Obezite İnsülin Direnci İçin Risk Faktörü Oluşturuyor

Özellikle artan vücut ağırlığı ile insülin direnci arasında sıkı bir bağ bulunuyor. Fazla kilolu bireylerde insülinin vücutta gösterdiği etki ile normal ağırlıkta olan bireylerin vücudunda gösterdiği etki birbirinden oldukça farklı. Sabri Ülker Vakfı’nın derlediği bilgiler obezitenin insülin direnci üzerinde risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Obezite İnsülin Direnci İçin Risk Faktörü Oluşturuyor

Özellikle artan vücut ağırlığı ile insülin direnci arasında sıkı bir bağ bulunuyor. Fazla kilolu bireylerde insülinin vücutta gösterdiği etki ile normal ağırlıkta olan bireylerin vücudunda gösterdiği etki birbirinden oldukça farklı. Sabri Ülker Vakfı’nın derlediği bilgiler obezitenin insülin direnci üzerinde risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Obezite İnsülin Direnci İçin Risk Faktörü Oluşturuyor
30 Ağustos 2021 - 12:18

İnsülinin vücudumuzda pankreastaki hücreler tarafından üretilen önemli bir hormon olduğu biliniyor. Pankreasın sahip olduğu hücreler tarafından üretilen insülin hormonu sağlıklı bireylerde ve normal koşullarda kandaki glikoz yükseldiği zaman pankreastan birkaç dakika içinde salgılanıyor. Sağlıklı bireylerde her besin tüketiminde sonra alınan besinlerin enerji haline dönüşmesini sağlamak için pankreas tarafından insülin üretiliyor. İnsülin direnci sağlıklı bireylerde yemek sonrasında yemek öncesine göre 5-15 kat artış gösteriyor. Bu artış düzeyini ise tüketilen yemek örüntüsü belirliyor. Artan insülin düzeyi, kan şekerinin kullanımını düzenleyerek, kandaki glikozun yüksek düzeylere çıkmasını önlüyor ve kandaki glikozun hedef hücre içine girmesini sağlıyor.

Tükettiğimiz besinlerin yapısında bulunan karbonhidratlar (basit ve kompleks şekerler), sindirime uğradıktan sonra vücutta bulunan enzimler ile şekere (glikoza) dönüşüyor. Glikoz ise kan ile vücudun tüm kısımlarına taşınıyor. Böylece, vücudumuzun ana besin kaynağı olan glikoz hücrelere enerji kaynağı oluyor.   İnsülin direncini basitçe tanımlamak gerekirse, kanda insülinin artmasına rağmen bu hormonun işlevini tam olarak gerçekleştirememesidir. İnsülin direnci glikozun kan yoluyla hücrelere taşınmasında görülen yetersizlik ve hiperinsülinemiye neden olan bir durumdur. Bunun sonucunda da kanda glikoz seviyesinde artış görülürken, hücrelerin içerine geçen glikoz miktarında da bir düşme görülür.

Obezite insülin direncini tetikliyor!

Obezitenin oluşumunda kalıtımsal ve çevresel birçok faktör rol oynuyor. İnsülin direncinin gelişiminde birçok farklı mekanizma olsa da obezite en yaygın görülen neden olarak karşımıza çıkıyor. Obezitede insülin direncinin nedeni kısmen insülin reseptör sayısındaki azalma ve artmış insülin seviyesine rağmen bu insülinin fonksiyonlarını yeterince yapamamasından kaynaklanıyor. Özellikle karın çevresinde yağlanmanın yaygın olduğu obezitede karında toplanmış yağ hücrelerinin lipolitik aktivileri çok yüksek olup, dolaşıma sürekli olarak yağ molekülleri salınıyor. İnsülin duyarlılığı beden kütle indeksi ve vücuttaki yağ miktarı ile ters ilişkili gösteriyor. Vücut yağımız ve ağırlığımız azaldıkça insülin duyarlılığının arttığı gözlemlenirken vücut ağırlığımız ve vücuttaki yağlanma arttığında ise insülin duyarlılığı azalıyor.

İnsülin direncinin önlenmesinde,

  • İdeal vücut ağırlığı ve vücut yağ oranının korunması,
  • Glisemik indeksi yüksek olan beyaz ekmek, pirinç gibi basit karbonhidrat kaynaklarını tüketmek kan şekerinizin ani artışı ve ani düşüşüne neden olarak insülin direncini tetikleyebilir. Bu nedenle, kan şekerinin dengeli seyrine destek olan kompleks karbonhidrat kaynakları (tam tahıllar, tam tahıllardan yapılmış ekmek ve çeşitleri, geleneksel koşullarda üretilmiş bulgur, sebze ve meyve tüketimi) tercih etmek,
  • Diyetteki lif kaynaklarını arttırmak,
  • Vücudu uzun süreli açlıktan korumak (gerekiyorsa gün içinde 1-2 ara öğün eklemek)
  • Glisemik indeksi yüksek olan incir, üzüm, kavun gibi meyvelerin tek başına tüketiminden kaçınmak,
  • Fiziksel aktiviteyi ihmal etmemek ve mümkün olduğunca artırmak önem taşıyor.

Sabri Ülker Vakfı hakkında:

Türk gıda sektörünün duayeni Sabri Ülker anısına kurulmuş olan ve misyonunu Sabri Ülker’in hayat felsefesinden derleyen Vakıf, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgi ile aydınlatmak üzere faaliyetlerini sürdürüyor. Avrupa Beslenme Vakıfları İletişim Platformu’nun Türkiye’den tek üyesi olan Vakıf, 2009 yılından bu yana topluma sağlıklı yaşam ve beslenme konularında güvenilir bilimsel bilgiyi ulaştırmakta ve dünya genelinde referans kabul edilen kurumlar ile iş birliği içinde Türkiye’nin referans kurumu olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum