygın bir hastalık olmamasına rağmen, neden olduğu deformiteler ve sakatlıklar nedeniyle hem kamuoyunda hem de tıp camiasında bilinen ve oldukça tartışılan bir sorundur. Toplantıda Ankilozan spondilit hastalığını multidisipliner bir yaklaşımla inceleyip, hem tıbbi hem de cerrahi tedavisi konusunda yenilikleri öğrenerek paylaştık” dedi. 

 “Düzenli takip ile konforlu bir yaşam mümkün”

Ankilozan spondilitin romatizmal bir hastalık olduğunu dile getiren ve tedavisinin Romatoloji, Fizik Tedavi, Beyin Cerrahisi ve Ortopedi hekimlerinin multidisipliner bir yaklaşımla yürütmesi gereken bir süreç olduğunu söyleyen Doç. Dr. Onur Yaman, “Tedavi sürecinde özellikle romatoloji hekimlerimizin bizlere büyük desteği olmaktadır. Ancak kronik bir hastalık olduğu için özellikle omurga, kalça, dizde ve eklemlerde bozukluğa neden olmakta, eklem hareket açıklığını azaltmaktadır. Bu hastalar bir süre sonra medikal tedavi ile birlikte fizik tedavi ve ilerleyen dönemlerde de cerrahi müdahalelere ihtiyaç duymaktalar. Omurga cerrahisi olarak biz bu hastalara özellikle ilerleyen dönemlerde en temel sorunları olan giderek öne bükülmeleri sonucunda sırtlarında gelişen kifoz yani kamburluk sorunu konusunda destek olmaktayız” diye konuştu.

“Genç erişkinlerde sık görülüyor”

Ankilozan spondilitin belirtilerinin kas spazmı ya da bel fıtığı ile karıştırıldığını vurgulayan Uz. Dr. Senem Tekeoğlu, iltihaplı bir eklem romatizması olan Ankilozan spondilitin daha çok omurga, leğen kemiği ve kalça eklemlerini tuttuğunu belirtti. Hastalığın genç erişkin erkeklerde daha sık izlendiğini aktaran Dr. Tekeoğlu “Ankilozan spondilit hastaları çoğunlukla kas spazmı ve bel fıtığı tanılarıyla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Ancak tedaviye rağmen şikayetleri geçmeyen, 3 aydan uzun süre sabahları veya uzun süreli hareketsizlik sonrası ortaya çıkan, hareketle azalan bel ağrısı olan, özellikle de akrabalarında Ankilozan spondilit bulunan hastalara teşhis konulabilmesi için detaylı araştırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/08/ankilozan-spondilit-beel-fitigi-ve-kalp-spmazmi-ile-karistirilibiliyor.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/08/ankilozan-spondilit-beel-fitigi-ve-kalp-spmazmi-ile-karistirilibiliyor_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/ankilozan-spondilit-bel-fitigi-ve-kalp-spazmi-ile-karistirilabiliyor/4172/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 10:32:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>BRISTOL MYERS SQUIBB Türkiye&#39;den İsviçre&#39;ye Önemli Atama</title>
			<description><![CDATA[BMS yurt içinde ve yurt dışında sunduğu kariyer fırsatlarıyla çalışanlarının gelişimlerine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor. BMS Türkiye Kıdemli Hasta Güvenliği Müdürü Fulya Yasan, BMS İsviçre ofisinde görev yapmak üzere Farmakovijilans ve Yaşam Döngüsü Yönetimi Kalite Yardımcı Direktörü olarak atandı.]]></description>
		    <news><![CDATA[Tüm dünyada yenilikçi ilaçları geliştirerek pazara sunan lider biyofarma şirketi Bristol Myers Squibb’in Türkiye Kıdemli Hasta Güvenliği Müdürü Fulya Yasan, 1 Temmuz itibarıyla İsviçre ofisinde Farmakovijilans ve Yaşam Döngüsü Yönetimi Kalite Yardımcı Direktörü olarak görev yapmaya başlayacak.

Fulya Yasan yeni görevinde Klinik Güvenlilik/Farmakovijilans, Ruhsatlandırma ve Medikal İşler faaliyetlerine ilişkin kalite yönetim sisteminin kontrollerini sağlamanın yanı sıra Sağlık Otoritesi Farmakovijilans denetimlerini desteklemek ve yönetmekten sorumlu olacak. 

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olan ve Farmakoloji Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans yapan Fulya Yasan Mart 2018'de BMS Türkiye’ye Ülke Farmakovijilans Müdürü olarak katıldı.

BMS’e katılmadan önce 7 yıla yakın bir süre Celgene İlaç Güvenliliği ve Risk Yönetimi Uluslararası ekibinin üyesi olan Fulya Yasan, birçok risk yönetim sürecinde aktif rol oynadı. 12 yılı aşkın sektör tecrübesi bulunan ve başarılı işlerde görev alan Yasan, 2015 ve 2017 yıllarında Celgene Global İlaç Güvenliliği ve Risk Yönetimi Ülke Mükemmellik Ödülleri ile 2016 yılında Hasta Risk Yönetiminde Mükemmellik Ödülü'nü aldı.

Aynı zamanda BMS’in, iş yerinde çeşitliliği ve dahiliyeti ön plana çıkararak kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarına yönelik çalışmalarını sürdürdüğü B-NOW CEETII ekibinde proje liderliği ve Türkiye B-NOW ekip liderliği görevlerini üstlendi. B-NOW misyonunu desteklemek için bölgesel ve yerel faaliyetlerin uygulanmasında aktif çalışmalarda bulundu. 

Bristol Myers Squibb Hakkında: Kanser hastaları için daha güzel bir gelecek yaratmak

Bristol Myers Squibb (BMS) faaliyetlerinde hastaların yaşamlarını bilim yoluyla dönüştürme vizyonundan ilham almaktadır. BMS, kanser gibi ciddi hastalıklarla mücadele eden hastaların hayatta kalma beklentilerini önemli oranda değiştirmiştir. Kişiye özel tedavi yaklaşımıyla yeni alanlar keşfetmekte ve odaklı araştırmalardan elde edilen verileri dijital platformlar aracılığıyla içgörülere çevirmektedir. Yeni yetenekler ve keşif platformları şirketin kansere farklı açılardan bakarak, kanseri teşhisten tedaviye kadar her yönüyle değerlendirmesine olanak sağlamaktadır. BMS immüno-onkoloji, hematoloji, immünoloji ve viroloji alanlarında faaliyet göstermektedir.  İmmüno-onkolojinin öncü firmalardan biri olarak BMS, tüm dünyada ciddi hastalıklarla mücadele veren hastaları daha iyi bir geleceğe sahip olabilmeleri için desteklemeye devam etmektedir. Temelleri 134 yıl önceye dayanan BMS, Türkiye’de 1995 yılından beri faaliyetlerine devam etmektedir
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/07/bristol-myers-squibb-turkiye-den-isvicre-ye-onemli-atama.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/07/bristol-myers-squibb-turkiye-den-isvicre-ye-onemli-atama_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/bristol-myers-squibb-turkiye-den-isvicre-ye-onemli-atama/4109/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 10:56:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>AstraZeneca Türkiye, “Türkiye&#39;nin En İyi İşverenleri&quot; arasında</title>
			<description><![CDATA[“Yaşama değer katan ilaçları keşfetmek için bilimin sınırlarını zorlamak” hedefiyle, hastaların hayatlarında anlamlı bir fark yaratmak için çalışan AstraZeneca Türkiye, Great Place to Work Enstitüsü’nün 29 Nisan 2021 tarihinde açıkladığı “Türkiye’nin En İyi İşverenleri – Great Place to Work Listesi”nde 250-500 çalışan kategorisinde yerini aldı.

]]></description>
		    <news><![CDATA[AstraZeneca Türkiye, Great Place to Work Enstitüsü tarafından Türkiye’de dokuzuncu kez düzenlenen ‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ listesinin 250-500 çalışan kategorisinde yerini aldı. Araştırma, geliştirme, temel ilaçların ve uzmanlık ürünlerinin üretimi ve sağlığın hizmetine sunulması alanında faaliyet gösteren, dünyanın önde gelen yenilikçi ve araştırmacı ilaç şirketlerinden biri olan AstraZeneca Türkiye dördüncü kez bu listeye girmeye hak kazanan şirketlerden biri oldu. 

“Türkiye’nin En İyi İşverenleri arasında olmak motivasyon kaynağı”

AstraZeneca Türkiye’nin başarısını değerlendiren AstraZeneca Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Feyza Aysan şunları söyledi: “Başarımızda, insana değer veren, yenilikçi, eşitlikçi ve güvenilir insan kaynakları kültürümüzün etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.  Her şeyden önce insana değer veren bir şirket olarak bu listede yer almak hepimiz için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. İçeride yaşadığımız güven kültürünün global olarak kabul gören organizasyonlar tarafından da takdir ediliyor olması bizler için büyük mutluluk kaynağı. ’İnsana Saygı’ ilkemiz doğrultusunda önce insanı merkeze koyarak çalışanlarımızın iş-özel yaşam dengesini ve çalışan bağlılığını sağlama odaklı esnek çalışma ve esnek yan haklar gibi pek çok motivasyonel uygulamayı Türkiye’de hayata geçiren ilk firmalardan biriyiz. Sürdürülebilir başarıyı hedefleyen, üretken, insana değer veren yenilikçi ve eşitlikçi insan kaynakları kültürümüzle sürekli gelişime inanıyoruz. AstraZeneca İnsan Kaynakları Ekibi olarak yeni trendleri takip edip AstraZeneca’ya uyarlıyor, çalışanlarımızı iş hayatlarında destekleyerek başarılı olmalarını sağlayacak fırsatlar oluşturmak için çalışıyoruz. Sadece bilimsel anlamda öncülerden biri olmakla da yetinmiyor içinde faaliyet gösterdiğimiz toplumlara ve doğaya katkı sağlamaya yorulmadan devam ediyoruz. AstraZeneca Türkiye olarak kurumsal değerlerimize, sürdürülebilirliğe, yenilikçi tedavileri sağlığın hizmetine sunmaya, iyi bir işyeri olmaya ve çalışan gelişimine olan bağlılığımızla daha nice başarılara imza atacağız.”
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/astrazeneca-turkiye-turkiye-nin-en-iyi-isverenleri-arasinda.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/astrazeneca-turkiye-turkiye-nin-en-iyi-isverenleri-arasinda_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/astrazeneca-turkiye-turkiye-nin-en-iyi-isverenleri-arasinda/4074/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Apr 2021 21:59:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Dünyagöz İzmir Mayıs&#39;ta Hizmetinizde!</title>
			<description><![CDATA[Türkiye’nin göz sağlığındaki güçlü ve global markası olan Dünyagöz Hastaneler Grubu, 25. yılında İzmir’e güçlü bir merhaba diyor! Son teknoloji ile donatılmış alt yapısı, uzman kadrosu ve vizyoner duruşuyla Dünyagöz İzmir, 50 yataklı otel konforuna sahip hastanesini Mayıs ayında tüm İzmirlilerin hizmetine açıyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[1996 yılından beri göz sağlığı alanında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, binlerce vaka deneyimine sahip güçlü medikal kadrosu ve ileri teknolojik alt yapısıyla şimdi de İzmirlilere göz sağlığı hizmeti sunacak.
Hizmet vermeye başladığı günden bu yana tam 25 yıllık tecrübesiyle sadece göze odaklanarak göz sağlığına dair tüm sorunlara farklı çözümler sunan Dünyagöz Hastaneler Grubu, Türkiye’de 21. dünyada ise 30. şubesi olan İzmir hastanesini hizmete açıyor. Gözün tüm branşları ile başta miyop, hipermetrop ve astigmat tedavilerinde kullanılan iLasik, PRK / Lasek ve Smile gibi lazer teknolojilerinden, ileri teknoloji ürünü akıllı göz içi merceklerinin kullanıldığı lazerli katarakt ameliyatlarına ve yakın görme tedavilerine; mikro cerrahi tecrübesi gerektiren kornea hastalıklarının tedavisinden, diyabete bağlı göz hastalıklarının tedavisine; retina hastalıklarından, göz nörolojisi, göz çevresi estetiği, glokom ve üveit tedavisine kadar yetişkin ve çocuk göz sağlığına dair tüm alanlarda tam donanımlı teşhis ve tedavi hizmeti sunuyor.
Her türlü teknolojik altyapının düşünüldüğü 12,000 m2’lik akıllı binasında ileri teknolojiye sahip 7 adet ameliyathanesi ile İzmir ve çevre illerden gelecek hastalarına göz sağlığı hizmeti veren Dünyagöz, binlerce vaka deneyimine sahip medikal kadrosuyla İzmir’e Merhaba diyor.]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/dunyagoz-izmir-mayis-ta-hizmetinizde.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/dunyagoz-izmir-mayis-ta-hizmetinizde_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/dunyagoz-izmir-mayis-ta-hizmetinizde/4073/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Apr 2021 21:54:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>“Cumhurbaşkanımızın destekleriyle hastanemizi yerinde yenileyeceğiz&quot;</title>
			<description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesinin yerinde yenilenmesi için EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yürüttüğü çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.]]></description>
		    <news><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile son Başbakan ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın özel olarak desteklediği proje kapsamında, hastanede bilgilendirme toplantılarının düzenlendiğine dikkat çeken Rektör Budak, “Geniş bir katılımla hocalarımızın ve çalışanlarımızın da görüşleri alınarak yeni hastanemizin projesi üzerine toplantılar düzenliyoruz. Bu toplantılar sonucu hastanemizin projesi hazırlanacak ve yapım için ihale süreci başlayacak” diye konuştu.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesinin yerinde yenilenmesi için yoğun bir çalışma yürütüyor. Etüt proje ihalesi tamamlanan hastane inşaatıyla ile ilgili hastanede düzenlenen bilgilendirme toplantısında Rektör Budak, EÜTF anabilim dalı başkanlarıyla bir araya geldi. 2018 yılında İzmir’e gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı havalimanında 400’e yakın Egeli akademisyenle karşıladıklarında tek taleplerinin hastanenin yerinde yenilenmesi olduğunu hatırlatan Rektör Budak, “Cumhurbaşkanımız o dönem talebimizi geri çevirmedi ve çalışmalara başlanması için talimat verdi. Üniversite hastanemiz büyük bir yapı ve gerek bölgemizin gerekse de kentimizin en önemli sağlık üslerinden birisi. Geçen Ekim ayında yaşadığımız deprem felaketinde hastanemizin ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu gözler önüne serildi. Deprem ülkemizin bir gerçeği ve hastanemizin de yenilenmesi gerekiyor. Bu gereklilikten yola çıkarak sürdürdüğümüz çalışmalarımızda önemli bir aşamayı geride bıraktık” dedi.

“PROJE ORTAK AKILLA ÇİZELECEK”

EÜTF Hastanesinin ihtiyaçlarını karşılayacak en iyi projenin çizilmesi için geniş katılım ve ortak aklın önemine vurgu yapan Rektör Budak, “Şu aşamada anabilim dalı başkanlarımızın fikirlerini alıyoruz, daha sonra bölüm bazlı toplantılar düzenlenecek. İhtiyaçlar doğrultusunda ortak akılla en uygun projenin hazırlanmasını ve önümüzdeki on yıllar boyunca hastanemizin kentimize, bölgemize ve ülkemize hizmet vermesini istiyoruz” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR

Ege Üniversitesinin ulusal ve uluslararası başarılarıyla gurur duyduğunu ifade eden Rektör Budak, “Donanımlı akademik kadromuz ülkemizin geleceğini oluşturacak gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmek için yoğun bir çaba harcıyor. Gerek akademik faaliyetlerimiz gerek sağlık hizmetleri anlamında gerekse eğitimde üniversitemizle gurur duyuyoruz. Hastanemizin yerinde yenilenmesi için destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, son Başbakanımız ve İzmir Milletvekilimiz Binali Yıldırım’a teşekkür ediyoruz. Şu an daha işin başındayız. Bundan sonraki süreçte proje oluşturulacak ve yapım ihalesine çıkılacak. Hastanenin de kısa süre içinde yerinde yenilenmesi sağlanacak” dedi.

 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/cumhurbaskanimizin-destekleriyle-hastanemizi-yerinde-yenileyecegiz.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/cumhurbaskanimizin-destekleriyle-hastanemizi-yerinde-yenileyecegiz_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/cumhurbaskanimizin-destekleriyle-hastanemizi-yerinde-yenileyecegiz/4057/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 00:42:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Depresyon Negatif İyonlar ile Kontrol Altına Alınabilir </title>
			<description><![CDATA[Bahar aylarında havadaki elektrik yükünün artmasına bir de dünyayı etkisi altına alan koronavirüs eklenince depresyon belirtileri kendini göstermeye başladı. Uzmanlar, negatif iyon tedavisi ile mevsimsel depresyonların kontrol altına alınabileceğini söylüyor. LoncaMed Proje Koordinatörü Kemal Pekpak bu teknolojinin artık Türkiye’de olduğunun müjdesini verdi. ]]></description>
		    <news><![CDATA[ 

Araştırmalara göre havadaki elektrik akımları ruh halimizi, enerjimizi ve sağlığımızı ciddi anlamda etkiliyor. Bilgisayar, teknolojik aletler, havalandırma sistemleri gibi etmenler yoğun pozitif üretimine sebebiyet veriyor.  “Bu pozitif iyonlar bizlerin kendimizi yorgun, depresif ve sinirli hissetmesine sebep olabilir diyen Kemal Pekpak sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın en sakin ve dinlendirici yerlerinde negatif iyon yoğunluğu olduğu uzmanlar tarafından dile getiriliyor.   Pozitif iyonlar bizim kendimizi yorgun, depresif ve sinirli hissetmemize sebep olabiliyor. Evinizdeki iyon dengesini oluşturmak stresli bir yaşam tarzının beraberinde getirdiği halsizliği ve depresyon halini yenmenize yardımcı olabilir. Columbia Üniversitesi ve New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda yüksek yoğunlukta negatif iyon içeren ortamlar mevsimsel depresyon SAD, hastalığında anti-depresan etkisi yapıyor” açıklamasında bulundu. 
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/depresyon-negatif-iyonlar-ile-kontrol-altina-alinabilir.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/04/depresyon-negatif-iyonlar-ile-kontrol-altina-alinabilir_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/depresyon-negatif-iyonlar-ile-kontrol-altina-alinabilir/4050/</link>
			<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 16:12:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title>Talepleri Karşılanana Kadar Siyah Forma Giyecekler</title>
			<description><![CDATA[Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Başkanı Dr. Gürsel Özer; sahada çalışan Aile Hekimliği çalışanları olarak müthiş bir özveriyle çalıştıklarını, çalışmaya da devam ettiklerini, . ancak bugüne kadar olan tüm hak ediş kayıplarının telafi edilmesini talep ettiklerini söyledi. Haklı talepleri karşılanana kadar, siyah formalarıyla çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.   ]]></description>
		    <news><![CDATA[Aile hekimliği çalışanlarının sahadaki sesi ve haklarının savunucusu olarak çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Özer; “Sağlık çalışanları, geçmiş yıllardan bu yana zorlu ve imkansızlıklarla dolu sağlık hizmetleri sürecini düzeltmek için yıllarca zorunlu hizmet de dahil her türlü sorunu göğüslemiştir. Tüm bu çalışmalar sonucunda yeni doğan ölümleri ve anne ölümleri gibi ülkelerin gelişmişlik düzeyi açısından büyük göstergelerden olan sağlık rakamları, Aile Hekimliği Çalışanlarının emekleri ile iyileştirilmiş seviyelere çekilmiştir. Gebe izlemleri, bebek izlemleri, gebe bebek aşılamaları, okul taramaları ile sağlığın korunması ve iyileştirilmesine aile hekimliği çalışanlarının yadsınamaz emeği ile ulaşılmıştır. Yaşanılan salgında tüm dünyanın imrenerek izlediği Covid19 aşılama başarısı, ‘Aile Hekimliği Çalışanlarının’ göğsünde taşıyacağı birer madalya olarak yerini almıştır” dedi.

Verdiği maaş örneklerinin kabul edilemez olduğunu ve gecikmeden oranların yaşanabilir düzeye alınması gerektiğinin belirten Özer, “Maalesef Ocak 2021 itibariyle, açlık sınırı: 2.651,87 TL, yoksulluk sınırı: 8.638,02 TL, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.222,48 TL olmuş iken Aile hekimliği birimlerin de görev yapan Aile hekimlerine Ocak 2021 itibariyle ödenen baz birimlerde maaş 4100 ,  (Aile Sağlığı Çalışanları) ASÇ’lere, 2.730 TL’dir. Bölgesel farklarla birlikte bu maaş daha da alt seviyelere inebilmektedir.  Baz hak edişli birimlerde hekim maaşları yoksulluk sınırının altındadır ve ek zam zorunludur. Aksi takdirde devlet asgari ücretin altında personel çalıştıracak konuma düşecektir.” diye konuştu.

Aile hekimliği çalışanlarının beklentilerinin karşılanması gerektiğine dikkat çeken Özer bunları şöyle sıraladı:

•        Bu güne kadar çözülmesi gereken sağlıkta etkin uygulanabilir şiddet yasasının bir an önce çıkartılmasının sağlanması öncelikli olarak gündeme ve alınmalı gereği yapılmalıdır.

•        ALO184 şikâyet hattı olarak kullanılan telefon numaralarını kullanımına son verilmelidir.

•        İllerde sağlık yöneticilerinin keyfekeder hukuksuz uygulama ve talepleri ile aile hekimliği çalışanlarına mobbing düzeyindeki uygulama ve taleplerine son verilmelidir.

•        Hak edişler ivedilikle en fazla 2000 kayıtlı kişi baz alınarak hesaplanmalı ve kayıtlı kişi sayısı da belli bir planlama dahilinde bu seviyelere çekilmelidir.

•        Aile Sağlığı Çalışanı – ASÇ’si olmayan aile hekimliği birimlerinin eksikliğinin biran evvel atamalarla giderilmesi için kadrolar, alımlar yapılmalı ve 657 sayılı kanun kapsamında  istihdam modeline geçilmelidir.

•        Sağlık raporlarının her isteyen kurum veya kuruluşun hiçbir yasal altyapısı olmadan aile hekimliği birimlerine yönlendirerek,  kişilerin rapor alma taleplerine son verilmeli ve bu konuda yasal düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.

•        Aile Sağlığı Merkezleri kamu tarafından inşa edilmeli ve  uygunsuz fiziki koşullarda sağlık sunumu yapılması sonlandırılmalıdır.

•        Salgının önlenmesinde yol gösterici olan bilim kurulunda aile hekimliği akademisyenleri, aile hekimliği örgüt temsilcilerinin olması zorunludur bir an önce gereği yapılmalıdır.
]]></news>
		    <image>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/03/talepleri-karsilanana-kadar-siyah-forma-giyecekler.jpg</image>
		    <thumb>https://www.saglikhaberajansi.com/images/haberler/2021/03/talepleri-karsilanana-kadar-siyah-forma-giyecekler_t.jpg</thumb>
			<link>https://www.saglikhaberajansi.com/talepleri-karsilanana-kadar-siyah-forma-giyecekler/4045/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 16:21:23 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>